Kasas Sûresi76. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | elbette | Indeed, |
| 2 | قارون | — | ḳārūne | Karun | Qarun, |
| 3 | كان | ك و نKVN | kāne | idi | was |
| 4 | من | — | min | -nden | from |
| 5 | قوم | ق و مGVM | ḳavmi | kavmi- | (the) people |
| 6 | موسى | — | mūsā | Musa'nın | (of) Musa, |
| 7 | فبغى | ب غ يBĞY | febeğā | azgınlık etti | but he oppressed |
| 8 | عليهم | — | ǎleyhim | onlara karşı | [on] them. |
| 9 | وآتيناه | ا ت يETY | ve āteynāhu | ve ona vermiştik | And We gave him |
| 10 | من | — | mine | -den | of |
| 11 | الكنوز | ك ن زKNZ | l-kunūzi | hazineler- | the treasures |
| 12 | ما | — | mā | ki | which |
| 13 | إن | — | inne | muhakkak | indeed |
| 14 | مفاتحه | ف ت حFTḪ | mefātiHahu | onun anahtarları | (the) keys of it |
| 15 | لتنوء | ن و اNVE | letenū'u | ağır geliyordu | would burden |
| 16 | بالعصبة | ع ص بAṦB | bil-ǔSbeti | bir topluluğa | a company (of men) |
| 17 | أولي | ا و لEVL | ūlī | sahibi | possessors of great strength. |
| 18 | القوة | ق و يGVY | l-ḳuvveti | kuvvet | possessors of great strength. |
| 19 | إذ | — | iƶ | hani | When |
| 20 | قال | ق و لGVL | ḳāle | demişti ki | said |
| 21 | له | — | lehu | ona | to him |
| 22 | قومه | ق و مGVM | ḳavmuhu | kavmi | his people, |
| 23 | لا | — | lā | """(Do) not" | |
| 24 | تفرح | ف ر حFRḪ | tefraH | şımarma | exult. |
| 25 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 26 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 27 | لا | — | lā | (does) not | |
| 28 | يحب | ح ب بḪBB | yuHibbu | sevmez | love |
| 29 | الفرحين | ف ر حFRḪ | l-feriHīne | şımarıkları | the exultant. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان قرون كان من قوم موسى فبغى عليهم وءاتينه من الكنوز ما ان مفاتحه لتنوا بالعصبة اولى القوة اذ قال له قومه لا تفرح ان الله لا يحب الفرحين
Arapça (Harekeli)
إِنَّ قَارُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَى فَبَغَى عَلَيْهِمْ وَآتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ بِالْعُصْبَةِ أُولِي الْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحِينَ
Transliterasyon
İnne kârûne kâne min kavmi mûsâ, fe begâ aleyhim, ve âteynâhu minel kunûzi mâ inne mefâtihahu le tenûu bil usbeti ulil kuvveh(kuvveti), iz kâle lehu kavmuhu lâ tefrah innallâhe lâ yuhıbbul ferihîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Inna q<span class="u">a</span>roona k<span class="u">a</span>na min qawmimoos<span class="u">a</span> fabagh<span class="u">a</span> AAalayhim wa<span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>humina alkunoozi m<span class="u">a</span> inna maf<span class="u">a</span>ti<span class="u">h</span>ahu latanoo-obi<span class="b">a</span>lAAu<span class="u">s</span>bati olee alquwwati i<span class="u">th</span> q<span class="u">a</span>lalahu qawmuhu l<span class="u">a</span> tafra<span class="u">h</span> inna All<span class="u">a</span>ha l<span class="u">a</span>yu<span class="u">h</span>ibbu alfari<span class="u">h</span>een<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki Kârun, Mûsâ'nın kavmindendi de onlara karşı isyân etti; ona öyle hazîneler vermiştik ki anahtarlarını bile güçlü kuvvetli on, onbeş kişi götüremezdi. Hani kavmi ona sevinip övünme demişti, şüphe yok ki Allah, sevinip övünenleri sevmez.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez."
Bayraktar Bayraklı
Kârûn, Mûsâ'nın kavminden idi. Onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki anahtarlarını güçlü, kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: “Şımarma! Bil ki Allah şımaranları sevmez.”
Diyanet İşleri
Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlükuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.*
Edip Yüksel
Karun, Musa'nın halkından olmasına rağmen ihanet edip onlara zulmetti. Kendisine öyle hazineler vermiştik ki anahtarları güçlü bir topluluğa bile ağır geliyordu. Halkı ona şöyle demişti: "Şımarma, ALLAH şımaranları sevmez."
Elmalılı Hamdi Yazır
Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez."
Erhan Aktaş
Karun, Musa’nın halkından birisiydi. Halkına karşı azgınlaştı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarlarını güçlü bir topluluk zor taşıyordu. Halkı ona: “ Şımarma! Allah şımaranları sevmez.” demişti.
Hakkı Yılmaz
(76,77)Şüphesiz Karun, Mûsâ'nın toplumundan idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, şüphesiz onun anahtarları güçlü kuvvetli bir topluluğa ağır gelirdi. Bir zaman toplumu ona demişti ki: “Şımarma! Şüphesiz ki Allah şımarıkları sevmez. Ve Allah'ın sana verdiğinde âhiret yurdunu iste. Dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun. Ve yeryüzünde bozgunculuğu isteme. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.”
Muhammed Esed
(İMDİ,) Hesap Günü'nde bu duruma düşmek istemeyenler bilsinler ki şu ünlü Kârûn da Musa'nın kavmindendi ve kendini büyük görüp onlara zulmediyordu; çünkü Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki, sadece anahtarlarını taşımak bile bir manga adama, hatta daha fazlasına zor gelirdi. Soydaşları ona: "(Servetinden ötürü) böyle böbürlenme, çünkü Allah böbürlenenleri sevmez!
Mustafa İslamoğlu
Unutmayın ki, Karun da Musa kavmine mensup biriydi; fakat onların omuzlarında yükselerek haddi aştı; zira Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki, sadece anahtarlarını taşımak bile güçlü kuvvetli bir müfrezeye zor gelirdi. Bir gün kavmi ona dedi ki: "Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.
Suat Yıldırım
Yoldan sapanlardan biri olan Karun da Mûsa'nın ümmetinden olup onlara karşı böbürlenerek zulmetmişti. Ona hazineler dolusu öyle bir servet vermiştik ki o hazinelerin anahtarlarını bile güçlü kuvvetli bir bölük zor taşırdı. Halkı ona: “Servetine güvenip şımarma, böbürlenme! Zira Allah böbürlenenleri sevmez! ” demişti. {KM, Sayılar 16. bölüm}
Süleyman Ateş
Karun, Musa'nın kavminden idi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki onun (hazinelerinin) anahtarlarını (taşımak), güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma, Allah, şımarıkları sevmez."
Şaban Piriş
Karun, Musanın kavminden idi; ama onlara karşı azgınlık etti. Ona güçlü bir sürü adamın anahtarlarını taşımakta zorluk çektiği hazineler vermiştik. Kavmi ona:-Şımarma, çünkü Allah, şımarıkları sevmez, demişti.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu da bir gerçek ki Karun, Musa kavmindendi. Onlara karşı şımarıklık / azgınlık yaptı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma, çünkü Allah şımaranları sevmez."
Edip-Layth-Martha
Qarun was from among Moses' people, but he betrayed them. We gave him such treasures that the keys thereof were almost too heavy for the strongest person. His people said to him: "Do not enjoy, for God does not like hedonists."*
Muhammad Asad
[NOW,] BEHOLD, Qarun was one of the people of Moses;* but he arrogantly exalted himself above them - simply because We had granted him such riches that his treasure-chests alone would surely have been too heavy a burden for a troop of ten men or even more.* When [they perceived his arrogance,] his people said unto him: Exult not [in thy wealth], for, verily, God does not love those who exult [in things vain]!
Rashad Khalifa
Qaaroon (the slave driver) was one of Moses' people who betrayed them and oppressed them. We gave him so many treasures that the keys thereof were almost too heavy for the strongest hand. His people said to him, "Do not be so arrogant; GOD does not love those who are arrogant.,
The Monotheist Group
Qaroon was from among the people of Moses, but he betrayed them. And We gave him such treasures that the keys thereof were almost too heavy for the strongest person.His people said to him: "Do not glee, for God does not love the gleeful."