Al-i İmran Sûresi154. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (75 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ثمṧummesonraThen
2أنزلن ز لNZLenzeleindirdiHe sent down
3عليكمǎleykumsizeupon you
4منminfrom
5بعدب ع دBAD̃beǎ'diardındanafter
6الغمغ م مĞMMl-ğammio üzüntününthe distress
7أمنةا م نEMNemenetenbir güvensecurity -
8نعاسان ع سNASnuǎāsenbir uykuslumber
9يغشىغ ش وĞŞVyeğşābürüyenovercoming
10طائفةط و فŦVFTāifetenbir kısmınızıa group
11منكمminkumsizdenof you,
12وطائفةط و فŦVFveTāifetunve bir kısmınız dawhile a group
13قدḳaddoğrusucertainly
14أهمتهمه م مHMMehemmethumkaygısına düşmüştüworried [them]
15أنفسهمن ف سNFSenfusuhumkendi canlarının(about) themselves
16يظنونظ ن نƵNNyeZunnūnebir zanda bulunuyorlarthinking
17باللهbillahiAllah'a karşıabout Allah
18غيرغ ي رĞYRğayra-sızother than
19الحقح ق قḪGGl-Haḳḳihak-the truth -
20ظنظ ن نƵNNZennezannı (gibi)(the) thought
21الجاهليةج ه لCHLl-cāhiliyyeticahiliyye(of) [the] ignorance.
22يقولونق و لGVLyeḳūlūnediyorlardısaying,
23هلhelvar mı"""Is (there)"
24لناlenābizefor us
25منminefrom
26الأمرا م رEMRl-emribu iştenthe matter
27منminhiçbirany
28شيءش ي اŞYEşey'inşey"thing?"""
29قلق و لGVLḳulde kiSay,
30إنinneşüphesiz"""Indeed"
31الأمرا م رEMRl-emrathe matter
32كلهك ل لKLLkullehubütünüyleall (of) it
33للهlillahiAllah'a aittir"(is) for Allah."""
34يخفونخ ف يḢFYyuḣfūneonlar gizliyorlarThey hide
35فيin
36أنفسهمن ف سNFSenfusihimiçlerindethemselves
37ماşeyleriwhat
38لاnot
39يبدونب د وBD̃Vyubdūneaçıklayamadıklarıthey reveal
40لكlekesanato you,
41يقولونق و لGVLyeḳūlūnediyorlar kiThey say,
42لوlevşayet"""If"
43كانك و نKVNkāneolsaydıwas
44لناlenābizefor us
45منminefrom
46الأمرا م رEMRl-emribu iştenthe matter
47شيءش ي اŞYEşey'unbir şey (fayda)anything
48ماnot
49قتلناق ت لGTLḳutilnāöldürülmezdikwe would have been killed
50هاهناhāhunāburada"here."""
51قلق و لGVLḳulde kiSay,
52لوlevşayet"""If"
53كنتمك و نKVNkuntumolsaydınızyou were
54فيin
55بيوتكمب ي تBYTbuyūtikumevlerinizde dahiyour houses,
56لبرزب ر زBRZleberazemutlaka boylardısurely (would have) come out
57الذينelleƶīneolanlarthose who -
58كتبك ت بKTBkutibeyazılmışwas decreed
59عليهمǎleyhimuüzerineupon them
60القتلق ت لGTLl-ḳatluöldürülme(si)[the] death
61إلىilātowards
62مضاجعهمض ج عŽCAmeDāciǐhimyatacakları yeritheir places of death.
63وليبتليب ل وBLVveliyebteliyeve denemesi içindirAnd that might test
64اللهllahuAllah'ınAllah
65ماolanıwhat
66فيiçinde(is) in
67صدوركمص د رṦD̃RSudūrikumgöğüslerinizyour breasts
68وليمحصم ح صMḪṦveliyumeHHiSave açığa çıkarması içindirand that He may purge
69ماolanıwhat
70فيiçinde(is) in
71قلوبكمق ل بGLBḳulūbikumkalblerinizyour hearts.
72واللهvallahuAllahAnd Allah
73عليمع ل مALMǎlīmunbilir(is) All-Aware
74بذاتbiƶātiözünüof what
75الصدورص د رṦD̃RS-Sudūrigöğüslerin(is in) the breasts.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ثم انزل عليكم من بعد الغم امنة نعاسا يغشى طائفة منكم وطائفة قد اهمتهم انفسهم يظنون بالله غير الحق ظن الجهلية يقولون هل لنا من الامر من شىء قل ان الامر كله لله يخفون فى انفسهم ما لا يبدون لك يقولون لو كان لنا من الامر شىء ما قتلنا ههنا قل لو كنتم فى بيوتكم لبرز الذين كتب عليهم القتل الى مضاجعهم وليبتلى الله ما فى صدوركم وليمحص ما فى قلوبكم والله عليم بذات الصدور

Arapça (Harekeli)

ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَى طَائِفَةً مِّنكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللَّهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الْأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الْأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللَّهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Transliterasyon

Summe enzele aleykum min ba’dil gammi emeneten nuâsen yagşâ tâifeten minkum, ve tâifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi gayrel hakkı zannel câhiliyyeh(câhiliyyeti), yekûlûne hel lenâ minel emri min şey’(şey’in), kul innel emre kullehu lillâh|i|, yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne lek|e|, yekûlûne lev kâne lenâ minel emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ, kul lev kuntum fî buyûtikum le berezellezîne kutibe aleyhimul katlu ilâ medâciihim, ve li yebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li yumahhısa mâ fî kulûbikum, vallâhu alîmun bi zâtis sudûr|i|.

Transliteration (Eng.)

Thumma anzala AAalaykum min baAAdi alghammiamanatan nuAA<span class="u">a</span>san yaghsh<span class="u">a</span> <span class="u">ta</span>-ifatan minkumwa<span class="u">ta</span>-ifatun qad ahammat-hum anfusuhum ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>unnoonabi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi ghayra al<span class="u">h</span>aqqi <span class="i"><span class="u">th</span></span>annaalj<span class="u">a</span>hiliyyati yaqooloona hal lan<span class="u">a</span> mina al-amri minshay-in qul inna al-amra kullahu lill<span class="u">a</span>hi yukhfoona feeanfusihim m<span class="u">a</span> l<span class="u">a</span> yubdoona laka yaqooloona law k<span class="u">a</span>nalan<span class="u">a</span> mina al-amri shay-on m<span class="u">a</span> qutiln<span class="u">a</span> h<span class="u">a</span>hun<span class="u">a</span>qul law kuntum fee buyootikum labaraza alla<span class="u">th</span>eena kutibaAAalayhimu alqatlu il<span class="u">a</span> ma<span class="u">da</span>jiAAihim waliyabtaliyaAll<span class="u">a</span>hu m<span class="u">a</span> fee <span class="u">s</span>udoorikum waliyuma<span class="u">hh</span>i<span class="u">s</span>am<span class="u">a</span> fee quloobikum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu AAaleemun bi<span class="u">tha</span>tia<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>udoor<span class="b">i</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu gamdan sonra size emniyetle bir uyku verdi ki içinizden bir bölüğü sarıp kapladı. Bir bölükse can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, Müslümanlıktan önceki bilgisizlik çağında olduğu gibi haksız zanlara kapıldılar. Diyorlar ki: Bu işte nemiz var bizim? De ki: Bütün işler Allah'ındır. Onlar, sana açıklamadıklarını yüreklerinde gizliyorlar ve bu işte payımız olsaydı burada öldürülmezdik diyorlar. De ki: Evlerinizde de olsanız, öldürmeleri yazılanlar, gene çıkarlar, öldürülüp yatacakları yerlere giderlerdi ve Allah, gönüllerinizde olanları yoklamak, yüreklerinizdekini artırmak için yaptı bunu ve Allah, yüreklerinizde ne varsa hepsini bilir.

Ali Bulaç

Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu ve uyku hali, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükûneti bağışladı; oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest câhiliye düşüncelerine- kapıldılar ve “Bu konuda o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?” diye kendi kendilerine sordular. De ki: “Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!” Onlara gelince, onlar “Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık” diyerek, ey Peygamber, sana göstermeyecekleri o iman zayıflığını içlerinde saklamaya çalışıyorlar. Onlara de ki: “Evlerinizde de kalmış olsaydınız, içinizden ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri/öldürülecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi.” Bu başınıza gelenlerin hepsi, Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir. Zira Allah, insanların sinelerindeki her şeyi bilir.

Diyanet İşleri

Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, "Bu işten bize ne!" diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.*

Edip Yüksel

Sonra o üzüntünün ardından, içinizden bir grubu sakinleştiren güven dolu bir uykuyu üzerinize indirdi. Bir kısmınız bencilce kendi derdine düşmüş, cahiliye döneminde olduğu gibi ALLAH hakkında yanlış düşünceler üretiyor ve, "Bu işte bir karar yetkimiz olsaydı öldürülmezdik" diyordu. "Tüm yetki ALLAH'ındır" de. Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlardı. "Bizim bir yetkimiz olsaydı burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, aranızda ölmesi kararlaştırılanlar devrilecekleri yere doğru sürüneceklerdi." ALLAH böylece göğüslerinizdekini dener ve kalplerinizdekini arıtır. ALLAH en gizli düşünceleri bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.

Erhan Aktaş

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı cahiliye* dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. “Bu işten bize ne?” diyorlardı. De ki: “Her şeyin takdiri yalnızca Allah’ındır.”. Sana, açıklamadıkları şeyleri, içlerinde gizliyorlar. “Elimizden bir şey gelseydi burada öldürülmezdik.” diyorlar. De ki: “Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp giderlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir.

Hakkı Yılmaz

Sonra Allah, o kederin ardından üzerinize bir güven, sizden bir grubu örtüp bürüyen bir uyku indirdi. Bir grup da nefislerinin sevdasına düştü; Allah'a karşı gerçek dışı cahiliyet zannı olarak, zan üretiyorlardı. Onlar, “Bu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. –De ki: “Bütün iş Allah'a aittir.– Onlar, sana açıklamayacakları şeyleri içlerinde saklıyorlardı. Onlar, “Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik” diyorlardı. De ki: “Eğer siz, evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış olanlar kesinlikle yan gelip yatacakları [öldürülecekleri] yerlere çıkıp gidecekti.” Ve o, Allah'ın göğüslerinizdekini sınaması ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir. Ve Allah, göğüslerinizdekini çok iyi bilendir.

Muhammed Esed

Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükûneti bağışladı; oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest cahiliyye düşüncelerine- kapıldılar ve "(Bu konuda)) o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?" diye (kendi kendilerine) sordular. De ki: "Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!" (Onlara gelince,) onlar, "Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık" diyerek (ey Peygamber,) sana göstermeyecekleri o (iman zayıflığı)nı içlerinde saklamaya çalışıyorlar. (Onlara) de ki: "Evlerinizde de kalmış olsaydınız, (içinizden) ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi." Ve bu (başınıza gelenlerin tümü), Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir: Zira Allah, (insanların) kalplerindeki her şeyi bilir.

Mustafa İslamoğlu

Sonra (Allah), bu elemin ardından size bir güven hissi, bir kısmınızı çepeçevre kuşatan bir dinginlik bahşetti. Diğer bir kısmınız ise canlarının derdine düşmüşlerdi; Allah hakkında, haddini bilmezlik çağına özgü, yanlış tasavvurlara kapıldılar. Diyorlardı ki: "Bizim, mutlak hükümranlıkta bir karar yetkimiz var da (kullanmadık) mı sankı?" De ki: "Bütün yetki, yalnızca Allah'a aittir." Onlar ise içlerinde gizleyip sana göstermedikleri gerçek duygularını (şöyle) dile getiriyorlardı: "Eğer karar yetkisi bizde olsaydı, burada bu kadar ölü vermezdik." de ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız dahi, ölümü mukadder olanlarınızı, o ölüm, elbet yataklarına kadar kovalardı." Bu da, Allah'ın göğüslerinizde olan her bir şeyi sınaması ve kalplerinizde olanları arıtıp damıtması içindir: zira Allah kalplerin içini bilir.

Suat Yıldırım

Sonra o kederin peşinden üzerinize bir güven duygusu indirdi. Sizden bir kısmını bürüyen tatlı bir uyku hali verdi. Bir kısmınız ise can derdine düşmüş, Allah hakkında Cahiliye devrindekine benzer, gerçek dışı şeyler düşünüyorlar: “Bu işin kararlaştırılmasında bizim yetkimiz mi var? Ne gezer! ” diye söyleniyorlardı. De ki: “Bütün yetki ve karar Allah'ındır” Onlar aslında içlerinde, sana karşı açığa vuramadıkları birş eyler saklıyor ve kendi aralarında: “Bu emir ve komuta işinde bir payımız olsaydı, şimdi burada olmaz, öldürülmezdik. ” diyorlardı. De ki: Siz evlerinizde dahi olsaydınız, haklarında ölüm takdir edilenler, mutlaka düşüp ölecekleri yerlere doğru çıkacaklardı. Allah, sizin içinizde olanı sınamak ve kalplerinizi her türlü vesvese ve kirden arındırıp pırıl pırıl yapmak içindir ki bunu başınıza getirdi. Allah sinelerin özünü dahi bilir. [48, 12]*

Süleyman Ateş

Sonra o üzüntünün ardından (Allah) size bir güven, bir kısmınızı bürüyen bir uyku indirdi; bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: "Bu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'a aittir." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bize bir fayda olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine üzerine öldürülme(si) yazılmış olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allah göğüslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini açığa çıkarmak için (bunları başınıza getirdi)". Allah göğüslerin özünü bilir.

Şaban Piriş

Sonra, o kederin ardından size öyle bir güven öyle bir uyku indirdik ki O, içinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine düşüp, Allah hakkında, cahiliye (dönemi) zannı ile doğru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: -Bu işten bize ne? (Bizmi gelmek istedik) diyorlardı. De ki:-İş tamamıyla Allahındır. İçlerinde, sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar.-Bizim görüşümüz alınsaydı, burada öldürülüp gitmezdik, diyorlar. De ki:-Evlerinizde bulunsaydınız bile, öldürülecekleri takdir olunanlar yatırılacakları yere giderlerdi. Bu, Allahın gönüllerinizdekini denemesi ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir... Allah, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir grubu sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. "Şu işten bize birşey var mı?" diyorlardı. De ki: "Emir / iş ve oluş tümüyle Allah'ındır." Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bizim lehimize birşey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik." Söyle onlara: "Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı." Bu, Allah göğüslerinizdekini denesin, kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

Edip-Layth-Martha

Then after the worry, He sent down to you a peaceful slumber, overtaking a group of you; while another group was worried about themselves; they were thinking about God other than the truth, the thoughts of the days of ignorance. They say, "Why are we involved in this affair?" Say, "The entire affair is up to God." They hide in their persons what they do not show to you; they say, "If we had a say in this affair then none of us would have been killed here." Say, "If you were inside your own homes, then the ones who have been marked for death would have gone forth to their resting place." God will test what is in your chests and bring out what is in your hearts. God is Knowledgeable as to what is in the chests.

Muhammad Asad

Then, after this woe, He sent down upon you a sense of security, an inner calm which enfolded some of you,* whereas the others, who cared mainly for themselves, entertained wrong thoughts about God - thoughts of pagan ignorance - saying, "Did we, then, have any power of decision [in this matter]?"* Say: "Verily, all power of decision does rest with God"* - [but as for them,] they are trying to conceal within themselves that [weakness of faith] which they would not reveal unto thee, [O Prophet, by] saying, "If we had any power of decision, we would not have left so many dead behind."* Say [unto them]: "Even if you had remained in your homes, those [of you] whose death had been ordained would indeed have gone forth to the places where they were destined to lie down." And [all this befell you] so that God might put to a test all that you harbour in your bosoms, and render your innermost hearts* pure of all dross: for God is aware of what is in the hearts [of men].

Rashad Khalifa

After the setback, He sent down upon you peaceful slumber that pacified some of you. Others among you were selfishly concerned about themselves. They harbored thoughts about GOD that were not right - the same thoughts they had harbored during the days of ignorance. Thus, they said, "Is anything up to us?" Say, "Everything is up to GOD." They concealed inside themselves what they did not reveal to you. They said, "If it was up to us, none of us would have been killed in this battle." Say, "Had you stayed in your homes, those destined to be killed would have crawled into their death beds." GOD thus puts you to the test to bring out your true convictions, and to test what is in your hearts. GOD is fully aware of the innermost thoughts.,

The Monotheist Group

Then He sent down to you after the worry a tranquility in sleepiness, it overtook a group of you; and another group was obsessed with themselves, they were thinking about God other than the truth, the thoughts of the days of ignorance. They say: "Why are we involved in this affair?" Say: "The entire affair is for God." They hide in their souls what they do not show to you, they say: "If we had a say in this affair then none of us would have been killed here." Say: "If you were inside your own homes, then the ones who had been marked for death would have come out to their resting place." God will test what is in your chests and bring out what is in your hearts. God is Knowledgeable as to what is in the chests.