Al-i İmran Sûresi167. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (33 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وليعلم | ع ل مALM | veliyeǎ'leme | ve bilmesi içindir | And that He (might) make evident |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseleri | those who |
| 3 | نافقوا | ن ف قNFG | nāfeḳū | iki yüzlülük edenleri | (are) hypocrites. |
| 4 | وقيل | ق و لGVL | ve ḳīle | dendiği halde | And it was said |
| 5 | لهم | — | lehum | onlara | to them, |
| 6 | تعالوا | ع ل وALV | teǎālev | gelin | """Come," |
| 7 | قاتلوا | ق ت لGTL | ḳātilū | savaşın | fight |
| 8 | في | — | fī | in | |
| 9 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolunda | (the) way |
| 10 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah |
| 11 | أو | — | evi | ya da | or |
| 12 | ادفعوا | د ف عD̃FA | dfeǔ | savunun | "defend.""" |
| 13 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | They said, |
| 14 | لو | — | lev | eğer | """If" |
| 15 | نعلم | ع ل مALM | neǎ'lemu | bilseydik | we knew |
| 16 | قتالا | ق ت لGTL | ḳitālen | savaş (olacağını) | fighting |
| 17 | لاتبعناكم | ت ب عTBA | lāttebeǎ'nākum | sizinle gelirdik | "certainly we (would have) followed you.""" |
| 18 | هم | — | hum | onlar | They - |
| 19 | للكفر | ك ف رKFR | lilkufri | küfre | to disbelief |
| 20 | يومئذ | — | yevmeiƶin | o gün | that day |
| 21 | أقرب | ق ر بGRB | eḳrabu | yakın idiler | (were) nearer |
| 22 | منهم | — | minhum | ondan | than [them] |
| 23 | للإيمان | ا م نEMN | lilīmāni | imandan (çok) | to the faith, |
| 24 | يقولون | ق و لGVL | yeḳūlūne | söylüyorlar | saying |
| 25 | بأفواههم | ف و هFVH | biefvāhihim | ağızlarıyla | with their mouths |
| 26 | ما | — | mā | what | |
| 27 | ليس | ل ي سLYS | leyse | olmayanı | was not |
| 28 | في | — | fī | içinde | in |
| 29 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | kalblerinin | their hearts. |
| 30 | والله | — | vallahu | halbuki Allah | And Allah |
| 31 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | çok iyi bilmektedir | (is) Most Knowing |
| 32 | بما | — | bimā | şeyi | of what |
| 33 | يكتمون | ك ت مKTM | yektumūne | içlerinde sakladıkları | they conceal. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وليعلم الذين نافقوا وقيل لهم تعالوا قتلوا فى سبيل الله او ادفعوا قالوا لو نعلم قتالا لاتبعنكم هم للكفر يومئذ اقرب منهم للايمن يقولون بافوههم ما ليس فى قلوبهم والله اعلم بما يكتمون
Arapça (Harekeli)
وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّاتَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَانِ يَقُولُونَ بِأَفْوَاهِهِم مَّا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
Transliterasyon
Ve li ya’lemellezîne nâfekû, ve kîle lehum teâlev kâtilû fî sebîlillâhi evidfeû kâlû lev na’lemu kıtâlen letteba’nâkum, hum lil kufri yevmeizin akrabu minhum lil îmân|i|, yekûlûne bi efvâhihim mâ leyse fî kulûbihim, vallâhu a’lemu bi mâ yektumûn|e|.
Transliteration (Eng.)
WaliyaAAlama alla<span class="u">th</span>eena n<span class="u">a</span>faqoowaqeela lahum taAA<span class="u">a</span>law q<span class="u">a</span>tiloo fee sabeeli All<span class="u">a</span>hiawi idfaAAoo q<span class="u">a</span>loo law naAAlamu qit<span class="u">a</span>lan la<span class="b">i</span>ttabaAAn<span class="u">a</span>kumhum lilkufri yawma-i<span class="u">th</span>in aqrabu minhum lil-eem<span class="u">a</span>niyaqooloona bi-afw<span class="u">a</span>hihim m<span class="u">a</span> laysa fee quloobihim wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>huaAAlamu bim<span class="u">a</span> yaktumoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Münafıklık edenleri de açığa vurmayı murad etmişti. Onlara, gelin, Allah yolunda savaşın, yahut da onları defedin deyince, savaşmayı bilseydik elbette size uyardık dediler. Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayanı söze getiriyorlardı. Onların bütün gizlediklerini Allah bilir.
Ali Bulaç
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
Bayraktar Bayraklı
Bu savaş, yine münâfıkları ve kendilerine, “Geliniz, Allah yolunda savaşınız yahut müdafaa ediniz” denildiğinde, “Eğer savaşmayı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik” diye cevap verenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar o gün kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek, imandan çok inkâra yaklaştılar. Halbuki Allah, gizlemeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir.
Diyanet İşleri
166,167. İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kafirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Edip Yüksel
İkiyüzlüler de böylece açığa çıkarılır. Kendilerine, "Gelin, ALLAH yolunda savaşın ya da katkıda bulunun" denildiğinde, onlar, "Savaştan anlasaydık size katılırdık" dediler. O an onlar onaydan daha çok inkâra yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Halbuki ALLAH onların gizlediğini çok iyi biliyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
166,167. İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
Erhan Aktaş
Bir de münafık olanların belirlenmesi içindi. Onlara: “ Gelin bizimle birlikte Allah yolunda savaşın veya savunmada bulunun.” denildiğinde; onlar: “Savaşmayı bilseydik elbette sizin arkanızdan gelirdik.” dediler. Onlar, izin günü, imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.
Hakkı Yılmaz
(166-168)İki topluluğun karşılaştığı günde size dokunan şeyler de Allah'ın izniyledir/ bilgisiyledir. Ve mü’minleri bildirsin/ işaretleyip göstersin ve münâfıklık yapan kimseleri –kendileri oturup dururken kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi” diyen kimseleri– bildirsin/ işaretleyip göstersin diyedir. Ve onlara: “Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya savunma yapınız” denilmişti. Onlar: “Biz, savaşı bilseydik kesinlikle size uyardık” dediler. Onlar o gün, imandan çok Allah'ın ilâhlığını, rabliğini örmeye yakındılar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyleri ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, gizledikleri şeyleri daha iyi bilendir. De ki: “Eğer doğru kimseler iseniz, haydi kendinizden ölümü uzaklaştırınız.”
Muhammed Esed
(ve yine,) ikiyüzlülük yapmış olanları ve kendilerine: "Gelin, Allah yolunda savaşın" yahut, "kendinizi savunun!" denildiğinde, "Eğer savaş(la sonuçlanacağın)ı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar, o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek imandan çok irtidada yaklaştılar. Halbuki Allah, gizlemeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir:
Mustafa İslamoğlu
Yine, ikiyüzlülük yapıp da kendilerine "Gelin, Allah yolunda savaşın!", dahası "Kendinizi savunun!" denildiğinde, "Eğer savaş (çıkacağın)ı bilseydik kesinlikle arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri belirlemek içindi. Onlar o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek inkara imandan daha fazla yaklaştılar. Oysa ki Allah onların gizledikleri şeyi çok iyi biliyordu;
Suat Yıldırım
166, 167. İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelen musîbet Allah'ın izniyle olmuştu. Bu da O'nun müminleri ayırd etmesi, münafıklık yapanları da meydana çıkarması için idi. O münafıklara: “Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa düşmanınızın size ve ailelerinize saldırmasını önleyin! ” denildiğinde: “Biz savaş olacağını bilseydik size katılırdık. ” dediler. Doğrusu o gün onlar imandan ziyade küfre yakın idiler. Onlar, ağızlarıyla, kalplerinde olmayan şeyleri söylüyorlardı. Ama Allah onların gizlediklerini pek iyi bilir.*
Süleyman Ateş
Ve iki yüzlülük edenleri bilsin (ortaya çıkarsın). Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın, ya da savunun." dendiği halde: "Eğer savaş (olacağını) bilseydik, sizinle gelirdik." dediler. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlar. Halbuki Allah, içlerinde sakladıkları şeyi çok iyi bilmektedir.
Şaban Piriş
166,167. -İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelen ancak Allahın izni ile olmuştu. Müminleri belirlemek ve münafıklık edenleri de ortaya çıkarmak için. O münafıklara: -Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdafaada bulunun! denilmiş, onlar da: -Savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik elbette, demişlerdi. Onlar o gün, imandan çok küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediğini çok iyi biliyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve iki yüzlülük yapan münafıkları bilsin diye. Onlara, "hadi gelin, Allah yolunda çarpışın yahut savunma yapın" dendiğinde: "Savaştan haberimiz olsaydı sizi elbette izlerdik." dediler. O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, onların gizlemekte oldukları şeyi çok iyi bilmektedir.
Edip-Layth-Martha
To let those who are hypocrites know, that they were told: "Come fight in the cause of God or defend," they said, "If we knew how to fight we would have followed you." That day they were closer to rejection then they were to acknowledgement. They say with their mouths what is not in their hearts, and God knows well what they conceal.
Muhammad Asad
and mark out those who were tainted with hypocrisy and, when they were told, "Come, fight in God's cause" - or, "Defend yourselves"* - answered, "If we but knew [that it would come to a] fight, we would indeed follow you." Unto apostasy were they nearer on that day than unto faith, uttering with their mouths something which was not in their hearts,* the while God knew fully well what they were trying to conceal:
Rashad Khalifa
And to expose the hypocrites who were told, "Come fight in the cause of GOD, or contribute." They said, "If we knew how to fight, we would have joined you." They were closer to disbelief then than they were to belief. They uttered with their mouths what was not in their hearts. GOD knows what they conceal.,
The Monotheist Group
And to let those who are hypocrites know, that they were told: "Come fight in the cause of God or defend," they said: "If we knew how to fight we would have followed you." They are closer to rejection than they are to belief. They say with their mouths what is not in their hearts, and God is aware of what they conceal.