Al-i İmran Sûresi168. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (16 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | Those who |
| 2 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | diyen(lere) | said |
| 3 | لإخوانهم | ا خ وEḢV | liiḣvānihim | kardeşleri için | about their brothers |
| 4 | وقعدوا | ق ع دGAD̃ | veḳaǎdū | (Savaştan geri kalıp) oturarak | while they sat, |
| 5 | لو | — | lev | eğer | """If" |
| 6 | أطاعونا | ط و عŦVA | eTāǔnā | bizim sözümüzü tutsalardı | they (had) obeyed us |
| 7 | ما | — | mā | not | |
| 8 | قتلوا | ق ت لGTL | ḳutilū | öldürülmezlerdi | "they would have been killed.""" |
| 9 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 10 | فادرءوا | د ر اD̃RE | fedra'ū | haydi savın | """Then avert" |
| 11 | عن | — | ǎn | from | |
| 12 | أنفسكم | ن ف سNFS | enfusikumu | kendinizden | yourselves |
| 13 | الموت | م و تMVT | l-mevte | ölümü | [the] death |
| 14 | إن | — | in | eğer | if |
| 15 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | iseniz | you are |
| 16 | صادقين | ص د قṦD̃G | Sādiḳīne | doğrulardan | truthful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين قالوا لاخونهم وقعدوا لو اطاعونا ما قتلوا قل فادرءوا عن انفسكم الموت ان كنتم صدقين
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ قَالُوا لِإِخْوَانِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا قُلْ فَادْرَءُوا عَنْ أَنفُسِكُمُ الْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Transliterasyon
Ellezîne kâlû li ihvânihim ve kaadû lev atâûnâ mâ kutil|û|, kul fedreû an enfusikumul mevte in kuntum sâdıkîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena q<span class="u">a</span>loo li-ikhw<span class="u">a</span>nihimwaqaAAadoo law a<span class="u">ta</span>AAoon<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> qutiloo qul fa<span class="b">i</span>draooAAan anfusikumu almawta in kuntum <span class="u">sa</span>diqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar öyle kişilerdir ki otururlar da kardeşlerine, eğer derler, bizi dinleselerdi öldürülmeyeceklerdi. De ki: Ölümü çevirin kendinizden sözünüz doğruysa.
Ali Bulaç
Onlar, kendileri oturup kardeşleri için: "Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse."
Bayraktar Bayraklı
Evlerinde oturup da kardeşleri hakkında “Bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyenlere, “Eğer doğru sözlü insanlar iseniz canlarınızı ölümden kurtarınız bakalım” de!
Diyanet İşleri
(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!" de.
Edip Yüksel
Onlar oturup, akrabaları için şunu söylediler: "Bize uysalardı öldürülmeyeceklerdi." De ki: "Ölümü kendinizden savın da doğru sözlü olduğunuzu kanıtlayın."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".
Erhan Aktaş
Savaşa katılmayanlar, kardeşleri için: “Eğer onlar bize uysalardı öldürülmezlerdi.” dediler. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, o zaman ölümü kendinizden savın.”.
Hakkı Yılmaz
(166-168)İki topluluğun karşılaştığı günde size dokunan şeyler de Allah'ın izniyledir/ bilgisiyledir. Ve mü’minleri bildirsin/ işaretleyip göstersin ve münâfıklık yapan kimseleri –kendileri oturup dururken kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi” diyen kimseleri– bildirsin/ işaretleyip göstersin diyedir. Ve onlara: “Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya savunma yapınız” denilmişti. Onlar: “Biz, savaşı bilseydik kesinlikle size uyardık” dediler. Onlar o gün, imandan çok Allah'ın ilâhlığını, rabliğini örmeye yakındılar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyleri ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, gizledikleri şeyleri daha iyi bilendir. De ki: “Eğer doğru kimseler iseniz, haydi kendinizden ölümü uzaklaştırınız.”
Muhammed Esed
kendilerini (savaştan) geri tutanlar, (öldürülen) kardeşleri hakkında, (sonradan,) "Bizi dinleselerdi öldürülmüş olmayacaklardı" dediler. De ki: "Peki, sözünüzde samimi iseniz ölümü başınızdan savın bakalım!"
Mustafa İslamoğlu
kendileri evlerinde oturdukları halde, kardeşleri hakkında şöyle dediklerini: "Eğer bize uysalardı, öldürülmüş olmayacaklardı". De ki: "Hadi eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız, başınızdan savın bakalım ölümü?"
Suat Yıldırım
Onlar o münafıklardır ki kendileri savaşa çıkmayıp evde oturmaları yetmiyor gibi, bir de kalkıp (bilgiçlik taslayarak) savaşta şehid olan arkadaşları hakkında: “Sözümüze kulak verselerdi böyle öldürülmezlerdi. ” derler. De ki: “Eğer, iddianızda tutarlı iseniz, haydi elinizden geliyorsa kendinizi ölümün elinden kurtarın bakalım! ”
Süleyman Ateş
(Savaştan geri kalıp) Oturarak, kardeşleri için "Bizim sözümüzü tutsalardı, öldürülmezlerdi." diyenlere söyle: "Eğer doğru iseniz, kendinizden ölümü savınız!"
Şaban Piriş
Oturdukları yerden, öldürülen kardeşleri için: -Bize uysalardı öldürülmezlerdi, diyen kimselere de ki:-Haydi, doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden savın!
Yaşar Nuri Öztürk
Yerlerinde oturup da kardeşleri için, "bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi" diyenlere şöyle söyle: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!"
Edip-Layth-Martha
Those who remained and said to their brothers, "If they obeyed us they would not have been killed." Say, "Then avert death away from yourselves if you are truthful!"
Muhammad Asad
they who, having themselves held back [from fighting, later] said of their [slain] brethren, "Had they but paid heed to us, they would not have been slain." Say: "Avert, then, death from yourselves, if what you say is true!"
Rashad Khalifa
They said of their kinsmen, as they stayed behind, "Had they obeyed us, they would not have been killed." Say, "Then prevent your own death, if you are truthful.",
The Monotheist Group
Those who remained and said to their brothers: "If they obeyed us they would not have been killed." Say: "Then avert death away from yourselves if you are truthful!"