Al-i İmran Sûresi75. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (36 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ومن | — | ve min | -nden | And from |
| 2 | أهل | ا ه لEHL | ehli | ehli- | (the) People |
| 3 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | Kitap | (of) the Book |
| 4 | من | — | men | öylesi (vardır ki) | (is he) who, |
| 5 | إن | — | in | eğer | if |
| 6 | تأمنه | ا م نEMN | te'menhu | ona emanet bıraksan | you entrust him |
| 7 | بقنطار | ق ن ط رGNŦR | biḳinTārin | yüklerle mal | with a great amount of wealth |
| 8 | يؤده | ا د يED̃Y | yu'eddihi | onu öder | he will return it |
| 9 | إليك | — | ileyke | sana | to you. |
| 10 | ومنهم | — | ve minhum | ve onlardan | And from them |
| 11 | من | — | men | öylesi (de vardır ki) | (is he) who, |
| 12 | إن | — | in | eğer | if |
| 13 | تأمنه | ا م نEMN | te'menhu | ona versen | you entrust him |
| 14 | بدينار | د ن رD̃NR | bidīnārin | bir dinar | with a single coin |
| 15 | لا | — | lā | not | |
| 16 | يؤده | ا د يED̃Y | yu'eddihi | onu ödemez | he will return it |
| 17 | إليك | — | ileyke | sana | to you |
| 18 | إلا | — | illā | başka türlü | except |
| 19 | ما | — | mā | that | |
| 20 | دمت | د و مD̃VM | dumte | sürekli | you keep constantly |
| 21 | عليه | — | ǎleyhi | başına | over him |
| 22 | قائما | ق و مGVM | ḳāimen | dikilmeden | standing. |
| 23 | ذلك | — | ƶālike | bu | That |
| 24 | بأنهم | — | biennehum | onların (içindir) | (is) because they |
| 25 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dedikleri | said, |
| 26 | ليس | ل ي سLYS | leyse | yoktur | """Not" |
| 27 | علينا | — | ǎleynā | bize | on us |
| 28 | في | — | fī | karşı | concerning |
| 29 | الأميين | ا م مEMM | l-ummiyyīne | ümmilere | the unlettered people |
| 30 | سبيل | س ب لSBL | sebīlun | bir yol (sorumluluk) | "any [way] (accountability).""" |
| 31 | ويقولون | ق و لGVL | ve yeḳūlūne | ve söylüyorlar | And they say |
| 32 | على | — | ǎlā | karşı | about |
| 33 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah |
| 34 | الكذب | ك ذ بKZ̃B | l-keƶibe | yalan | the lie |
| 35 | وهم | — | vehum | ve onlar | while they |
| 36 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bile bile | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ومن اهل الكتب من ان تامنه بقنطار يوده اليك ومنهم من ان تامنه بدينار لا يوده اليك الا ما دمت عليه قائما ذلك بانهم قالوا ليس علينا فى الامين سبيل ويقولون على الله الكذب وهم يعلمون
Arapça (Harekeli)
وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Ve min ehlil kitâbi men in te’menhu bi kıntârin yueddihî ileyk|e|, ve minhum men in te’menhu bi dînârin lâ yueddihî ileyke illâ mâ dumte aleyhi kâimâ(kâimen), zâlike bi ennehum kâlû leyse aleynâ fîl ummiyyîne sebîl(sebîlun), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wamin ahli alkit<span class="u">a</span>bi man in ta/manhubiqin<span class="u">ta</span>rin yu-addihi ilayka waminhum man in ta/manhubideen<span class="u">a</span>rin l<span class="u">a</span> yu-addihi ilayka ill<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span>dumta AAalayhi q<span class="u">a</span>-iman <span class="u">tha</span>lika bi-annahum q<span class="u">a</span>loolaysa AAalayn<span class="u">a</span> fee al-ommiyyeena sabeelun wayaqooloonaAAal<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hi alka<span class="u">th</span>iba wahum yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kitap ehlinin içinde öylesi vardır ki ona bir kantar altın emânet etsen onu, olduğu gibi öder. Öylesi de vardır ki bir altın emânet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe geri vermez. Bu da, okuma-yazma bilmeyenlerin mallarını almada bir vebal yok bize demelerindendir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Ali Bulaç
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Bayraktar Bayraklı
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmedikçe onu sana ödemez. Onlar, “Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Diyanet İşleri
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.*
Edip Yüksel
Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. "Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok" dedikleri için böyle davranıyorlar ve bile bile yalanlarını ALLAH'a yakıştırıyorlar.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Erhan Aktaş
Ehl-i Kitap’tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki, bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: “Ümmilerin* malını yemede vebal yoktur.” diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.
Hakkı Yılmaz
Ve Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, eğer onlara yüklerle emanet teslim etsen onu sana geri öder. Onlardan öyleleri de vardır ki ona bir tek altın para emanet etsen, üzerine dikilmeden onu sana geri vermez. Bu, onların: “Ümmilerin/Anakentlilerin bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir” demelerinden dolayıdır. Onlar, bilip durdukları hâlde, Allah hakkında yalan da söylerler.
Muhammed Esed
GEÇMİŞ vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptığımız hiçbir şey)den dolayı bize bir suç yüklenemez" şeklindeki iddialarının bir sonucudur: (Böylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan söylerler.
Mustafa İslamoğlu
Önceki vahyin mensuplarından öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen (kuruşuna dokunmadan) iade eder; öyleleri de var ki, tek bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe sana geri vermez. Bu, onların, "Bizden olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı bir şey lazım gelmez" şeklindeki iddiaları yüzündendir. Fakat onlar bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.
Suat Yıldırım
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder. Ama öylesi de vardır ki, bir altın bile versen başında dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. Bunun sebebi, onların: “Ümmîler hakkında ne yaparsak mübahtır, ondan dolayı sorumlu olmayız. ” demeleridir. Onlar bile bile, Allah hakkında yalan uydururlar. [3, 14]*
Süleyman Ateş
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Şaban Piriş
Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların:-Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, eğer ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmilerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Edip-Layth-Martha
Among the people of the book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said, "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.*
Muhammad Asad
AND AMONG the followers of earlier revelation there is many a one who, if thou entrust him with a treasure, will [faithfully] restore it to thee; and there is among them many a one who, if thou entrust him with a tiny gold coin, will not restore it to thee unless thou keep standing over him - which is an outcome of their assertion,* "No blame can attach to us [for anything that we may do] with regard to these unlettered folk": and [so] they tell a lie about God, being well aware [that it is a lie]."*
Rashad Khalifa
Some followers of the scripture can be trusted with a whole lot, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single dinar; they will not repay you unless you keep after them. That is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the gentiles!" Thus, they attribute lies to GOD, knowingly.,
The Monotheist Group
And from among the people of the Book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while they know.