Ahzab Sûresi37. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (48 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve hani | And when |
| 2 | تقول | ق و لGVL | teḳūlu | diyordun | you said |
| 3 | للذي | — | lilleƶī | kimseye | to the one, |
| 4 | أنعم | ن ع مNAM | en'ǎme | ni'met verdiği | Allah bestowed favor |
| 5 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah bestowed favor |
| 6 | عليه | — | ǎleyhi | ona | on him |
| 7 | وأنعمت | ن ع مNAM | ve en'ǎmte | ve senin ni'met verdiğin | and you bestowed favor |
| 8 | عليه | — | ǎleyhi | kendisine | on him, |
| 9 | أمسك | م س كMSK | emsik | tut | """Keep" |
| 10 | عليك | — | ǎleyke | yanında | to yourself |
| 11 | زوجك | ز و جZVC | zevceke | eşini | your wife |
| 12 | واتق | و ق يVGY | vetteḳi | ve kork | and fear |
| 13 | الله | — | llahe | Allah'tan | "Allah.""" |
| 14 | وتخفي | خ ف يḢFY | vetuḣfī | fakat gizliyordun | But you concealed |
| 15 | في | — | fī | within | |
| 16 | نفسك | ن ف سNFS | nefsike | içinde | yourself |
| 17 | ما | — | mā | şeyi | what |
| 18 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah |
| 19 | مبديه | ب د وBD̃V | mubdīhi | açığa vuracağı | (was to) disclose. |
| 20 | وتخشى | خ ش يḢŞY | ve teḣşā | ve çekiniyordun | And you fear |
| 21 | الناس | ن و سNVS | n-nāse | insanlardan | the people, |
| 22 | والله | — | vallahu | Allah'tır | while Allah |
| 23 | أحق | ح ق قḪGG | eHaḳḳu | layık olan | has more right |
| 24 | أن | — | en | that | |
| 25 | تخشاه | خ ش يḢŞY | teḣşāhu | çekinmene | you (should) fear Him. |
| 26 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | So when |
| 27 | قضى | ق ض يGŽY | ḳaDā | kesince | ended |
| 28 | زيد | — | zeydun | Zeyd | Zaid |
| 29 | منها | — | minhā | o kadından | from her |
| 30 | وطرا | و ط رVŦR | veTaran | ilişiğini | necessary (formalities), |
| 31 | زوجناكها | ز و جZVC | zevvecnākehā | biz onu sana nikahladık | We married her to you |
| 32 | لكي | — | likey | için | so that |
| 33 | لا | — | lā | not | |
| 34 | يكون | ك و نKVN | yekūne | olmaması | there be |
| 35 | على | — | ǎlā | üzerine | on |
| 36 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | mü'minler | the believers |
| 37 | حرج | ح ر جḪRC | Haracun | bir güçlük | any discomfort |
| 38 | في | — | fī | hususunda | concerning |
| 39 | أزواج | ز و جZVC | ezvāci | evlenmek | the wives |
| 40 | أدعيائهم | د ع وD̃AV | ed'ǐyāihim | evlatlıkları | (of) their adopted sons |
| 41 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 42 | قضوا | ق ض يGŽY | ḳaDev | kestikleri | they have ended |
| 43 | منهن | — | minhunne | kadınlarıyle | from them |
| 44 | وطرا | و ط رVŦR | veTaran | ilişkilerini | necessary (formalities). |
| 45 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve | And is |
| 46 | أمر | ا م رEMR | emru | buyruğu | (the) Command |
| 47 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 48 | مفعولا | ف ع لFAL | mef'ǔlen | yerine getirilmiştir | accomplished. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ تقول للذى انعم الله عليه وانعمت عليه امسك عليك زوجك واتق الله وتخفى فى نفسك ما الله مبديه وتخشى الناس والله احق ان تخشىه فلما قضى زيد منها وطرا زوجنكها لكى لا يكون على المومنين حرج فى ازوج ادعيائهم اذا قضوا منهن وطرا وكان امر الله مفعولا
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَاهُ فَلَمَّا قَضَى زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي أَزْوَاجِ أَدْعِيَائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولًا
Transliterasyon
Ve iz tekûlu lillezî en’amallâhu aleyhi ve en’amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllâh ve tuhfî fî nefsike mallâhu mubdîhi ve tahşen nâs|e|, vallâhu ehakku en tahşâh|u|, fe lemmâ kadâ zeydun minhâ vetaran zevvecnâ kehâ likey lâ yekûne alel mu’minîne haracun fî ezvâci ed’ıyâihim izâ kadav min hunne vetarâ(vetaran), ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> taqoolu lilla<span class="u">th</span>eeanAAama All<span class="u">a</span>hu AAalayhi waanAAamta AAalayhi amsik AAalaykazawjaka wa<span class="b">i</span>ttaqi All<span class="u">a</span>ha watukhfee fee nafsika m<span class="u">a</span>All<span class="u">a</span>hu mubdeehi watakhsh<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hua<span class="u">h</span>aqqu an takhsh<span class="u">a</span>hu falamm<span class="u">a</span> qa<span class="u">da</span>zaydun minh<span class="u">a</span> wa<span class="u">t</span>aran zawwajn<span class="u">a</span>kah<span class="u">a</span>likay l<span class="u">a</span> yakoona AAal<span class="u">a</span> almu/mineena <span class="u">h</span>arajunfee azw<span class="u">a</span>ji adAAiy<span class="u">a</span>-ihim i<span class="u">tha</span> qa<span class="u">d</span>awminhunna wa<span class="u">t</span>aran wak<span class="u">a</span>na amru All<span class="u">a</span>hi mafAAool<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
An o zamanı ki Allah'ın, kendisine nîmet verdiği ve senin de nîmetler verdiğin kişiye eşini bırakma ve çekin Allah'tan diyordun ve Allah'ın açığa vuracağı şeyi, içinde gizliyordun ve insanlardan korkuyordun ve Allah'tan korkman daha doğruydu ve o, daha lâyıktı buna. Derken Zeyd, eşinden ilişiğini kesince biz o kadını sana eş ettik, bu da, oğul edinilen kişiler, eşlerinden ayrıldıkları zaman onların bıraktıkları kadınları inananların almalarında bir beis olmadığını bildirmek içindi ve Allah'ın emri yerine gelmiş oldu.
Ali Bulaç
Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, “Eşinden ayrılma, Allah'a saygı duy” dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah'ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha lâyıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikâhladık. Allah'ın emri kesinleşmiştir.
Diyanet İşleri
(Resulüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.*
Edip Yüksel
ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, "Karını tut ve ALLAH'ı gözet" diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki gerçeği onaylayanlar, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
Erhan Aktaş
Hani sen, Allah’ın kendisine bağışta bulunduğu ve senin de kollayıp gözettiğin kimseye, “Eşini yanında tut ve Allah’a takvalı davran.” diyordun. İnsanlardan çekindiğin için, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysaki esas çekinilmesi gereken Allah’tır. Sonra Zeyd, ondan ayrılınca, senin onunla evlenmeni istedik ki, evlatlıkların, kendilerinden boşandıkları kadınların evlenmelerinde, inananların üzerinde bir güçlük olmasın diye. İşte Allah’ın emri böylece yerine gelmiş oldu.
Hakkı Yılmaz
Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: “Eşini yanında tut ve Allah'ın koruması altına gir!” diyordun da insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi içinde saklı tutuyordun. Oysa Allah, Kendisine saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duymana çok daha lâyıktı. Artık Zeyd,* Zeyneb'ten ilişkisini kesince, Biz Zeyneb'i seninle evlendirdik. Ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri zaman, evlatlıklardan ayrılan kadınla evlenme konusunda mü’minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Muhammed Esed
VE BİR ZAMAN, (ey Muhammed,) Allah'ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, "Eşini terk etme ve Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" demiştin. Ve (böylece) Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar(ın ne düşüneceklerin)den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar(la evlendikleri) için müminler suçlanmasın. Ve Allah'ın buyruğu (böylece) yerine getirilmiş oldu.
Mustafa İslamoğlu
Hani bir zamanlar Allah'ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: "Eşini bırakma ve Allah'a karşı saygılı ol!" Ama Allah'ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun: oysa ki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah'tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiç bir engel bulunmasın: sonuçta Allah'ın emri yerine gelmiş oldu.
Suat Yıldırım
Hani hem Allah'ın nimet ve ihsanına, hem de senin iyiliğine nail olmuş olup da hanımını boşamaya karar vermiş olarak sana danışmaya gelmiş olan kişiye sen: “Eşini yanında tut Allah'tan kork! ” demiştin. Allah'ın açığa çıkaracağı bir durumu içinde saklamıştın, çünkü insanlardan çekinmiştin. Halbuki asıl Allah'tan çekinmen gerekirdi. Neticede, Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, Biz onu sana nikâhladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri her zaman gerçekleşir. [4, 23]*
Süleyman Ateş
Allah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.*
Şaban Piriş
Hani sen, Allahın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye:-Eşini tut ve Allahtan sakın! diyordun. Allahın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, eşiyle ilişkisini kestiğinde, biz onu sana eş kıldık. Evlatlıkları eşleriyle ilişkisini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için Allahın emri yapılagelmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı birşeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysa ki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikahladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Edip-Layth-Martha
You said to the one who was blessed by God, and blessed by you: "Keep your wife and revere God," and you hid inside yourself what God wished to proclaim. You feared the people, while it was God you were supposed to fear. So when Zayd ended his relationship with his wife, We had you marry her, to establish that there is no wrongdoing for those who acknowledge marrying the wives of their adopted sons if their relationship is ended. God's command is always done.
Muhammad Asad
AND LO,* [O Muhammad,] thou didst say unto the one to whom God had shown favour and to whom thou hadst shown favour,* Hold on to thy wife, and remain conscious of God!" And [thus] wouldst thou hide within thyself something that God was about to bring to light* for thou didst stand in awe of [what] people [might think], whereas it was God alone of whom thou shouldst have stood in awe!* [But] then, when Zayd had come to the end of his union with her,* We gave her to thee in marriage, so that [in future] no blame should attach to the be­lievers for [marrying] the spouses of their adopted children when the latter have come to the end of their union with them.* And [thus] God's will was done.
Rashad Khalifa
Recall that you said to the one who was blessed by GOD, and blessed by you, "Keep your wife and reverence GOD," and you hid inside yourself what GOD wished to proclaim. Thus, you feared the people, when you were supposed to fear only GOD. When Zeid was completely through with his wife, we had you marry her, in order to establish the precedent that a man may marry the divorced wife of his adopted son. GOD's commands shall be done.,
The Monotheist Group
And you said to the one who was blessed by God, and blessed by you: "Keep your wife and reverence God," and you hid inside yourself what God wished to proclaim. And you were concerned with the people, while God was more deserving that you be concerned with. So when Zayd ended his relationship with his wife, We had you marry her, to establish that there is no wrongdoing for the believers in marrying the wives of their adopted sons if their relationship is ended. And the command of God is always done.