Ahzab Sûresi49. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (23 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1يايYEY/HEY/AH"""O!"
2أيهاأ ي هEYHeyyuhāSİZ!You
3الذينelleƶīnekimselerO you who believe!
4آمنواا م نEMNāmenūinanan(lar)O you who believe!
5إذاiƶāzamanWhen
6نكحتمن ك حNKḪnekeHtumunikahladığınızyou marry
7المؤمناتا م نEMNl-mu'minātiinanan kadınlarıbelieving women
8ثمṧummesonraand then,
9طلقتموهنط ل قŦLGTalleḳtumūhunneboşarsanızdivorce them
10منminbefore
11قبلق ب لGBLḳabliöncebefore
12أنen[that]
13تمسوهنم س سMSStemessūhunneonlara dokunmadanyou have touched them,
14فماfemāyokturthen not
15لكمlekumsizefor you
16عليهنǎleyhinneonların üzerindeon them
17منminany
18عدةع د دAD̃D̃ǐddetinbir iddet (hakkınız)waiting period
19تعتدونهاع د دAD̃D̃teǎ'teddūnehāsayacağınız(to) count concerning them.
20فمتعوهنم ت عMTAfemettiǔhunnehemen geçimliklerini verinSo provide for them
21وسرحوهنس ر حSRḪve serriHūhunneve onları serbest bırakınand release them
22سراحاس ر حSRḪserāHenbir bırakışla(with) a release
23جميلاج م لCMLcemīlengüzelgood.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

يايها الذين ءامنوا اذا نكحتم المومنت ثم طلقتموهن من قبل ان تمسوهن فما لكم عليهن من عدة تعتدونها فمتعوهن وسرحوهن سراحا جميلا

Arapça (Harekeli)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

Transliterasyon

Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nekahtumul mu’minâti summe tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne fe mâ lekum aleyhinne min iddetin ta’teddûnehâ, fe mettiûhunne ve serrihûhunne serâhan cemîlâ(cemîlen).

Transliteration (Eng.)

Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manooi<span class="u">tha</span> naka<span class="u">h</span>tumu almu/min<span class="u">a</span>ti thumma <span class="u">t</span>allaqtumoohunnamin qabli an tamassoohunna fam<span class="u">a</span> lakum AAalayhinna minAAiddatin taAAtaddoonah<span class="u">a</span> famattiAAoohunna wasarri<span class="u">h</span>oohunnasar<span class="u">ah</span>an jameel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, inanan kadınları nikâhladıktan sonra onlara dokunmadan boşarsanız onlar için sayacağınız bir bekleme müddeti yoktur; onlara geçinecek bir şey verin ve güzellikle bırakın.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, mü’min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız!

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.*

Edip Yüksel

Ey gerçeği onaylayanlar, gerçeği onaylayan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur. Onlara bir geçimlik verin ve onları güzellikle terkedin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.

Erhan Aktaş

Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâh edip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın* ve güzellikle ayrılın.

Hakkı Yılmaz

Ey iman etmiş kimseler! Mü’min kadınları nikâh edip, sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, artık sizin için üzerlerinde sayacağınız bir bekleme süresi yoktur. Derhal onları kazançlandırın ve onları güzel bir şekilde salıverin.

Muhammed Esed

SİZ EY imana ermiş olanlar! Mümin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan boşarsanız, onlar adına bir iddet dönemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; o halde (hemen) ihtiyaçlarını karşılayın ve en güzel şekilde bırakın.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin.

Suat Yıldırım

Ey müminler! Mümin kadınlarla nikâh akdi yapıp da onlara dokunmadan kendilerini boşayacak olursanız, onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bu durumda bağışlayacağınız hediyelerle onları memnun ederek güzel bir şekilde boşayın. [2, 228. 236-237]*

Süleyman Ateş

Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın.*

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, mümin kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.

Edip-Layth-Martha

O you who acknowledge, if you married the acknowledging women and then divorced them before having intercourse with them, then there is no interim required of them. You shall compensate them, and let them go in an amicable manner.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! If you marry believing women and then divorce them ere you have touched them, you have no reason to expect, and to calculate, any waiting period on their part:* hence, make [at once] provision for them, and release them in a becoming manner.*

Rashad Khalifa

O you who believe, if you married believing women, then divorced them before having intercourse with them, they do not owe you any waiting interim (before marrying another man). You shall compensate them equitably, and let them go amicably.,

The Monotheist Group

O you who believe, if you marry the believing females, then divorce them before having intercourse with them, then there is no interim required of them. You shall compensate them, and let them go in an amicable manner.