Sebe Sûresi19. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (19 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فقالواق و لGVLfeḳālūdedilerBut they said,
2ربنار ب بRBBrabbenāRabbimiz"""Our Lord"
3باعدب ع دBAD̃bāǐduzaklaştırlengthen (the distance)
4بينب ي نBYNbeynearasınıbetween
5أسفارناس ف رSFResfārināseferlerimizin"our journeys."""
6وظلمواظ ل مƵLMve Zelemūve zulmettilerAnd they wronged
7أنفسهمن ف سNFSenfusehumkendilerinethemselves,
8فجعلناهمج ع لCALfeceǎlnāhumbiz de onları çevirdikso We made them
9أحاديثح د ثḪD̃S̃eHādīṧeefsanelerenarrations
10ومزقناهمم ز قMZGve mezzeḳnāhumonları darmadağın ettikand We dispersed them
11كلك ل لKLLkullehepsini(in) a total
12ممزقم ز قMZGmumezzeḳinparçalayarakdispersion.
13إنinneşüphesizIndeed,
14فيvardırin
15ذلكƶālikebundathat
16لآياتا ي يEYYlāyātinibretlersurely (are) Signs
17لكلك ل لKLLlikulliherkes içinfor everyone,
18صبارص ب رṦBRSabbārinsabredenpatient
19شكورش ك رŞKRşekūrinşükreden(and) grateful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فقالوا ربنا بعد بين اسفارنا وظلموا انفسهم فجعلنهم احاديث ومزقنهم كل ممزق ان فى ذلك لءايت لكل صبار شكور

Arapça (Harekeli)

فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

Transliterasyon

Fe kâlû rabbenâ bâidbeyne esfârinâ ve zalemû enfusehum fe cealnâhum ehâdîse ve mezzaknâhum kulle mumezzak(mumezzakın), inne fî zâlike le âyâtin li kulli sabbârin şekûr(şekûrin).

Transliteration (Eng.)

Faq<span class="u">a</span>loo rabban<span class="u">a</span> b<span class="u">a</span>AAidbayna asf<span class="u">a</span>rin<span class="u">a</span> wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoo anfusahumfajaAAaln<span class="u">a</span>hum a<span class="u">ha</span>deetha wamazzaqn<span class="u">a</span>hum kullamumazzaqin inna fee <span class="u">tha</span>lika la<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tin likulli<span class="u">s</span>abb<span class="u">a</span>rin shakoor<span class="b">in</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbimiz dediler, gidip geleceğimiz yerlerin aralarını uzaklaştır ve kendilerine zulmettiler, derken onları masala çevirdik, paramparça ettik onları; şüphe yok ki bunda, adamakıllı sabreden ve iyiden iyiye şükreden her kişiye deliller var elbet.

Ali Bulaç

Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Ey Rabbimiz! Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Edip Yüksel

"Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır" diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.

Erhan Aktaş

Fakat onlar: “Rabb’imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat.* ” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan sözler* yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler* vardır.

Hakkı Yılmaz

Sonra da onlar: “Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır!” dediler ve nefislerine yanlış; kendi zararlarına işler yaparak haksızlık ettiler. Şimdi de Biz onları efsaneler yaptık ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda tüm kendisine verilen nimetlerin karşılığını çokça ödeyen sabreden için elbette alâmetler/göstergeler vardır.

Muhammed Esed

Buna rağmen onlar, "Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!" dediler. Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları (geçmişin) efsane(lerinden biri)si haline döndürdük ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve (Allah'a) gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen onlar "Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!" de(meye getir)diler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine biz de onları geçmişin efsanelerine döndürdük ve param parça edip dağıttık. Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla O'na kutllukta direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.

Suat Yıldırım

Fakat onlar: “Ya Rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat, daha uzun mesafelere gidelim, ülkemizi genişlet) diye dua ettiler ve böylece kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillere destan olan, hayret ve ibretle bahsedilen masal haline getirdik, başka yerlere göç etmeleri suretiyle darmadağın ettik. Bunda elbette çok sabırlı, çok şükürlü olan kimselerin alacakları hayli ibretler vardır. [28, 581; 16, 112]*

Süleyman Ateş

Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim) dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.

Şaban Piriş

- Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferimizin arasını uzaklaştır." Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.

Edip-Layth-Martha

But they said, "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them a thing of the past, and We scattered them into small groups. In this are signs for every person who is patient, thankful.*

Muhammad Asad

But now they would say, “Long has our Sus&shy;tainer made the distance between our journey- stages!" - for they had sinned against themselves.* And in the end We caused them to become [one of those] tales [of things long past], and scattered them in countless fragments.* Herein, behold, there are messages indeed for all who are wholly patient in adversity and deeply grate&shy;ful [to God].

Rashad Khalifa

But they (turned unappreciative and) challenged: "Our Lord, we do not care if You increase the distance of our journeys (without any stations)." They thus wronged their own souls. Consequently, we made them history, and scattered them into small communities throughout the land. This should provide lessons for those who are steadfast, appreciative.,

The Monotheist Group

But they said: "Our Lord, make the measure between our journeys longer," and they wronged themselves. So We made them narrations and We tore them into pieces. In this are signs for every person who is patient, thankful.