Sebe Sûresi32. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (15 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالق و لGVLḳālededi(ler) kiWill say
2الذينelleƶīnekimselerthose who
3استكبرواك ب رKBRstekberūbüyüklük taslayan(lar)were arrogant
4للذينlilleƶīnekimselereto those
5استضعفواض ع فŽAFstuD'ǐfūzayıf düşürülen(lere)who were oppressed,
6أنحنeneHnubiz mi?"""Did we"
7صددناكمص د دṦD̃D̃Sadednākumengelledikavert you
8عنǎni-tenfrom
9الهدىه د يHD̃Yl-hudāhidayet-the guidance
10بعدب ع دBAD̃beǎ'desonraafter
11إذwhen
12جاءكمج ي اCYEcā'ekumsize geldiktenit had come to you?
13بلbelhayırNay,
14كنتمك و نKVNkuntumsiz kendinizyou were
15مجرمينج ر مCRMmucrimīnesuç işliyordunuz"criminals."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قال الذين استكبروا للذين استضعفوا انحن صددنكم عن الهدى بعد اذ جاءكم بل كنتم مجرمين

Arapça (Harekeli)

قَالَ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا أَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدَى بَعْدَ إِذْ جَاءَكُم بَلْ كُنتُم مُّجْرِمِينَ

Transliterasyon

Kâlellezînestekberû lillezînestud’ifû e nahnu sadednâkum anil hudâ ba’de iz câekum bel kuntum mucrimîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena istakbaroolilla<span class="u">th</span>eena istu<span class="u">d</span>AAifoo ana<span class="u">h</span>nu <span class="u">s</span>adadn<span class="u">a</span>kumAAani alhud<span class="u">a</span> baAAda i<span class="u">th</span> j<span class="u">a</span>akum bal kuntummujrimeen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ululuk satanlarsa aşağılık sanılanlara biz mi derler, sizi doğru yoldan çıkardık, o doğru yol, size bildirildikten sonra? Hayır, siz suçlusunuz.

Ali Bulaç

Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (müstaz'af)lara dediler ki: "Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu-günahkarlardınız."

Bayraktar Bayraklı

Büyüklük taslayanlar, güçsüz durumda olanlara, “Size, doğru geldikten sonra sizi biz mi ondan çevirdik? Tam tersine, siz suç işliyordunuz” diye cevap verecekler.

Diyanet İşleri

Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz, derler.

Edip Yüksel

Büyüklenenler, güçsüzleştirilen izleyicilerine, "Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi saptırdık? Hayır, suçlu olanlar sizdiniz" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz." derler.

Erhan Aktaş

Büyüklük taslayanlar, güçsüz bırakılmışlara: “Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz.”* dediler.

Hakkı Yılmaz

Büyüklük taslayan kimseler, zayıf düşürülen kimselere: “Size kılavuz geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Tam tersi, siz kendiniz suçlular oldunuz” derler.

Muhammed Esed

Küstahça böbürlenenler ise güçsüzlere: "Nasıl olur? Doğru yol size açıkça gösterildikten sonra biz mi sizi (zorla) ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olan sizdiniz!" diyeceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

Büyüklük taslayanlar mustaz'aflara "Ne! Ayağınıza kadar gelen hidayetten sizi Biz mi mahrum ettik yani? Asla! Siz zaten günahı hayat tarzı haline getirmiştiniz!" diye cevap verecekler.

Suat Yıldırım

Öte yandan dünyada iken kibirlenenler o zebûn edilenlere, ezilenlere: “Size hidâyet geldikten sonra, biz mi sizi ondan uzaklaştırdık. Bilakis, siz zaten suçlu kimselerdiniz! ” [7, 38-39; 14, 21; 40, 47-48]

Süleyman Ateş

Büyüklük taslayanlar da zayıf düşürülenlere dediler ki: "Size hidayet geldiği zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suç işliyordunuz."

Şaban Piriş

Büyüklük taslamış olanlar da; sömürülenlere:-Size, doğruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten suçlular idiniz, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Büyüklük taslayanları ise basit görülüp horlananlara şöyle derler: "Hidayet size geldikten sonra, sizi ondan biz mi geri çevirdik? Hayır, siz kendiniz günahkarlardınız."

Edip-Layth-Martha

Those who were mighty will say to those who were weak: "Did we turn you away from the guidance after it had come to you? No, it was you who were criminal."

Muhammad Asad

[And] those who were wont to glory in their arrogance will say unto those who had been weak: “Why - did we keep you [forcibly] from following the right path after it had become obvious to you?* Nay, it was but you [yourselves] who were guilty!"

Rashad Khalifa

The leaders will say to those who followed them, "Are we the ones who diverted you from the guidance after it came to you? No; it is you who were wicked.",

The Monotheist Group

Those who were mighty will say to those who were weak: "Did we turn you away from the guidance after it had come to you? No, it was you who were criminals."