Sebe Sûresi33. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقال | ق و لGVL | ve ḳāle | ve dedi(ler) | And will say |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 3 | استضعفوا | ض ع فŽAF | stuD'ǐfū | zayıf düşürülen(ler) | were oppressed |
| 4 | للذين | — | lilleƶīne | kimselere | to those who |
| 5 | استكبروا | ك ب رKBR | stekberū | büyüklük taslayan(lara) | were arrogant, |
| 6 | بل | — | bel | hayır | """Nay," |
| 7 | مكر | م ك رMKR | mekru | hileler (kuruyordunuz) | (it was) a plot |
| 8 | الليل | ل ي لLYL | l-leyli | gece | (by) night |
| 9 | والنهار | ن ه رNHR | ve nnehāri | ve gündüz | and (by) day |
| 10 | إذ | — | iƶ | when | |
| 11 | تأمروننا | ا م رEMR | te'murūnenā | bize emrediyordunuz | you were ordering us |
| 12 | أن | — | en | that | |
| 13 | نكفر | ك ف رKFR | nekfura | inkar etmemizi | we disbelieve |
| 14 | بالله | — | billahi | Allah'ı | in Allah |
| 15 | ونجعل | ج ع لCAL | ve nec'ǎle | ve koşmamızı | and we set up |
| 16 | له | — | lehu | O'na | for Him |
| 17 | أندادا | ن د دND̃D̃ | endāden | eşler | "equals.""" |
| 18 | وأسروا | س ر رSRR | veeserrū | ve içlerinde gizlediler | But they will conceal |
| 19 | الندامة | ن د مND̃M | n-nedāmete | pişmanlıklarını | the regret |
| 20 | لما | — | lemmā | when | |
| 21 | رأوا | ر ا يREY | raevu | gördüklerinde | they see |
| 22 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābe | azabı | the punishment. |
| 23 | وجعلنا | ج ع لCAL | ve ceǎlnā | biz de geçirdik | And We will put |
| 24 | الأغلال | غ ل لĞLL | l-eğlāle | demir halkalar | shackles |
| 25 | في | — | fī | on | |
| 26 | أعناق | ع ن قANG | eǎ'nāḳi | boyunlarına | (the) necks |
| 27 | الذين | — | elleƶīne | kimselerin | (of) those who |
| 28 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(ler) | disbelieved. |
| 29 | هل | — | hel | mı? | Will |
| 30 | يجزون | ج ز يCZY | yuczevne | cezalandırılacaklar | they be recompensed |
| 31 | إلا | — | illā | başkasıyla | except |
| 32 | ما | — | mā | şeylerden | (for) what |
| 33 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they used to |
| 34 | يعملون | ع م لAML | yeǎ'melūne | yapıyor(lar) | do? |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقال الذين استضعفوا للذين استكبروا بل مكر اليل والنهار اذ تامروننا ان نكفر بالله ونجعل له اندادا واسروا الندامة لما راوا العذاب وجعلنا الاغلل فى اعناق الذين كفروا هل يجزون الا ما كانوا يعملون
Arapça (Harekeli)
وَقَالَ الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ إِذْ تَأْمُرُونَنَا أَن نَّكْفُرَ بِاللَّهِ وَنَجْعَلَ لَهُ أَندَادًا وَأَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا الْعَذَابَ وَجَعَلْنَا الْأَغْلَالَ فِي أَعْنَاقِ الَّذِينَ كَفَرُوا هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Transliterasyon
Ve kâlellezînestud’ifû lillezînestekberû bel mekrul leyli ven nehâri iz te’murûnenâ en nekfure billâhi ve nec’ale lehû endâdâ(endâden), ve eserrûn nedâmete lemmâ raevûl azâb|e|, ve cealnel aglâle fî a’nâkıllezîne keferû, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena istu<span class="u">d</span>AAifoolilla<span class="u">th</span>eena istakbaroo bal makru allayli wa<span class="b">al</span>nnah<span class="u">a</span>rii<span class="u">th</span> ta/muroonan<span class="u">a</span> an nakfura bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hiwanajAAala lahu and<span class="u">a</span>dan waasarroo a<span class="b">l</span>nnad<span class="u">a</span>matalamm<span class="u">a</span> raawoo alAAa<span class="u">tha</span>ba wajaAAaln<span class="u">a</span> al-aghl<span class="u">a</span>lafee aAAn<span class="u">a</span>qi alla<span class="u">th</span>eena kafaroo hal yujzawna ill<span class="u">a</span>m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo yaAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve aşağılık sanılanlar da büyüklük satanlara, hayır derler, gece gündüz düzenler kurup duruyor ve o zamanlar, bize de Allah'a kâfir olmamızı ve ona eşler tanımamızı emrediyordunuz ve azâbı görünce hepsinde de nedâmet belirir ve biz de kâfir olanların boyunlarına zincirler vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi verecektik ki?
Ali Bulaç
Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; Biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?
Bayraktar Bayraklı
Güçsüz durumda olanlar, büyüklük taslayanlara, “Hayır! Sizin gece gündüz tuzak kurmanız bizi bu hale düşürdü. Çünkü bize, Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz” diyecekler ve azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını içlerinde gizleyecekler. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz. Onlar sadece yaptıklarının karşılığını görecekler.
Diyanet İşleri
Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara: Hayır! Gece gündüz (işiniz) tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.
Edip Yüksel
Güçsüzleştirilenler, büyüklenenlere, "Asıl sizdiniz. Bizim ALLAH'a karşı nankörlük göstermemiz ve O'na ortaklar koşmamız için gece gündüz planlar kuruyordunuz." Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar. İnkarcıların boyunlarına prangalar vurmuşuzdur. Yalnız yaptıklarının karşılığını almıyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: "Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.
Erhan Aktaş
Güçsüz bırakılanlar, büyüklük taslayanlara: “Hayır! Gece gündüz* kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah’ı yalanlamamızı, O’na bir takım eşler koşmamızı öneriyordunuz.” dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Gerçeği yalanlayan nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.
Hakkı Yılmaz
O zayıf düşürülen kimseler de o büyüklük taslayan kimselere: “Tam tersi gecenin ve gündüzün tuzağı! Siz bize Allah'a inanmamamızı ve O'na birtakım eşler edinmenizi emrediyordunuz” derler. Bunlar azabı gördükleri zaman pişmanlıklarını gizleyeceklerdir. Biz de o kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan o kimselerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yapmış olduklarının karşılığını görüyorlar.
Muhammed Esed
Ama güçsüzler, küstahça büyüklük taslayanlara: "Hayır!" diyecekler. "(Bizi ondan alıkoyan, sizin) gece gündüz (Allah'ın mesajlarına karşı) yanlış ve yanıltıcı itirazlar geliştirmenizdi; (tıpkı) Allah'ı tanımamaya ve O'na rakip güçler bulunduğuna bizi ikna ettiğiniz (gibi)!" diyeceklerdir. Ve onlar (kendilerini bekleyen) azabı görünce (derin) pişmanlıklarını ifade etmeye imkan bulamayacaklar: çün-kü biz hakikati inkara şartlanmış olanların boyunlarına halkalar geçireceğiz. Bu, yaptıklarının (adil) bir karşılığı değil midir?
Mustafa İslamoğlu
Bu kez zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara "Hayır" diye itiraz edecekler, "(İşiniz gücünüz) gece gündüz dolap çevirmek! Hatırlasanıza bir; bize Allah'a yabancılaşmamızı ve O'na eşdeğer rakip güçler tanımamızı dayatıyordunuz!" Derken onların tümü de asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar; zira Biz inkarda ısrar edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz: hem yaptıklarının bunun dışında bir karşılığı mı var?
Suat Yıldırım
Ezilenler de kibirlilere: “Hayır! İşiniz gücünüz, gece gündüz dolap! Siz daima Allah'a nankörlük etmemizi, Ona birtakım şerikler uydurmamızı bizden isterdiniz” derler. Ve böyle atışırlarken hepsi, azabı gördükleri o esnada, pişmanlıklarını içlerine atarlar. . . O inkârcıların boyunlarına ateşten demir halkalar takarız. Bu, yaptıklarının adil bir karşılığı değil midir?
Süleyman Ateş
Zayıf düşürülenler büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz dolap (kurar, kötülük aşılardınız) Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler koşmamızı bize emrederdiniz." dediler. Ve azabı gördüklerinde, içlerinde pişmanlıklarını gizlediler. Biz de o nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirdik. Yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı?
Şaban Piriş
Sömürülenler de büyüklenenlere:-Aksine, siz gece gündüz plan kurup, bize Allaha nankörlüğü ve Ona denk varlıklar edinmemizi emrederdiniz, derler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklardır. İnkarcıların boyunlarına demir halkalar geçiririz. Yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklar?
Yaşar Nuri Öztürk
Bu kez, basit görülüp horlananlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Hayır, öyle değil. İşiniz gece gündüz düzenbazlıktı. Siz bize Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler-ortaklar tutmamızı emrediyordunuz." Nihayet, azabı gördüklerinde, pişmanlığı içlerine gömerler. Biz ise inkarcıların boyunlarına bukağıları vurmuşuzdur. Yapıp ettiklerinden başka, neyin karşılığını görüyorlar ki!...
Edip-Layth-Martha
Those who were weak will say to those who were mighty: "No, it was your scheming night and day, when you commanded us to reject God, and to set up equals to Him." They will be filled with regret, when they see the retribution. We will place shackles around the necks of those who rejected. Are they not being requited for what they used to do?
Muhammad Asad
But those who had been weak will say unto those who had gloried in their arrogance: Nay, [what kept us away was your] devising of false arguments, night and day, [against God's messages- as you did]* when you persuaded us to blaspheme against God and to claim that there are powers that could rival Him!"* And when they see the suffering [that awaits them], they will [all] be unable to express [the full depth of] their remorse:* for We shall have put shackles around the necks of those who had been bent on denying the truth:* [and] will this be aught but a [just] requital for what they were doing?
Rashad Khalifa
The followers will say to their leaders, "It was you who schemed night and day, then commanded us to be unappreciative of GOD, and to set up idols to rank with Him." They will be ridden with remorse, when they see the retribution, for we will place shackles around the necks of those who disbelieved. Are they not justly requited for what they did?,
The Monotheist Group
And those who were weak will say to those who were mighty: "No, it was your scheming night and day, when you commanded us to reject God and to set up equals to Him." And they are filled with regret when they see the retribution and We will place shackles around the necks of those who rejected. Are they not being requited for what they used to do?