Sebe Sûresi45. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذب | ك ذ بKZ̃B | ve keƶƶebe | yalanlanmışlardı | And denied |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 3 | من | — | min | (were) before them | |
| 4 | قبلهم | ق ب لGBL | ḳablihim | onlardan önceki(ler) | (were) before them |
| 5 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 6 | بلغوا | ب ل غBLĞ | beleğū | erişmemişlerdir | they have attained |
| 7 | معشار | ع ش رAŞR | miǎ'şāra | onda birine bile | a tenth |
| 8 | ما | — | mā | (of) what | |
| 9 | آتيناهم | ا ت يETY | āteynāhum | onlara verdiklerimizin | We (had) given them. |
| 10 | فكذبوا | ك ذ بKZ̃B | fekeƶƶebū | fakat yalanladılar | But they denied |
| 11 | رسلي | ر س لRSL | rusulī | elçilerimi | My Messengers, |
| 12 | فكيف | ك ي فKYF | fekeyfe | ama nasıl | so how |
| 13 | كان | ك و نKVN | kāne | oldu | was |
| 14 | نكير | ن ك رNKR | nekīri | benim inkarım | My rejection? |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذب الذين من قبلهم وما بلغوا معشار ما ءاتينهم فكذبوا رسلى فكيف كان نكير
Arapça (Harekeli)
وَكَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا مِعْشَارَ مَا آتَيْنَاهُمْ فَكَذَّبُوا رُسُلِي فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
Transliterasyon
Ve kezzebellezîne min kablihim ve mâ belegû mi’şâre mâ âteynâhum fe kezzebû rusulî, fe keyfe kâne nekîr|i|.
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">thth</span>aba alla<span class="u">th</span>eena minqablihim wam<span class="u">a</span> balaghoo miAAsh<span class="u">a</span>ra m<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>humfaka<span class="u">thth</span>aboo rusulee fakayfa k<span class="u">a</span>na nakeer<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile nâil olamadılar, öyle olduğu halde yalanladılar da cezâ ve azâbım, nasıl gelip çattı, helâk etti onları.
Ali Bulaç
Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak Benim de (onları) inkarım (yıkıma uğratmam) nasıl oldu?
Bayraktar Bayraklı
Onlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar da peygamberlerimizi yalanlamışlardı. Bak, beni inkârın sonu nasıl oldu?
Diyanet İşleri
Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmişlerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim nasıl olmuştu!
Edip Yüksel
Onlardan öncekiler yalanladılar. Halbuki onlara verilenlerin onda birine ulaşmamışlardı. Elçilerimi yalanladılar. Beni tanımamak da nasılmış?
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?
Erhan Aktaş
Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen rasullerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!
Hakkı Yılmaz
Onlardan önceki kimseler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda-birine/binde-birine bile erememişlerdi. Buna rağmen elçilerimi yalanladılar. Peki, Beni tanımama/ tanıtmamaya yelteniş nasıl oldu?
Muhammed Esed
Onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, böylece hakikati yalanlamışlardı; bu (eski toplumlar), (kendilerinden sonraki kuşaklara) tevdî ettiğimiz (hakikatin kanıtlarının) onda birine bile sahip olmadıkları halde yine de elçilerimizi yalanladıklarında, Benim onları yok saymam ne korkunç oldu!
Mustafa İslamoğlu
Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı; ama onlara verilen (manevi nimetler, bu ümmete) verilenin onda birine bile ulaşmamıştı; buna rağmen elçilerimi yalanladılar ve sonuçta inkar nasıl olurmuş gördüler.
Suat Yıldırım
Bunlardan, (Mekke müşriklerinden) öncekiler de hakkı yalan saymışlardı. Halbuki bunların güç ve kuvveti onlarınkinin onda biri kadar bile değildir. Buna rağmen azabı engelleyemediler. Peygamberlerimi yalan saydılar ama, redlerine karşı Benim reddedişim nasıl olurmuş, iyice gördüler! [46, 26; 40, 82]
Süleyman Ateş
Bunlardan önceki(millet)ler de yalanlanmışlardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmemişlerdir. (Onlara o kadar ni'met verdiğim halde yine) elçilerimi yalanladılar. Ama benim de (onları) inkarım nasıl oldu, (onları nasıl mahvettim)!?
Şaban Piriş
Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karşı benim cezam nasıldı?
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan öncekiler de yalanladılar. Üstelik bunlar, ötekilerine verdiklerinizin onda birine bile ulaşamadılar. Resullerimi yalanladılar. Peki, benim azabım nasıl oldu!?
Edip-Layth-Martha
Those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We have given to this generation, so they denied My messengers, how severe was My retribution!
Muhammad Asad
Thus, too, gave the lie to the truth [many of] those who lived before them; and although those [earlier people] had not attained to even a tenth of [the evidence of the truth] which We have vouch­safed unto these [late successors of theirs], yet when they gave the lie to My apostles, how awesome was My rejection!*
Rashad Khalifa
Those before them disbelieved, and even though they did not see one-tenth of (the miracle) we have given to this generation, when they disbelieved My messengers, how severe was My retribution!,
The Monotheist Group
And those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We had given them, but they denied My messengers; so how was My retribution?