Fatır Sûresi24. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (12 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1إناinnāşüphesiz bizIndeed, We
2أرسلناكر س لRSLerselnākeseni gönderdik[We] have sent you
3بالحقح ق قḪGGbil-Haḳḳigerçek ilewith the truth,
4بشيراب ش رBŞRbeşīranmüjdeleyici(as) a bearer of glad tidings
5ونذيران ذ رNZ̃Rve neƶīranve uyarıcıand (as) a warner.
6وإنve inve yokturAnd not
7منminhiçbir(was) any
8أمةا م مEMMummetinmilletnation
9إلاillāolmayanbut
10خلاخ ل وḢLVḣalā(gelip) geçmişhad passed
11فيهاfīhāiçindewithin it
12نذيرن ذ رNZ̃Rneƶīrunbir uyarıcıa warner.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

انا ارسلنك بالحق بشيرا ونذيرا وان من امة الا خلا فيها نذير

Arapça (Harekeli)

إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

Transliterasyon

İnnâ erselnâke bil hakkı beşîren ve nezîrâ(nezîren), ve in min ummetin illâ halâ fîhâ nezîr(nezîrun).

Transliteration (Eng.)

Inn<span class="u">a</span> arsaln<span class="u">a</span>ka bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqibasheeran wana<span class="u">th</span>eeran wa-in min ommatin ill<span class="u">a</span> khal<span class="u">a</span>feeh<span class="u">a</span> na<span class="u">th</span>eer<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz seni gerçek üzere bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik ve hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir korkutucu çıkmasın.

Ali Bulaç

Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.

Bayraktar Bayraklı

(23-24) Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.

Diyanet İşleri

Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.

Edip Yüksel

Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Erhan Aktaş

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet* içinde bir uyarıcı geçmiştir.

Hakkı Yılmaz

Şüphesiz Biz, seni hak ile bir müjdeci, bir uyarıcı olarak gönderdik/elçi yaptık. Her ümmetin de içinde bir uyarıcı kesinlikle gelip geçmiştir.

Muhammed Esed

Biz seni hakikat ehli bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: çünkü hiçbir topluluk yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

Mustafa İslamoğlu

Şüphe yok ki Biz seni hakikate sadık bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: zira hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun.

Suat Yıldırım

Evet, Biz seni gerçeğin ta kendisine malik olarak, rahmetle müjdeleyen ve kâfirleri azapla uyaran bir elçi olarak gönderdik. Zaten uyaran bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur. [16, 36; 13, 7]

Süleyman Ateş

Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.

Şaban Piriş

Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. İçinde uyarıcı olmayan hiç bir ümmet yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

Edip-Layth-Martha

We have sent you with the truth, a bearer of good news, and a warner. There is not a nation but a warner came to it.

Muhammad Asad

Verily, We have sent thee with the truth, as a bearer of glad tidings and a warner: for there never was any community but a warner has [lived and] passed away in its midst.*

Rashad Khalifa

We have sent you with the truth, a bearer of good news, as well as a warner. Every community must receive a warner.*,

The Monotheist Group

We have sent you with the truth as a bearer of good news and a warner. There was not a nation that a warner did not come to it.