Ya Sin Sûresi69. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | And not | |
| 2 | علمناه | ع ل مALM | ǎllemnāhu | biz ona öğretmedik | We taught him |
| 3 | الشعر | ش ع رŞAR | ş-şiǎ'ra | şiir | [the] poetry, |
| 4 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 5 | ينبغي | ب غ يBĞY | yenbeğī | yakışmaz da | it is befitting |
| 6 | له | — | lehu | ona | for him. |
| 7 | إن | — | in | hayır | Not |
| 8 | هو | — | huve | O | it |
| 9 | إلا | — | illā | sadece | (is) except |
| 10 | ذكر | ذ ك رZ̃KR | ƶikrun | bir öğüt | a Reminder |
| 11 | وقرآن | ق ر اGRE | ve ḳur'ānun | ve Kur'an'dır | and a Quran |
| 12 | مبين | ب ي نBYN | mubīnun | apaçık | clear, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما علمنه الشعر وما ينبغى له ان هو الا ذكر وقرءان مبين
Arapça (Harekeli)
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ
Transliterasyon
Ve mâ allemnâhuş şi’re ve mâ yenbagî leh|u|, in huve illâ zikrun ve kur’ânun mubîn(mubînun).
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> AAallamn<span class="u">a</span>hu a<span class="b">l</span>shshiAArawam<span class="u">a</span> yanbaghee lahu in huwa ill<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>ikrunwaqur-<span class="u">a</span>nun mubeen<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kur'ân.
Ali Bulaç
Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Bayraktar Bayraklı
Biz peygambere şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
Diyanet İşleri
Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Edip Yüksel
Ona şiir öğretmiş değiliz, zaten ona uygun düşmez. Bu, ancak bir mesaj ve apaçık bir Kuran'dır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
Erhan Aktaş
Biz ona şiir öğretmedik. Ve bu, ona yakışmaz da. O, yalnızca bir Öğüt ve apaçık Kur’an’dır.
Hakkı Yılmaz
(69,70)Ve Biz o'na şiir öğretmedik. Bu o'nun için yaraşmaz da. O, sadece diri olanları uyarmak ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimselerin üzerine Söz'ün* hak olması için bir öğüt ve apaçık bir Kur’ân'dır.
Muhammed Esed
VE (işte böyle:) Biz bu (Peygamber'e) şiir (yeteneği) bahşetmedik, zaten (şiir) bu (mesaj)a uygun düşmezdi: o yalnızca bir uyarı ve öğüttür; ve o özünde apaçık olan ve gerçeği dosdoğru gösteren bir (ilahî) hitabedir,
Mustafa İslamoğlu
Biz ona şiir öğretmedik; bu onun için gerekli de değil: o (vahiy) sadece bir uyarı ve öğüttür; dahası açık ve açıklayıcı bir hitaptır;
Suat Yıldırım
Biz Resûl'e Kur'ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur'ân'dır.
Süleyman Ateş
Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik, (şiir) ona yakışmaz da. O(na vahyedilen) sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
Şaban Piriş
Ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apaçık Kurandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz / gerekmez de! Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur'an'dan başka şey değildir;
Edip-Layth-Martha
We did not teach him poetry, nor does he need it. This is a reminder and a clear Quran.
Muhammad Asad
AND [thus it is:] We have not imparted to this [Prophet the gift of] poetry, nor would [poetry] have suited this [message]:* it is but a reminder and a [divine] discourse, clear in itself and clearly showing the truth,*
Rashad Khalifa
What we taught him (the messenger) was not poetry, nor is he (a poet). This is but a formidable proof, and a profound Quran.,
The Monotheist Group
And We did not teach him poetry, nor does he need it. This is a reminder and a clear Qur'an.