Saffat Sûresi106. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (5 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | gerçekten | Indeed, |
| 2 | هذا | — | hāƶā | bu | this |
| 3 | لهو | — | lehuve | muhakkak o | (was) surely [it] |
| 4 | البلاء | ب ل وBLV | l-belā'u | bir imtihandır | the trial |
| 5 | المبين | ب ي نBYN | l-mubīnu | apaçık | clear. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان هذا لهو البلوا المبين
Arapça (Harekeli)
إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ
Transliterasyon
İnne hâzâ le huvel belâul mubîn|u|.
Transliteration (Eng.)
Inna h<span class="u">atha</span> lahuwa albal<span class="u">a</span>oalmubeen<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir sınamaydı.
Ali Bulaç
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.
Diyanet İşleri
Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
Edip Yüksel
Gerçekten bu apaçık bir sınavdı.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
Erhan Aktaş
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır.*
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz oğulu yüzüstü bırakma işi, kesinlikle apaçık yıpratarak sınamadır.
Muhammed Esed
çünkü bu, gerçekten apaçık bir sınama idi.
Mustafa İslamoğlu
Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.
Suat Yıldırım
Bu, gerçekten pek büyük bir imtihandı. [53, 37]
Süleyman Ateş
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
Şaban Piriş
Bu, elbette apaçık bir imtihandı.
Yaşar Nuri Öztürk
"Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi."
Edip-Layth-Martha
Surely, this was an exacting test.
Muhammad Asad
for, behold, all this was indeed a trial, clear in itself.*
Rashad Khalifa
That was an exacting test indeed.,
The Monotheist Group
Surely, this was an exacting test.