Saffat Sûresi170. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (4 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فكفروا | ك ف رKFR | fekeferū | ama inkar ettiler | But they disbelieved |
| 2 | به | — | bihi | onu | in it, |
| 3 | فسوف | — | fesevfe | yakında | so soon |
| 4 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bileceklerdir | they will know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فكفروا به فسوف يعلمون
Arapça (Harekeli)
فَكَفَرُوا بِهِ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Fe keferû bih|î|, fe sevfe ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fakafaroo bihi fasawfa yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken kitap geldi de inanmadılar ona, yakında ne olacaklarını bilecekler.
Ali Bulaç
Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir.
Bayraktar Bayraklı
Buna rağmen Kur'ân'ı inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir.
Diyanet İşleri
İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!
Edip Yüksel
Böylece onu inkâr ettiler; ileride bilecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir.
Erhan Aktaş
Fakat onu* yalanladılar. Artık yakında bilecekler.
Hakkı Yılmaz
Şimdi de o öğütü/ kitabı örtbas ettiler. Artık yakında bileceklerdir.
Muhammed Esed
Ama (işte bu ilahî kelâm önlerine konulduğu halde,) onu kabul etmeye yanaşmıyorlar! Ama zamanla (reddettikleri şeyin ne olduğunu) öğreneceklerdir:
Mustafa İslamoğlu
Fakat (vahiy gelince de) onu inkar ettiler; ama zamanı gelince (ne fena yaptıklarını) bilecekler.
Suat Yıldırım
Ama şimdi onu red ve inkâr ettiler;Fakat yakında öğrenirler!
Süleyman Ateş
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.
Şaban Piriş
Şimdi ise Onu inkar ettiler. Ama bilecek onlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Fakat sonradan o mesajı inkar ettiler. Yakında bilecekler.
Edip-Layth-Martha
But they rejected it. They will come to know.
Muhammad Asad
And yet, [now that this divine writ has been placed before them,] they refuse to acknowledge it as true! In time, however, they will come to know [what it was that they had rejected]:
Rashad Khalifa
But they disbelieved, and they will surely find out.,
The Monotheist Group
But they rejected it. They will come to know.