Sad Sûresi24. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (32 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالق و لGVLḳāle(Davud) dedi kiHe said,
2لقدleḳadandolsun"""Certainly,"
3ظلمكظ ل مƵLMZelemekesana zulmetmiştirhe has wronged you
4بسؤالس ا لSELbisu'āliistemekleby demanding
5نعجتكن ع جNACneǎ'cetikesenin koyununuyour ewe
6إلىilāto
7نعاجهن ع جNACniǎācihikendi koyunlarınahis ewes.
8وإنve inneve zatenAnd indeed,
9كثيراك ث رKS̃Rkeṧīrançoğumany
10منmineof
11الخلطاءخ ل طḢLŦl-ḣuleTā'ikarıştıran(ortak)larınthe partners
12ليبغيب غ يBĞYleyebğīzulmederlercertainly oppress
13بعضهمب ع ضBAŽbeǎ'Duhumbirisome of them
14علىǎlāüzerine[on]
15بعضب ع ضBAŽbeǎ'Dindiğerianother
16إلاillāyalnız bunun dışındadırexcept
17الذينelleƶīnekimselerthose who
18آمنواا م نEMNāmenūinanan(lar)believe
19وعملواع م لAMLve ǎmilūve yapanlarand do
20الصالحاتص ل حṦLḪS-SāliHātiiyi işlerrighteous deeds
21وقليلق ل لGLLve ḳalīlunve azdırand few
22ماne kadar"(are) they."""
23همhumonlar"(are) they."""
24وظنظ ن نƵNNve Zenneve sandıAnd became certain
25داوودdāvūduDavudDawood
26أنماennemāthat
27فتناهف ت نFTNfetennāhukendisini denediğimiziWe (had) tried him,
28فاستغفرغ ف رĞFRfesteğferamağfiret dilediand he asked forgiveness
29ربهر ب بRBBrabbehuRabbinden(of) his Lord
30وخرخ ر رḢRRve ḣarrave kapandıand fell down
31راكعار ك عRKArākiǎneğilerek (secdeye)bowing
32وأنابن و بNVBve enābeve (bize) döndüand turned in repentance.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قال لقد ظلمك بسوال نعجتك الى نعاجه وان كثيرا من الخلطاء ليبغى بعضهم على بعض الا الذين ءامنوا وعملوا الصلحت وقليل ما هم وظن داود انما فتنه فاستغفر ربه وخر راكعا واناب

Arapça (Harekeli)

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَى نِعَاجِهِ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ

Transliterasyon

Kâle lekad zalemeke bi suâli na’cetike ilâ niâcih|î|, ve inne kesîren minel huletâi le yebgî ba’duhum alâ ba’dın illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve kalîlun mâ hum, ve zanne dâvûdu ennemâ fetennâhu festagfere rabbehu ve harre râkian ve enâb|e|. (SECDE ÂYETİ)

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>la laqad <span class="i"><span class="u">th</span></span>alamakabisu-<span class="u">a</span>li naAAjatika il<span class="u">a</span> niAA<span class="u">a</span>jihi wa-innakatheeran mina alkhula<span class="u">ta</span>-i layabghee baAA<span class="u">d</span>uhum AAal<span class="u">a</span>baAA<span class="u">d</span>in ill<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoowaAAamiloo a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>li<span class="u">ha</span>ti waqaleelun m<span class="u">a</span>hum wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>anna d<span class="u">a</span>woodu annam<span class="u">a</span> fatann<span class="u">a</span>hufa<span class="b">i</span>staghfara rabbahu wakharra r<span class="u">a</span>kiAAan waan<span class="u">a</span>b<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Dedi ki: Senin dişi koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle gerçekten de zulmetmiş sana ve şüphesiz ki ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecâvüz eder, ancak inanan ve iyi işlerde bulunanlar müstesnâ ve fakat bunlar da pek azdır ve Dâvûd, biz, kendisini sınadık sandı da Rabbinden yarlıganma diledi ve eğilerek yere kapandı ve Rabbine döndü.

Ali Bulaç

(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır." Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-döndü.

Bayraktar Bayraklı

Dâvûd, “Senden, koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle, sana haksızlık etmiştir. Ortaklardan birçoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. Ancak inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Onlar da çok azdır” dedi. Dâvûd, bizim kendisini denediğimizi anladı. Rabbinden bağışlanma diledi ve secdeye kapanarak tövbe etti.

Diyanet İşleri

Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu, ortakçıların çoğu birbirinin hakkına el uzatır. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar bunun dışındadır, onlar ise sayıca ne kadar azdır!" Davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tövbe etti.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.

Erhan Aktaş

“Ant olsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı* yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!” dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi* iyice anladı. Hemen Rabb’inden bağışlanma* diledi, rüku* ederek, tam bir teslimiyetle Rabb’ine yöneldi.*

Hakkı Yılmaz

Dâvûd dedi ki: “Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle o sana haksızlık etmiştir. Gerçekten de ortakların, bir toplulukta yaşayanların çoğu kesinlikle birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve düzeltmeye yönelik işler yapan kimseler haksızlık etmezler. Ama onlar da ne kadar azdır!” Ve Dâvûd, Bizim kendisini birtakım sıkıntılarla imtihan ederek arı-duru hâle getirdiğimize/olgunlaştırdığımıza kesin kanaat getirdi ve anladı. Hemen Rabbinden bağışlanma diledi, ortak koşmaktan uzak olarak yere kapandı ve döndü.

Muhammed Esed

(Davud) dedi ki: "Bu (adam) senin koyununu kendininkiler arasına katmayı istemekle sana haksızlık yapmış! Zaten yakınların çoğu birbirlerine aynı şeyi yaparlar, (Allah'a) inanıp doğru ve yararlı işler yapanlar hariç: böylesi de ne kadar az!" Davud, (bunları söylerken) Bizim kendisini sınadığımızı (birden) anladı; bunun üzerine Rabbinden günahını bağışlamasını diledi, secdeye kapandı ve tevbe ederek O'na yöneldi.

Mustafa İslamoğlu

(Davud) dedi ki: "Doğrusu bu kişi, senin koyununu alıp kendininkine katmakla sana zulmetmiş. Zaten toplumsal hayatı paylaşan insanlar (genellikle) birbirlerinin hakkına tecavüz ederler; iman edip dürüst ve erdemli davrananlar hariç: ama böyleleri, ne kadar da az. Derken Davut, bizim kendisini sınadığımızı fark etti; hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O'na yöneldi.

Suat Yıldırım

Dâvud: “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir. Zaten malda ortak olanların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak gerçekten iman edip makbul ve güzel davranışlarda bulunanlar böyle yapmazlar. Onlar da o kadar azdır ki! ”Davud kendisini imtihan ettiğimizi anladı, derhal Rabbinden mağfiret diledi, eğilip secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.*

Süleyman Ateş

(Davud) dedi ki: "And olsun (o) senin, koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana zulmetmiştir. Zaten (mallarını birbirine) karıştıran(ortak)ların çoğu birbirine zulmederler. Yalnız inanıp iyi işler yapanlar bunun dışındadır ki, onlar da ne kadar azdır!" Davud, (bu hükümle) kendisini denediğimizi (kendisine bir bela vereceğimizi) sandı da Rabbinden mağfiret diledi, eğilerek secdeye kapandı ve tevbe edip (bize) döndü.

Şaban Piriş

Davut:-Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirinin hakkına tecavüz eder. Ancak iman eden ve doğruları yapanlar hariç... Bunlarda ne kadar az! Davut, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbinden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve Ona yönelmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Davud dedi ki: "Vallahi, senin birtek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu, birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır." Davud, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi, rüku ederek yerlere eğildi ve Allah'a yöneldi.

Edip-Layth-Martha

He said, "He has wronged you by asking to combine your lambs with his lambs. Many who mix their properties take advantage of one another, except those who acknowledge and promote reforms, and these are very few." David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.*

Muhammad Asad

Said [David]: “He has certainly wronged thee by demanding that thy ewe be added to his ewes! Thus, behold, do many kinsmen wrong one another* [all] save those who believe [in God] and do righteous deeds: but how few are they!" And [suddenly] David understood that We had tried him:* and so he asked his Sustainer to forgive him his sin, and fell down in prostration, and turned unto Him in repentance.

Rashad Khalifa

He said, "He is being unfair to you by asking to combine your sheep with his. Most people who combine their properties treat each other unfairly, except those who believe and work righteousness, and these are so few." Afterwards, David wondered if he made the right judgment. He thought that we were testing him. He then implored his Lord for forgiveness, bowed down, and repented.,

The Monotheist Group

He said: "He has wronged you by asking to combine your lamb with his lambs. And many who mix their properties take advantage of one another, except those who believe and do good works, and these are very few." And David guessed that We had tested him, so he sought forgiveness from his Lord, and fell down kneeling, and repented.