Sad Sûresi44. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (14 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وخذا خ ذ EḢZ̃ve ḣuƶve al"""And take"
2بيدكي د يYD̃Ybiyedikeelinein your hand
3ضغثاض غ ثŽĞS̃Diğṧenbir demet sapa bunch
4فاضربض ر بŽRBfeDribve vurand strike
5بهbihionunlawith it
6ولاve lāve aslaand (do) not
7تحنثح ن ثḪNS̃teHneṧyeminini bozma"break (your) oath."""
8إناinnāgerçekten bizIndeed, We
9وجدناهو ج دVCD̃vecednāhuonu bulmuştuk[We] found him
10صابراص ب رṦBRSābiransabreden (bir kul)patient,
11نعمن ع مNAMniǎ'mene güzelan excellent
12العبدع ب دABD̃l-ǎbdukulduslave.
13إنهinnehuo daimaIndeed, he
14أوابا و بEVBevvābun(bize) başvururdurepeatedly turned.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وخذ بيدك ضغثا فاضرب به ولا تحنث انا وجدنه صابرا نعم العبد انه اواب

Arapça (Harekeli)

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِب بِّهِ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِّعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ

Transliterasyon

Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihî ve lâ tahnes, innâ vecednâhu sâbira(sâbiren), ni’mel abd|u|, innehû evvâb(evvâbun).

Transliteration (Eng.)

Wakhu<span class="u">th</span> biyadika <span class="u">d</span>ighthan fa<span class="b">i</span><span class="u">d</span>ribbihi wal<span class="u">a</span> ta<span class="u">h</span>nath inn<span class="u">a</span> wajadn<span class="u">a</span>hu <span class="u">sa</span>biranniAAma alAAabdu innahu aww<span class="u">a</span>b<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Eline dedik, bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma. Şüphe yok ki biz onu, sabırlı bulduk, ne güzel bir kuldu ve şüphe yok ki o, dâimâ Rabbine dönen, tövbe eden bir kuldu.

Ali Bulaç

"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.

Bayraktar Bayraklı

“Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma” dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.

Diyanet İşleri

Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.*

Edip Yüksel

"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

Erhan Aktaş

Ve eline bir deste al, onunla yola çık* ve hanis* olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah’a yöneldi.*

Hakkı Yılmaz

“Ve eline bir tutam ot mesabesinde ki sermayeni/baharatçılık için nane, fesleğen demeti al, onunla hemen, rızık aramak için sefere çık ve kararsız olma, doğrudan sapma, günah işleme.” Gerçekten Biz o'nu sabırlı biri olarak bulduk. O, ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Rabbine çokça dönendir.

Muhammed Esed

(Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük: o, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!

Mustafa İslamoğlu

(Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.

Suat Yıldırım

Bir de ona: “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden dönen durumuna düşme! ” dedik. Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah'a yönelirdi. {KM, Eyub 2, 8; 1, 21-22}*

Süleyman Ateş

(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.

Şaban Piriş

-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allaha yönelen ne güzel bir kuldu!

Yaşar Nuri Öztürk

"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma." dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o. Bize yönelen, yakaran biriydi o.

Edip-Layth-Martha

"Take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

Muhammad Asad

[And finally We told him:] “Now take in thy hand a small bunch of grass, and strike therewith, and thou wilt not break thine oath!"* for, verily, We found him full of patience in adversity: how excellent a servant [of Ours], who, behold, would always turn unto Us!

Rashad Khalifa

"Now, you shall travel the land and preach the message, to fulfill your pledge." We found him steadfast. What a good servant! He was a submitter.,

The Monotheist Group

"And take in your hand a bundle and go forth with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.