Zümer Sûresi49. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإذا | — | feiƶā | zaman | So when |
| 2 | مس | م س سMSS | messe | dokunduğu | touches |
| 3 | الإنسان | ا ن سENS | l-insāne | insana | [the] man |
| 4 | ضر | ض ر رŽRR | Durrun | bir zarar | adversity, |
| 5 | دعانا | د ع وD̃AV | deǎānā | bize du'a eder | "he calls upon Us;" |
| 6 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 7 | إذا | — | iƶā | vakit | when |
| 8 | خولناه | خ و لḢVL | ḣavvelnāhu | ona verdiğimiz | We bestow (on) him |
| 9 | نعمة | ن ع مNAM | niǎ'meten | bir ni'met | a favor |
| 10 | منا | — | minnā | bizden | from Us, |
| 11 | قال | ق و لGVL | ḳāle | der | he says, |
| 12 | إنما | — | innemā | elbette | """Only," |
| 13 | أوتيته | ا ت يETY | ūtītuhu | bu bana verildi | I have been given it |
| 14 | على | — | ǎlā | sayesinde | for |
| 15 | علم | ع ل مALM | ǐlmin | bilgi(m) | "knowledge.""" |
| 16 | بل | — | bel | hayır | Nay, |
| 17 | هي | — | hiye | o | it |
| 18 | فتنة | ف ت نFTN | fitnetun | bir imtihandır | (is) a trial, |
| 19 | ولكن | — | velākinne | fakat | but |
| 20 | أكثرهم | ك ث رKS̃R | ekṧerahum | çokları | most of them |
| 21 | لا | — | lā | (do) not | |
| 22 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmiyorlar | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاذا مس الانسن ضر دعانا ثم اذا خولنه نعمة منا قال انما اوتيته على علم بل هى فتنة ولكن اكثرهم لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
فَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Fe izâ messel insâne durrun deânâ, summe izâ havvelnâhu ni’meten minnâ kâle innemâ ûtîtuhu alâ ilm(ilmin), bel hiye fitnetun ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa-i<span class="u">tha</span> massa al-ins<span class="u">a</span>na <span class="u">d</span>urrundaAA<span class="u">a</span>n<span class="u">a</span> thumma i<span class="u">tha</span> khawwaln<span class="u">a</span>huniAAmatan minn<span class="u">a</span> q<span class="u">a</span>la innam<span class="u">a</span> ooteetuhu AAal<span class="u">a</span>AAilmin bal hiya fitnatun wal<span class="u">a</span>kinna aktharahum l<span class="u">a</span>yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnsana bir zarar geldi mi bizi çağırır, sonra katımızdan bir nîmet verdik mi ona, der ki: Bana bu nîmet, bilgim yüzünden verilmiştir; hayır, o bir sınamadır ve fakat çoğu bilmez.
Ali Bulaç
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar.
Bayraktar Bayraklı
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, “Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir” der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Diyanet İşleri
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır o, bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
Edip Yüksel
İnsana bir kötülük dokunduğu zaman bizi çağırır; ancak ona bir nimet verdiğimiz zaman ise: "Bu, bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Aslında o bir testtir, ne var ki çokları bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler.
Erhan Aktaş
İnsanın başı derde girdiği zaman Bize yönelir. Sonra ona tarafımızdan bir yardım bahşettiğimizde: “Bu bana bilgimden/ yeteneğimden dolayı verilmiştir.” der. Hayır! O bir fitnedir*. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
Hakkı Yılmaz
İşte, insana bir sıkıntı dokunuverince Bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: “O, bana bir bilgi üzerine verildi” der. Aslında verilen nimetler, bir imtihan aracıdır. Velâkin onların çoğu bilmezler.
Muhammed Esed
İŞTE (böyle:) İnsanın başına bir bela geldiğinde bize yardım için yalvarır; fakat ona katımızdan bir iyilikte bulunduğumuz zaman, (kendi kendine,) "(Bütün) bunlar bana (benim kendi) hikmetimden dolayı verilmiştir!" der. Hayır! Bu (rahmetin verilmesi) bir imtihandır, ama çoğu onu anlamaz.
Mustafa İslamoğlu
İşbu nedenle, ne zaman insanın başına bir zarar gelse Bize yalvarır; daha sonra kendisi katımızdan bir nimete kavuşsa "Bu servete ben sadece ve sadece kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım" der; ama hayır, aksine o bir sınav aracıdır: ne var ki onların çoğu bunu dahi kavrayamamaktadır.
Suat Yıldırım
İnsanın başı derde girdi mi Biz'e yalvarır, ama sonra ona tarafımızdan nimet verince: “Ben bilgi ve becerim sayesinde bu serveti elde ettim” der. Hayır! Bu bir imtihandır, ama çokları bunu anlamazlar. [28, 76-78; 34, 35]*
Süleyman Ateş
İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize du'a eder. Sonra, ona bizden bir ni'met verdiğimiz vakit; "Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi" der. Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.
Şaban Piriş
İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile değiştirdiğimiz zaman da:-Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmiştir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat çokları bilmez.
Yaşar Nuri Öztürk
İnsana bir zorluk / zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!" Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.
Edip-Layth-Martha
So when the human is touched by adversity, he implores Us, then when We bestow a blessing upon him, he says: "I attained this because of knowledge I had!" Indeed, it is a test, but most of them do not know.
Muhammad Asad
NOW [thus it is:] when affliction befalls man, he cries out unto Us for help; but when We bestow upon him a boon by Our grace, he says [to himself], I have been given [all] this by virtue of [my own] wisdom!"* Nay, this [bestowal of grace] is a trial: but most of them understand it not!
Rashad Khalifa
If the human is touched by adversity, he implores us, but as soon as we bestow a blessing upon him, he says, "I attained this because of my cleverness!" Indeed, this is only a test, but most of them do not know.,
The Monotheist Group
So when man is touched by adversity, he implores Us, then when We bestow a blessing upon him, he says: "I attained this because of knowledge I had!" Indeed, it is a test, but most of them do not know.