Ğafir Sûresi78. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And certainly |
| 2 | أرسلنا | ر س لRSL | erselnā | biz gönderdik | We have sent |
| 3 | رسلا | ر س لRSL | rusulen | elçiler | Messengers |
| 4 | من | — | min | before you. | |
| 5 | قبلك | ق ب لGBL | ḳablike | senden önce de | before you. |
| 6 | منهم | — | minhum | onlardan | Among them |
| 7 | من | — | men | kimini | (are) who - |
| 8 | قصصنا | ق ص صGṦṦ | ḳaSaSnā | anlattık | We have related |
| 9 | عليك | — | ǎleyke | sana | to you, |
| 10 | ومنهم | — | ve minhum | ve onlardan | and among them |
| 11 | من | — | men | kimini | (are) who - |
| 12 | لم | — | lem | not | |
| 13 | نقصص | ق ص صGṦṦ | neḳSuS | anlatmadık | We have related |
| 14 | عليك | — | ǎleyke | sana | to you. |
| 15 | وما | — | ve mā | ve değildir | And not |
| 16 | كان | ك و نKVN | kāne | mümkün | is |
| 17 | لرسول | ر س لRSL | lirasūlin | hiçbir elçinin | for any Messenger |
| 18 | أن | — | en | that | |
| 19 | يأتي | ا ت يETY | ye'tiye | getirmesi | he brings |
| 20 | بآية | ا ي يEYY | biāyetin | bir mu'cize | a Sign |
| 21 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 22 | بإذن | ا ذ نEZ̃N | biiƶni | izni | by (the) permission |
| 23 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 24 | فإذا | — | feiƶā | zaman | So when |
| 25 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | geldiği | comes |
| 26 | أمر | ا م رEMR | emru | emri | (the) Command |
| 27 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah, |
| 28 | قضي | ق ض يGŽY | ḳuDiye | yerine getirilir | it will be decided |
| 29 | بالحق | ح ق قḪGG | bil-Haḳḳi | hak ile | in truth, |
| 30 | وخسر | خ س رḢSR | ve ḣasira | ve hüsrana uğrarlar | and will lose |
| 31 | هنالك | — | hunālike | orada | there |
| 32 | المبطلون | ب ط لBŦL | l-mubTilūne | boşa çıkarmağa uğraşanlar | the falsifiers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد ارسلنا رسلا من قبلك منهم من قصصنا عليك ومنهم من لم نقصص عليك وما كان لرسول ان ياتى باية الا باذن الله فاذا جاء امر الله قضى بالحق وخسر هنالك المبطلون
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ فَإِذَا جَاءَ أَمْرُ اللَّهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ
Transliterasyon
Ve lekad erselnâ rusulen min kablike minhum men kasasnâ aleyke ve minhum men lem naksus aleyk|e|, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâh|i|, fe izâ câe emrullâhi kudıye bil hakkı ve hasire hunâlikel mubtılûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad arsaln<span class="u">a</span> rusulan min qablikaminhum man qa<span class="u">s</span>a<span class="u">s</span>n<span class="u">a</span> AAalayka waminhum man lamnaq<span class="u">s</span>u<span class="u">s</span> AAalayka wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na lirasoolinan ya/tiya bi-<span class="u">a</span>yatin ill<span class="u">a</span> bi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hifa-i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>a amru All<span class="u">a</span>hi qu<span class="u">d</span>iya bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqiwakhasira hun<span class="u">a</span>lika almub<span class="u">t</span>iloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki senden önce nice peygamberler gönderdik, onlardan, sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da ve hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadıkça bir delil, bir mûcize gösteremez; derken Allah'ın emri gelince gerçek olarak hükmedilir ve işte buracıkta, boş şeylere uyanlar ziyan eder gider.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz senden önce elçiler gönderdik; onlardan kimini sana aktarıp-anlattık ve kimini anlatmadık. Herhangi bir elçiye, Allah'ın izni olmaksızın bir ayeti getirmek olacak şey değildir. Allah'ın emri geldiği zaman hak ile hüküm verilir ve işte burada (hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar hüsrana uğramışlardır.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, senden önce birçok peygamber gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir âyet getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar zarar ederler.
Diyanet İşleri
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var, durumlarını sana bildirmediğimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir ayeti kendiliğinden getiremez. Allah'ın emri gelince de hak uygulanır ve o zaman batılı seçenler hüsrana uğrayacaklardır.*
Edip Yüksel
Senden önce göndermiş bulunduğumuz elçilerin bir kısmından sana söz ettik, bir kısmını da sana anlatmadık. Hiçbir elçi, ALLAH'ın izni olmadan bir mucize getiremez. ALLAH'ın emri gelince gerçeğe göre yargı verilir ve yanlışı savunanlar orada hüsrana uğrarlar.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun ki biz senin önünden nice peygamberler göndermişizdir. Onlardan kimini sana anlatmışız, kimini de anlatmamışızdır. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. Batıl bir dava peşinde koşanlar, işte bu noktada hüsrana uğrarlar.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, senden önce de birçok rasul gönderdik. Onlardan bir kısmını sana anlattık, bir kısmını ise anlatmadık. Hiçbir rasul, Allah’ın izni olmaksızın bir âyet* getiremez. Allah’ın buyruğu geldiği zaman adalet yerini bulur. Batıldan yana olanlar hüsrana uğrarlar.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki Biz senin önünden nice elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, onlardan kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah'ın izni/ bilgisi olmaksızın bir alâmet/ gösterge getiremez. Artık Allah'ın emri gelince de hak ile gerçekleştirilir. Bâtılcılar, işte burada kayba, zarara uğrayıp acı çektiler.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki (ey Muhammed,) senden önce elçiler göndermiştik: onların kiminden sana bahsettik, kimi hakkında da sana bir bilgi vermedik. Ve (gönderdiğimiz) hiçbir elçi, Allah'ın izni olmadan bir mucize ortaya koyamaz. Allah'ın iradesi açığa çıktığı zaman hüküm (çoktan) adaletle yerini bulmuş olacak, (anlayamadıkları her şeyi) yok etmeye çalışanların tümü o zaman ve orada, hüsrana uğramış olacaklar.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz, senden önce de sayısı belirsiz elçiler göndermiştik; onların kimisinden sana söz ettik, kimisinden sana hiç söz etmedik. Ama şu kesin ki, hiçbir elçi Allah'ın izni olmadan mucizevi bir mesaj getiremez. Nitekim Allah'ın emri geldiği zaman, hak tecelli etmiş olacak; işte o anda ve orada, hayatı anlam ve amacından yoksun bırakanlar hüsrana uğramış bulunacaklar.
Suat Yıldırım
Biz senden önce de birçok resul gönderdik. Onlardan bazısını sana anlattık, bazısını ise anlatmadık. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mûcize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak ve adaletle hükmolunur ve batıl yolda olanlar, (özellikle ısrarla, peygamberin azap getirmesini isteyenler) hüsrana uğrarlar.*
Süleyman Ateş
Andolsun biz, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah'ın izni olmadan bir mu'cize getiremez. Allah'ın emri geldiği zaman hak yerine getirilir ve işte o zaman (Allah'ın ayetlerini) boşa çıkarmağa uğraşanlar, hüsrana uğrarlar.
Şaban Piriş
Senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var anlatmadıklarımız da. Hiç bir peygamber Allahın izni olmadıkça bir ayet/mucize getiremez. Allahın emri geldiği zaman da hak ile hüküm verilir ve işte o zaman batılcılar hüsrana uğrar.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah'ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar.
Edip-Layth-Martha
We have sent messengers prior to you. Some of them We mentioned to you, and some We did not mention to you. It was not given to any messenger that he should bring a sign except by God's leave. So, when God's judgment is issued, the matter is decided with truth, and the followers of falsehood will be lost.*
Muhammad Asad
And, indeed, [O Muhammad,] We sent forth apostles before thy time; some of them We have mentioned to thee,* and some of them We have not mentioned to thee. And it was not given to any apostle to bring forth a miracle other than by God's leave.* Yet when God's will becomes manifest,* judgment will [already] have been passed in all justice, and lost will be, then and there, all who tried to reduce to nothing [whatever they could not understand].*
Rashad Khalifa
We have sent messengers before you - some of them we mentioned to you, and some we did not mention to you. No messenger can produce any miracle without GOD's authorization. Once GOD's judgment is issued, the truth dominates, and the falsifiers are exposed and humiliated.*,
The Monotheist Group
And We have sent messengers prior to you. Some of them We have told to you, and some We did not tell to you. And it was not given to any messenger that he should bring a sign except with the permission of God. So, when the judgment of God is issued, the matter is decided with the truth, and the followers of falsehood will be lost.