Fussilet Sûresi17. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (14 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وأماve emmāgelinceAnd as for
2ثمودṧemūduSemud(kavmin)eThamud,
3فهديناهمه د يHD̃Yfehedeynāhumonlara yol gösterdikWe guided them,
4فاستحبواح ب بḪBBfesteHabbūfakat onlar yeğledilerbut they preferred
5العمىع م يAMYl-ǎmākörlüğü[the] blindness
6علىǎlāover
7الهدىه د يHD̃Yl-hudādoğru yolu bulmağathe guidance,
8فأخذتهما خ ذ EḢZ̃feeḣaƶethumböylece onları yakaladıso seized them
9صاعقةص ع قṦAGSāǐḳatuyıldırımıa thunderbolt
10العذابع ذ بAZ̃Bl-ǎƶābiazab(of) the punishment
11الهونه و نHVNl-hūnialçaltıcıhumiliating,
12بماbimāyüzündenfor what
13كانواك و نKVNkānūolduklarıthey used to
14يكسبونك س بKSByeksibūneyapıyor(lar)earn.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

واما ثمود فهدينهم فاستحبوا العمى على الهدى فاخذتهم صعقة العذاب الهون بما كانوا يكسبون

Arapça (Harekeli)

وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمَى عَلَى الْهُدَى فَأَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Transliterasyon

Ve emmâ semûdu fe hedeynâhum festehabbûl amâ alel hudâ fe ehazethum sâıkatul azâbil hûni bimâ kânû yeksibûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Waamm<span class="u">a</span> thamoodu fahadayn<span class="u">a</span>humfa<span class="b">i</span>sta<span class="u">h</span>abboo alAAam<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span> alhud<span class="u">a</span>faakha<span class="u">th</span>at-hum <span class="u">sa</span>AAiqatu alAAa<span class="u">tha</span>bi alhoonibim<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo yaksiboon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Semûd'aysa doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü, hidâyetten üstün görüp sevdiler, onları da, kazandıklarına karşılık aşağılatıcı bir azâbın gelip çatıvermesiyle helâk ettim.

Ali Bulaç

Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Bayraktar Bayraklı

Semûd kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.

Diyanet İşleri

Semud'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

Edip Yüksel

Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.

Erhan Aktaş

Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

Hakkı Yılmaz

Semûd'a gelince; işte, Biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yol üzerine sevip tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları şeyler sebebiyle alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakalayıverdi.

Muhammed Esed

Semûd (kavmine) gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler: ve böylece, yaptıkları (kötülükler)in bir karşılığı olarak onların üzerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü:

Mustafa İslamoğlu

Semud kavmine gelince... Nitekim Biz onlara da yol göstermiştik, fakat onlar doğru yolu görmektense körlüğü tercih ettiler: Sonuçta yapa geldikleri şeylere karşılık, onları onur kırıcı azabın yıldırımı çarptı.

Suat Yıldırım

Semûd halkına gelince Biz onlara da doğru yolu gösterdik; fakat onlar körlüğü hidâyete tercih ettiler. Derken işledikleri işler sebebiyle alçaltıcı bir azap yıldırımı onları alıverdi.

Süleyman Ateş

Semud(kavmin)e gelince onlara yol gösterdik; fakat onlar, körlüğü doğru yolu bulmağa yeğlediler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.

Şaban Piriş

Semûda gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.

Yaşar Nuri Öztürk

Semud'a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.

Edip-Layth-Martha

As for Thamud, We provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.

Muhammad Asad

And as for [the tribe of] Thamud, We offered them guidance, but they chose blindness in pre&shy;ference to guidance: and so the thunderbolt of shame&shy;ful suffering fell upon them as an outcome of all [the evil] that they had wrought;

Rashad Khalifa

As for Thamoud, we provided them with guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the disastrous and shameful retribution annihilated them, because of what they earned.,

The Monotheist Group

And as for Thamud, We gave them the guidance, but they preferred blindness over guidance. Consequently, the blast of humiliating retribution annihilated them, because of what they earned.