Fussilet Sûresi44. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve eğer | And if |
| 2 | جعلناه | ج ع لCAL | ceǎlnāhu | biz onu yapsaydık | We (had) made it |
| 3 | قرآنا | ق ر اGRE | ḳur'ānen | bir Kur'an | a Quran |
| 4 | أعجميا | ع ج مACM | eǎ'cemiyyen | yabancı (dilde) | (in) a foreign (language), |
| 5 | لقالوا | ق و لGVL | leḳālū | derlerdi ki | they (would have) said, |
| 6 | لولا | — | levlā | değil miydi? | """Why not" |
| 7 | فصلت | ف ص لFṦL | fuSSilet | açıklanmalı | are explained in detail |
| 8 | آياته | ا ي يEYY | āyātuhu | onun ayetleri | its verses? |
| 9 | أأعجمي | ع ج مACM | eeǎ'cemiyyun | yabancı söz mü? | (Is it) a foreign (language) |
| 10 | وعربي | ع ر بARB | ve ǎrabiyyun | arab olana | "and an Arab?""" |
| 11 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 12 | هو | — | huve | o | """It (is)" |
| 13 | للذين | — | lilleƶīne | için | for those who |
| 14 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inananlar | believe, |
| 15 | هدى | ه د يHD̃Y | huden | bir yol göstericidir | a guidance |
| 16 | وشفاء | ش ف يŞFY | ve şifā'un | ve (gönüllere) şifadır | "and a healing.""" |
| 17 | والذين | — | velleƶīne | gelince | And those who |
| 18 | لا | — | lā | (do) not | |
| 19 | يؤمنون | ا م نEMN | yu'minūne | inanmayanlara | believe, |
| 20 | في | — | fī | vardır | in |
| 21 | آذانهم | ا ذ نEZ̃N | āƶānihim | onların kulaklarında | their ears |
| 22 | وقر | و ق رVGR | veḳrun | bir ağırlık | (is) deafness, |
| 23 | وهو | — | ve huve | ve o | and it |
| 24 | عليهم | — | ǎleyhim | onlara | (is) for them |
| 25 | عمى | ع م يAMY | ǎmen | bir körlüktür | blindness. |
| 26 | أولئك | — | ulāike | onlar | Those |
| 27 | ينادون | ن د وND̃V | yunādevne | çağırılıyorlar | are being called |
| 28 | من | — | min | -den | from |
| 29 | مكان | ك و نKVN | mekānin | bir yer- | a place |
| 30 | بعيد | ب ع دBAD̃ | beǐydin | uzak | "far.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو جعلنه قرءانا اعجميا لقالوا لولا فصلت ءايته ءاعجمى وعربى قل هو للذين ءامنوا هدى وشفاء والذين لا يومنون فى ءاذانهم وقر وهو عليهم عمى اولئك ينادون من مكان بعيد
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُولَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ
Transliterasyon
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh|u|, e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).
Transliteration (Eng.)
Walaw jaAAaln<span class="u">a</span>hu qur-<span class="u">a</span>nanaAAjamiyyan laq<span class="u">a</span>loo lawl<span class="u">a</span> fu<span class="u">ss</span>ilat <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tuhuaaAAjamiyyun waAAarabiyyun qul huwa lilla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoohudan washif<span class="u">a</span>on wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena l<span class="u">a</span>yu/minoona fee <span class="u">atha</span>nihim waqrun wahuwa AAalayhim AAaman ol<span class="u">a</span>-ikayun<span class="u">a</span>dawna min mak<span class="u">a</span>nin baAAeed<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Eğer yabancı bir dille meydana getirseydik Kur'ân'ı, elbette derlerdi ki âyetleri Arapça olarak açıklansaydı da anlasaydık olmaz mıydı? Bu, yabancı bir dille söylenmiş söz, söyleyen de Arap ha? De ki: O, inananlara doğru yolu gösterir ve şifâdır; inanmayanlarınsa kulaklarında ağırlık var ve Kur'ân, onları kör etmede; sanki onlara pek uzak bir yerden nidâ edilmede.
Ali Bulaç
Eğer Biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."
Bayraktar Bayraklı
Eğer biz bu Kur'ân'ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, “Âyetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap'a yabancı bir dille söylenir mi?” diyeceklerdi. De ki: “O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kâfirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve Kur'ân onlara kapalıdır; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor.”
Diyanet İşleri
Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)
Edip Yüksel
Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki "O, gerçeği onaylayanlar için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. Gerçeği onaylamayanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır."*
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
Erhan Aktaş
Biz, onu yabancı bir dille “kur’an”* yapsaydık, mutlaka: “O’nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Yabancı dilde bir kur’ana* Arap muhatap, hiç olur mu? De ki: “Kur’an, inananlar için bir yol gösterici ve bir şifadır.” Ve inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur’an, onlara kapalıdır. Onlara sanki uzak bir yerden seslenilmektedir.*
Hakkı Yılmaz
Ve eğer Biz o öğüdü/Kur’ân'ı yabancı dilde bir okuma yapsaydık, elbette onlar: “Âyetleri ayrıntılı olarak verilmeli değil miydi? Yabancı dil mi, Arapça mı!” diyeceklerdi. De ki: “O, iman eden kimseler için bir kılavuz ve bir şifadır.” İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve o Öğüt/ Kur’ân, onlar üzerine bir körlüktür. Onlara çok uzak bir mekândan seslenilmektedir.
Muhammed Esed
Eğer bu (ilahî kelâmın) Arapça dışında bir dilde (indirilmiş) bir hitabe olmasını dileseydik, onlar, (şimdi onu reddedenler,) bu defa, "Neden onun mesajları anlaşılır bir şekilde ifade edilmemiş? Hayret! Arapça dışında bir dil(de indirilmiş bir mesaj bu) ve (tebliğ eden de) bir Arap (elçi)?" diyeceklerdi. De ki: "Bu (ilahî kelâm,) iman edenler için bir rehber ve bir şifa kaynağıdır; ona inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir sağırlık var ve bundan dolayı (Kur'an) onlara kapalı, anlaşılmaz gelir: onlar çok uzaklardan seslenilen (insanlar gibi)ler".
Mustafa İslamoğlu
Eğer Biz bu (vahyi) yabancı dille okunan bir kitap kılsaydık, kesinlikle "Neden onun ayetleri açık ve anlaşılır değil; ne yani, bir Arab'a dili yabancı bir (hitap) mı?" derlerdi. De ki: "Bu (vahiy), iman edenler için bir yol gösterici ve bir şifa kaynağıdır. İman etmeyenlere gelince: Onların kulaklarında bir çeşit kurşun vardır; dahası o (vahyin ışığından dolayı) onlara bir tür körlük arız olmuştur: şimdi onlar, çok uzak bir yerden seslenilen kişi (gibi)dirler.
Suat Yıldırım
Eğer biz Kur'ân'ı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: “Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap arap! Olur mu böyle şey? ” De ki: “O, iman edenler için hidâyet ve şifadır. ”Ama iman etmeyenlerin kulaklarında ağırlıklar vardır. Kur'ân onlara kapalı ve karanlık gelir. Onların, çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni hiç anlamıyorlar gibi bir halleri vardır. [26, 198-199; 17, 82]*
Süleyman Ateş
Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur'an yapsaydık derlerdi ki: "Ayetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)?" De ki: "O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).*
Şaban Piriş
Biz Kuranı yabancı bir dilde okusaydık:-Ayetleri açıklanmalı değil miydi? bir Araba, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki:-İman edenlere kılavuz ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri detaylandırılmalı değil miydi?" İster yabancı dilde, ister Arapça! De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekandan seslenilmektedir."
Edip-Layth-Martha
Had We made it a non-Arabic compilation, they would have said, "If only its signs were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say, "For those who acknowledge, it is a guide and healing. As for those who reject, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."*
Muhammad Asad
Now if We had willed this [divine writ] to be a discourse in a non-Arabic tongue, they [who now reject it] would surely have said, Why is it that its messages have not been spelled out clearly?* Why - [a message in] a non-Arabic tongue, and [its bearer] an Arab?" Say: Unto all who have attained to faith, this [divine writ] is a guidance and a source of health; but as for those who will not believe - in their ears is deafness, and so it remains obscure to them: they are [like people who are] being called from too far away.*
Rashad Khalifa
If we made it a non-Arabic Quran they would have said, "Why did it come down in that language?" Whether it is Arabic or non-Arabic, say, "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, they will be deaf and blind to it, as if they are being addressed from faraway.",
The Monotheist Group
And had We made it a non-Arabic revelation, they would have said: "If only its verses were made clear!" Non-Arabic and Arabic, say: "For those who believe, it is a guide and healing. As for those who disbelieve, there is deafness in their ears, and they are blind to it. These will be called from a place far away."