Fussilet Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وضل | ض ل لŽLL | ve Delle | ve sapıp gitmiştir | And lost |
| 2 | عنهم | — | ǎnhum | onlardan | from them |
| 3 | ما | — | mā | şeyler | what |
| 4 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they were |
| 5 | يدعون | د ع وD̃AV | yed'ǔne | yalvarıp duruyor(lar) | invoking |
| 6 | من | — | min | before, | |
| 7 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | önceden | before, |
| 8 | وظنوا | ظ ن نƵNN | ve Zennū | ve onlar anlamışlardır | and they (will) be certain |
| 9 | ما | — | mā | olmadığını | (that) not |
| 10 | لهم | — | lehum | kendileri için | for them |
| 11 | من | — | min | hiçbir | any |
| 12 | محيص | ح ي صḪYṦ | meHīSin | kaçacak yer | place of escape. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وضل عنهم ما كانوا يدعون من قبل وظنوا ما لهم من محيص
Arapça (Harekeli)
وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَدْعُونَ مِن قَبْلُ وَظَنُّوا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ
Transliterasyon
Ve dalle anhum mâ kânû yed’ûne min kablu ve zannû mâ lehum min mahîs(mahîsın).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="u">d</span>alla AAanhum m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>nooyadAAoona min qablu wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>annoo m<span class="u">a</span> lahum minma<span class="u">h</span>ee<span class="u">s</span><span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve önceden çağırdıkları putlar, gözlerinden kaybolup gitmiştir ve onlar, kaçıp sığınacakları bir yerleri olmadığını da iyiden iyiye anlamışlardır.
Ali Bulaç
Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Bayraktar Bayraklı
Daha önce taptıkları tanrılar uzaklaşıp kaybolacaktır. Sığınacak hiçbir yerleri olmadığını anlayacaklardır.
Diyanet İşleri
Böylece önceden yalvarıp durdukları onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Edip Yüksel
Daha önce yardım için çağırdıkları (dine ortak koştukları kişiler) onlardan uzaklaşmıştır. Artık kaçacak bir yerleri olmadığını anlarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Önceden tapmakta oldukları şeyler, kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur. Onlar da kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
Erhan Aktaş
Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.
Hakkı Yılmaz
Önceden tapmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kayboldu. Onlar kendileri için kaçacak bir yer olmadığını da iyice anladılar.
Muhammed Esed
Böylece, onların önceden yalvarıp durdukları bütün güçler, kendilerini terk etmiş olacak: ve kendileri için bir kaçış imkanı olmadığını kesinlikle öğreneceklerdir.
Mustafa İslamoğlu
Artık onların daha önceden yalvarıp yakardıkları şeyler kendilerini yalnız bırakmıştır: kendileri için kaçacak bir yer olmadığına iyice kanaat getirirler.
Suat Yıldırım
Böylece daha önce ibadet ettikleri putlar kendilerini terk eder, müşrikler de kaçacak yer kalmadığını anlarlar.
Süleyman Ateş
Önceden yalvarıp durdukları şeyler, onlardan sapıp gitmiş ve onlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
Şaban Piriş
Daha önce ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Daha önce yakarıp durdukları, onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur. Kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Edip-Layth-Martha
They were abandoned by what they used to call on before, and they realized that there will be no escape.
Muhammad Asad
And so, all that they were wont to invoke aforetime will have forsaken them; and they shall know for certain that there is no escape for them.
Rashad Khalifa
The idols they had idolized will disown them, and they will realize that there will be no escape.,
The Monotheist Group
And they were abandoned by that which they used to call on before, and they realized that there will be no escape.