Fussilet Sûresi50. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولئن | — | velein | ve eğer | And verily, if |
| 2 | أذقناه | ذ و قZ̃VG | eƶeḳnāhu | biz ona taddırırsak | We let him taste |
| 3 | رحمة | ر ح مRḪM | raHmeten | bir rahmet | mercy |
| 4 | منا | — | minnā | kendimizden | from Us |
| 5 | من | — | min | after | |
| 6 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | sonra | after |
| 7 | ضراء | ض ر رŽRR | Derrā'e | bir zarardan | an adversity |
| 8 | مسته | م س سMSS | messethu | ona dokunan | (has) touched him, |
| 9 | ليقولن | ق و لGVL | leyeḳūlenne | elbette der ki | he will surely say, |
| 10 | هذا | — | hāƶā | bu | """This (is)" |
| 11 | لي | — | lī | benim hakkımdır | (due) to me |
| 12 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 13 | أظن | ظ ن نƵNN | eZunnu | sanmıyorum | I think |
| 14 | الساعة | س و عSVA | s-sāǎte | kıyametin | the Hour |
| 15 | قائمة | ق و مGVM | ḳāimeten | kopacağını | (will be) established, |
| 16 | ولئن | — | velein | eğer | and if |
| 17 | رجعت | ر ج عRCA | ruciǎ'tu | götürülmüş olsam bile | I am returned |
| 18 | إلى | — | ilā | to | |
| 19 | ربي | ر ب بRBB | rabbī | Rabbime | my Lord, |
| 20 | إن | — | inne | muhakkak | indeed, |
| 21 | لي | — | lī | benim için vardır | for me |
| 22 | عنده | ع ن دAND̃ | ǐndehu | O'nun yanında | with Him |
| 23 | للحسنى | ح س نḪSN | lelHusnā | daha güzel şeyler | "(will be) the best.""" |
| 24 | فلننبئن | ن ب اNBE | felenunebbienne | biz mutlaka haber vereceğiz | But We will surely inform |
| 25 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | those who |
| 26 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar edenlere | disbelieved |
| 27 | بما | — | bimā | about what | |
| 28 | عملوا | ع م لAML | ǎmilū | yaptıklarını | they did, |
| 29 | ولنذيقنهم | ذ و قZ̃VG | velenuƶīḳannehum | ve mutlaka taddıracağız | and We will surely make them taste |
| 30 | من | — | min | -dan | of |
| 31 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābin | azab- | a punishment |
| 32 | غليظ | غ ل ظĞLƵ | ğalīZin | kaba | severe. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولىن اذقنه رحمة منا من بعد ضراء مسته ليقولن هذا لى وما اظن الساعة قائمة ولىن رجعت الى ربى ان لى عنده للحسنى فلننبئن الذين كفروا بما عملوا ولنذيقنهم من عذاب غليظ
Arapça (Harekeli)
وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِن بَعْدِ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَذَا لِي وَمَا أَظُنُّ السَّاعَةَ قَائِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَى رَبِّي إِنَّ لِي عِندَهُ لَلْحُسْنَى فَلَنُنَبِّئَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِمَا عَمِلُوا وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ
Transliterasyon
Ve le in ezaknâhu rahmeten minnâ min ba’di darrâe messethu le yekûlenne hâzâ lî ve mâ ezunnus sâate kâimeten ve le in ruci’tu ilâ rabbî inne lî indehu lel husnâ, fe le nunebbiennellezîne keferû bimâ amilû ve le nuzîkannehum min azâbin galîz(galîzin).
Transliteration (Eng.)
Wala-in a<span class="u">th</span>aqn<span class="u">a</span>hu ra<span class="u">h</span>matanminn<span class="u">a</span> min baAAdi <span class="u">d</span>arr<span class="u">a</span>a massat-hulayaqoolanna h<span class="u">atha</span> lee wam<span class="u">a</span> a<span class="i"><span class="u">th</span></span>unnu a<span class="b">l</span>ss<span class="u">a</span>AAataq<span class="u">a</span>-imatan wala-in rujiAAtu il<span class="u">a</span> rabbee inna leeAAindahu lal<span class="u">h</span>usn<span class="u">a</span> falanunabbi-anna alla<span class="u">th</span>eenakafaroo bim<span class="u">a</span> AAamiloo walanu<span class="u">th</span>eeqannahum min AAa<span class="u">tha</span>binghalee<span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki bir sıkıntıdan sonra katımızdan bir rahmet tattırsak ona, bu der, zâten benim hakkım ve hiç sanmıyorum ki kıyâmet kopsun ve andolsun ki Rabbimin tapısına dönüp varsam bile hiç şüphesiz, onun katında daha güzel bir lütuf var bana; artık biz de, andolsun ki kâfir olanlara, neler yaptıklarını elbette haber veririz ve elbette onlara çok ağır azâbı tattırırız.
Ali Bulaç
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun Katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun Biz, o kafirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azaptan taddıracağız.
Bayraktar Bayraklı
Başına gelen sıkıntıdan sonra, katımızdan ona bir rahmet tattırdığımızda, “Bu benim hakkımdır. Ben kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam bile elbette O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Biz, böylesi inkârcılara kesinlikle yaptıklarını bildireceğiz. Onlara ağır bir azap tattıracağız.
Diyanet İşleri
Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırırsak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile muhakkak O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır, der. Biz, inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve muhakkak onlara ağır azaptan tattıracağız.
Edip Yüksel
Sıkıntısının ardından, kendisine bizden bir rahmet tattırsak, "Bu bana aittir. O anın da geleceğini sanmam. Rabbime döndürülürsem de O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkarcılara, yapmış olduklarının gerçek niteliğini elbette haber vereceğiz. Çetin bir azaptan tattıracağız onlara.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, O: "Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile mutlaka O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz o inkâr edenlere yaptıkları şeyleri mutlaka haber vereceğiz ve onlara ağır bir azap tattıracağız.
Erhan Aktaş
Fakat kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, ona Tarafımızdan bir rahmet* tattırsak: “Bu benim hakkımdır. Ve Saat’ın* geleceğini de sanmıyorum. Gelse bile, Rabb’imin huzuruna çıkarılacak olursam, O’nun yanında kesinlikle benim için en iyisi vardır.” der. O zaman, gerçeği yalanlayan nankörlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz ve onlara kesinlikle ağır bir cezadan tattıracağız.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer kendisine dokunan sıkıntıdan sonra, kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak, hiç kuşkusuz “Bu benim hakkımdır. Ve kıyâmetin kopuş anının geleceğini sanmıyorum. Ve eğer Rabbime döndürülürsem, O'nun katında hiç şüphesiz, benim için en güzeli vardır” der. Bu nedenle kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimselere, yaptıklarını kesin bildireceğiz ve onlara, kesinlikle kaba bir cezadan tattıracağız.
Muhammed Esed
Ama başına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırırsak, emin bir şekilde "Bu zaten benim hakkımdır!" der; ve devam eder, "Son Saat'in geleceğini de sanmıyorum: ama eğer (gelirse ve) ben Rabbime döndürülürsem, O'nun katında beni mutlak bir güzellik bekler!" Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlara (Hesap Günü) yaptıkları her şeyi apaçık gösterecek ve onlara (bu şekilde) şiddetli bir azap tattıracağız.
Mustafa İslamoğlu
Ama uğradığı bu musibetin ardından eğer katımızdan bir rahmet tattıracak olsak, tutar der ki: "Bu zaten benim hakkımdı; hem Son Saat'in kopacağını da sanmam ya! Bir ihtimal Rabbime döndürülürsem, beni O'nun katında maluk güzelliklerin beklediğinden kesinlikle eminim." Sonuçta inkarda ısrar edenlere elbet yaptıklarını bir bir haber vereceğiz ve onları kesinlikle altında ezilecekleri bir azaba mahkum edeceğiz.
Suat Yıldırım
Başına gelen bir sıkıntıdan sonra, tarafımızdan ona nimet tattırırsak: “Bu benim hakkımdı zaten, Kıyametin geleceğini de pek zannetmem. Ama olur da (müminlerin dediği gibi), Rabbimin huzuruna götürülecek olsam bile, O'nun yanında en güzel ne varsa o da benim olur, (hiç tereddüdünüz olmasın)! ” der. Biz elbette o kâfirlere, dünyada yapmış oldukları her şeyi tek tek bildireceğiz ve onlara şiddetli bir azap tattıracağız.
Süleyman Ateş
Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet taddırırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum; (kıyamet kopsa da) Rabbime götürülmüş olsam bile muhakkak O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz, o nankörlere, yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka onlara kaba azabdan taddıracağız.
Şaban Piriş
Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen şöyle der:-Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, onun yanında, benim için daha iyisi vardır. Nankörlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve en ağır azabı onlara tattıracağız.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer kendisine dokunan bir zorluktan / zarardan sonra bizden bir rahmet tattırsak, yemin olsun şöyle diyecektir: "Bu benim hakkım. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülmüş olsam da şüphesiz, O'nun katında benim için şaşmaz güzellikler vardır." Andolsun, biz o nankörlük edenlere, yapıp ettiklerini haber vereceğiz. Andolsun, o çetin azabı onlara tattıracağız.
Edip-Layth-Martha
When We let him taste a mercy from Us after adversity had touched him, he will say, "This was by my actions, and I do not think that the moment will come to pass. Even if I am returned to my Lord, I will find at Him good things for me." Surely, We will inform the ingrates of all they had done, and We will let them taste the severe retribution.
Muhammad Asad
Yet whenever We let him taste some of Our grace after hardship has visited him, he is sure to say, This is but my due!" - and, I do not think that the Last Hour will ever come:* but if [it should come, and] I should indeed be brought back unto my Sus­tainer, then, behold, the ultimate good awaits me with Him!* But [on the Day of Judgment] We shall most cer­tainly give those who were bent on denying the truth* full understanding of all that they ever did, and shall most certainly give them [thereby] a taste of suffering severe.*
Rashad Khalifa
And when we bless him after suffering some adversity, he says, "This belongs to me. I do not believe that the Hour will ever come to pass. Even if I am returned to my Lord, I will find at Him better things." Most certainly, we will inform the disbelievers of all their works, and will commit them to severe retribution.,
The Monotheist Group
And when We let him taste a mercy from Us after hardship had touched him, he will say: "This was by my actions, and I do not think that the Hour will come to pass. And even if I am returned to my Lord, I will find at Him good things for me." Surely, We will inform the rejecters of all they had done, and We will let them taste the severe retribution.