Zuhruf Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | نريهم | ر ا يREY | nurīhim | onlara göstermeyiz | We showed them |
| 3 | من | — | min | hiçbir | of |
| 4 | آية | ا ي يEYY | āyetin | mu'cize | a Sign |
| 5 | إلا | — | illā | başkasını | but |
| 6 | هي | — | hiye | o | it |
| 7 | أكبر | ك ب رKBR | ekberu | daha büyük (olandan) | (was) greater |
| 8 | من | — | min | -nden | than |
| 9 | أختها | ا خ وEḢV | uḣtihā | öteki- | its sister, |
| 10 | وأخذناهم | ا خ ذ EḢZ̃ | ve eḣaƶnāhum | ve onları yakaladık | and We seized them |
| 11 | بالعذاب | ع ذ بAZ̃B | bil-ǎƶābi | azab(lar) ile | with the punishment |
| 12 | لعلهم | — | leǎllehum | umulur ki | so that they may |
| 13 | يرجعون | ر ج عRCA | yerciǔne | dönerler | return. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما نريهم من ءاية الا هى اكبر من اختها واخذنهم بالعذاب لعلهم يرجعون
Arapça (Harekeli)
وَمَا نُرِيهِم مِّنْ آيَةٍ إِلَّا هِيَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَاهُم بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Transliterasyon
Ve mâ nurîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uhtihâ ve ehaznâhum bil azâbi leallehum yerciûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> nureehim min <span class="u">a</span>yatin ill<span class="u">a</span>hiya akbaru min okhtih<span class="u">a</span> waakha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>hum bi<span class="b">a</span>lAAa<span class="u">tha</span>bilaAAallahum yarjiAAoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlara hiçbir delil göstermedik ki biri, öbüründen büyük olmasın ve tuttukları yoldan dönsünler diye de azaplandırdık onları.
Ali Bulaç
Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azapla yakalayıverdik.
Bayraktar Bayraklı
Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.
Diyanet İşleri
Onlara gösterdiğimiz her bir ayet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.
Edip Yüksel
Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.
Erhan Aktaş
Onlara gösterdiğimiz her ayet*, bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.
Hakkı Yılmaz
Ve Bizim onlara gösterdiğimiz her bir alâmet/ gösterge bir önceki alâmetten/ göstergeden kesinlikle daha büyüktür. Ve onlar dönerler diye Biz onları azapla yakaladık.
Muhammed Esed
halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.
Suat Yıldırım
Onlara hep birbirinden büyük mûcizeler gösterdik. Belki dönüş yaparlar diye azaplarla sarstık. *
Süleyman Ateş
Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.
Şaban Piriş
Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara gösterdiğimiz her mucize, kızkardeşi mucizeden / bir önceki mucizeden mutlaka daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azaba da uğrattık.
Edip-Layth-Martha
Every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.
Muhammad Asad
although each sign that We showed them was weigh­tier than the preceding one: and [each time] We took them to task through suffering, so that they might return [to Us].*
Rashad Khalifa
Every sign we showed them was bigger than the one before it. We afflicted them with the plagues, perhaps they repent.,
The Monotheist Group
And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would return.