Fetih Sûresi12. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (20 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | بل | — | bel | herhalde | Nay, |
| 2 | ظننتم | ظ ن نƵNN | Zenentum | siz sandınız | you thought |
| 3 | أن | — | en | ki | that |
| 4 | لن | — | len | (would) never | |
| 5 | ينقلب | ق ل بGLB | yenḳalibe | dönmeyecekler | return |
| 6 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūlu | elçi | the Messenger |
| 7 | والمؤمنون | ا م نEMN | velmu'minūne | ve mü'minler | and the believers |
| 8 | إلى | — | ilā | to | |
| 9 | أهليهم | ا ه لEHL | ehlīhim | ailelerine | their families |
| 10 | أبدا | ا ب دEBD̃ | ebeden | bir daha asla | ever, |
| 11 | وزين | ز ي نZYN | vezuyyine | ve süslendirildi | that was made fair-seeming |
| 12 | ذلك | — | ƶālike | bu | that was made fair-seeming |
| 13 | في | — | fī | in | |
| 14 | قلوبكم | ق ل بGLB | ḳulūbikum | gönüllerinizde | your hearts. |
| 15 | وظننتم | ظ ن نƵNN | ve Zenentum | ve zanda bulundunuz | And you assumed |
| 16 | ظن | ظ ن نƵNN | Zenne | bir zan ile | an assumption |
| 17 | السوء | س و اSVE | s-sev'i | kötü | evil, |
| 18 | وكنتم | ك و نKVN | ve kuntum | ve oldunuz | and you became |
| 19 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | bir topluluk | a people |
| 20 | بورا | ب و رBVR | būran | helaki hak etmiş | "ruined.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
بل ظننتم ان لن ينقلب الرسول والمومنون الى اهليهم ابدا وزين ذلك فى قلوبكم وظننتم ظن السوء وكنتم قوما بورا
Arapça (Harekeli)
بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلَى أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَلِكَ فِي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ السَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًا بُورًا
Transliterasyon
Bel zanentum en len yenkaliber resûlu vel mû’minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine zâlike fî kulûbikum ve zanentum zannes sev’i ve kuntum kavmen bûrâ(bûren).
Transliteration (Eng.)
Bal <span class="i"><span class="u">th</span></span>anantum an lan yanqalibaa<span class="b">l</span>rrasoolu wa<span class="b">a</span>lmu/minoona il<span class="u">a</span> ahleehimabadan wazuyyina <span class="u">tha</span>lika fee quloobikum wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>anantum<span class="i"><span class="u">th</span></span>anna a<span class="b">l</span>ssaw-i wakuntum qawman boor<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hattâ siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarına çocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk hâline geldiniz.
Ali Bulaç
Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Bayraktar Bayraklı
“Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi, kötü duygulara kapıldınız. Siz, helâki hak etmiş bir toplum oldunuz.”
Diyanet İşleri
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Edip Yüksel
Aslında siz, elçinin ve gerçeği onaylayanların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sanmıştınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Erhan Aktaş
Hayır! Siz, Rasul ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir toplum oldunuz.
Hakkı Yılmaz
Aslında siz, Elçi ve mü’minlerin, ailelerine/yakınlarına sonsuza dek geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize de güzel göründü. Ve siz, kötü zanda bulundunuz ve değişime/yıkıma uğramış bir toplum oldunuz.
Muhammed Esed
Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler: ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"
Mustafa İslamoğlu
Aksine sizler, Rasul'ün ve mü'minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle berbat bir zanna kapıldınız da, sonunda kredisi tükenmiş bir toplum olup çıktınız.
Suat Yıldırım
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.
Süleyman Ateş
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Şaban Piriş
Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Edip-Layth-Martha
Alas, you thought that the messenger and those who acknowledge would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people.
Muhammad Asad
Nay, you thought that the Apostle and the believers would never return to their kith and kin: and this seemed goodly to your hearts.* And you entertained [such] evil thoughts because you have always been people devoid of all good!"
Rashad Khalifa
You secretly believed that the messenger and the believers will be defeated and never come back to their families, and this was firmly established in your hearts. You harbored evil thoughts and turned into wicked people.,
The Monotheist Group
Alas, you thought that the messenger and the believers would not return to their families, and this was deemed pleasant in your hearts, and you thought the worst thoughts; you were a wicked people!