Hucurat Sûresi11. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (40 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 2 | أيها | أ ي هEYH | eyyuhā | SİZ! | You |
| 3 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | O you who believe! |
| 4 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan(lar) | O you who believe! |
| 5 | لا | — | lā | (Let) not | |
| 6 | يسخر | س خ رSḢR | yesḣar | alay etmesin | ridicule |
| 7 | قوم | ق و مGVM | ḳavmun | bir topluluk | a people |
| 8 | من | — | min | (başka bir) | [of] |
| 9 | قوم | ق و مGVM | ḳavmin | toplulukla | (another) people, |
| 10 | عسى | ع س يASY | ǎsā | belki | perhaps |
| 11 | أن | — | en | that | |
| 12 | يكونوا | ك و نKVN | yekūnū | olurlar | they may be |
| 13 | خيرا | خ ي رḢYR | ḣayran | daha iyi | better |
| 14 | منهم | — | minhum | kendilerinden | "than them;" |
| 15 | ولا | — | ve lā | ve ne de | and (let) not |
| 16 | نساء | ن س وNSV | nisā'un | kadınlar | women |
| 17 | من | — | min | (başka) | [of] |
| 18 | نساء | ن س وNSV | nisā'in | kadınlarla | (other) women |
| 19 | عسى | ع س يASY | ǎsā | belki | perhaps |
| 20 | أن | — | en | that | |
| 21 | يكن | ك و نKVN | yekunne | olurlar | they may be |
| 22 | خيرا | خ ي رḢYR | ḣayran | daha iyi | better |
| 23 | منهن | — | minhunne | onlar kendilerinden | than them. |
| 24 | ولا | — | ve lā | ve | And (do) not |
| 25 | تلمزوا | ل م زLMZ | telmizū | kusur aramayın | insult |
| 26 | أنفسكم | ن ف سNFS | enfusekum | birbirinizde | yourselves |
| 27 | ولا | — | ve lā | ve | and (do) not |
| 28 | تنابزوا | ن ب زNBZ | tenābezū | birbirinizi çağırmayın | call each other |
| 29 | بالألقاب | ل ق بLGB | bil-elḳābi | kötü lakaplarla | by nicknames. |
| 30 | بئس | ب ا سBES | bi'se | ne kötü bir şeydir | Wretched is |
| 31 | الاسم | س م وSMV | l-iismu | adı | the name |
| 32 | الفسوق | ف س قFSG | l-fusūḳu | fısk | (of) disobedience |
| 33 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'de | sonra | after |
| 34 | الإيمان | ا م نEMN | l-īmāni | inandıktan | the faith. |
| 35 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 36 | لم | — | lem | (does) not | |
| 37 | يتب | ت و بTVB | yetub | tevbe etmezse | repent, |
| 38 | فأولئك | — | feulāike | işte | then those - |
| 39 | هم | — | humu | onlar | they |
| 40 | الظالمون | ظ ل مƵLM | Z-Zālimūne | zalimdirler | (are) the wrongdoers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يايها الذين ءامنوا لا يسخر قوم من قوم عسى ان يكونوا خيرا منهم ولا نساء من نساء عسى ان يكن خيرا منهن ولا تلمزوا انفسكم ولا تنابزوا بالالقب بئس الاسم الفسوق بعد الايمن ومن لم يتب فاولئك هم الظلمون
Arapça (Harekeli)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِّن نِّسَاءٍ عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Transliterasyon
Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ yeshar kavmun min kavmin asâ en yekûnû hayren minhum ve lâ nisâun min nisâin asâ en yekunne hayren minhunn|e|, ve lâ telmizû enfusekum ve lâ tenâbezû bil elkâb|i|, bi’sel ismul fusûku ba’del îmân|i|, ve men lem yetub, fe ulâike humuz zâlimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manool<span class="u">a</span> yaskhar qawmun min qawmin AAas<span class="u">a</span> an yakoonookhayran minhum wal<span class="u">a</span> nis<span class="u">a</span>on min nis<span class="u">a</span>-in AAas<span class="u">a</span>an yakunna khayran minhunna wal<span class="u">a</span> talmizoo anfusakum wal<span class="u">a</span>tan<span class="u">a</span>bazoo bi<span class="b">a</span>l-alq<span class="u">a</span>bi bi/sa al-ismualfusooqu baAAda al-eem<span class="u">a</span>ni waman lam yatub faol<span class="u">a</span>-ikahumu a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ey inananlar, içinizden bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin, olabilir ki alay edilenler, öbürlerinden daha hayırlıdır ve kadınların bir kısmı da başka kadınlarla alay etmesin, olabilir ki alay edilen kadınlar, öbürlerinden daha hayırlıdır ve birbirinizi kınamayın ve kötü lâkaplarla çağırmayın; inançtan sonra buyruktan çıkmışlara âit adlar, ne de kötüdür ve kim tövbe etmezse artık onlar, zulmedenlerin ta kendileridir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Hiçbir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olur ki alay edilenler, onlardan daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay edilen kadınlar, kendilerinden daha iyi olabilirler. Birbirinizi ayıplamayınız. Birbirinize kötü lakaplar takmayınız. İmandan sonra, fâsık diye anılmak ne kötüdür! Kim tövbe etmezse işte onlar zâlimlerdir.
Diyanet İşleri
Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.*
Edip Yüksel
Ey gerçeği onaylayanlar, bir topluluk diğer bir topluluğu aşağılamasın, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları aşağılamasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. Gerçeği onayladıktan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir/niteliktir. Kim tövbe etmezse onlar zalimlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.
Erhan Aktaş
Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha iyidirler. Aynı şekilde, kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fâsık* olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tövbe etmezse* iş te onlar zalimdirler.
Hakkı Yılmaz
Ey iman etmiş kimseler! Bir topluluk bir topluluğu alaya almasın. Olabilir ki alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınları alaya almasın. Belki de alay ettikleri kadınlar, kendilerinden hayırlıdır. Kendinizi de fırlatıp atmayın; ayıplamayın, küçük düşürmeyin; birbirlerinizi lakaplar ile fırlatıp atmayın; küçük düşürmeyin, küçümsemeyin. İmandan sonra hak yoldan çıkış ile adlanmak ne kötü şeydir! Ve kim hatadan dönmezse, işte onlar yanlış; kendi zararlarına iş yapanların ta kendileridir.
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Hiçbir insan (başka) insanları alaya alıp küçümsemesin: belki o (alay edip küçümsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler; ve hiçbir kadın (başka) kadınları (küçümseyip alaya almasın): onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile aşağılamayın: (kişi) iman ettikten sonra ona hiçbir şekilde günah isnad etmeyin; ve (bu suçu işleyen, ama sonra) pişmanlık duymayanlar -işte gerçek zalimler onlardır!
Mustafa İslamoğlu
Siz ey iman edenler! Hiçbir kişi ve zümre bir diğer kişi ve zümreyi alaya alıp hor görmesin: belki diğerleri berikilerden daha değerli olabilirler. Yine bir kısım kadınlar da diğerlerini (böyle) görmesinler: ötekiler onlardan daha değerli olabilir. Asla birbirinizi itibardan düşürmek için karalamayın ve (kötü) lakaplar takarak yaralamayın: iman ettikten sonra sapıklıkla anmak-anılmak ne berbat bir şey! Ve kim (bu tür davranışlardan) pişmanlık duyup vazgeçmezse, işte zalim olanlar onlardır.
Suat Yıldırım
Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Ne mâlum? Belki alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki de alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Birbirinizi, (daha doğrusu kendilerinizi) karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fâsık damgası yemesi ne fena bir şeydir! Kim tövbe etmezse işte onlar tam zalim kimselerdir. [104, 1; 68, 11; 4, 29] {KM, Efeslilere 5, 3}
Süleyman Ateş
Ey inananlar, bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimdirler.*
Şaban Piriş
-Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizde ayıplar aramayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın / kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbirinize kötü lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra fasıklıkla aldanmak ne kötü şeydir. Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.
Edip-Layth-Martha
O you who acknowledge, let not a people ridicule other people, for they may be better than them. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than them. Nor shall you mock one another, or call each other names. Evil indeed is the reversion to wickedness after attaining acknowledgement. Anyone who does not repent, then these are the transgressors.
Muhammad Asad
O YOU who have attained to faith! No men shall deride [other] men: it may well be that those [whom they deride] are better than themselves; and no women [shall deride other] women: it may well be that those [whom they deride] are better than them­selves.* And neither shall you defame one another, nor insult one another by [opprobrious] epithets: evil is all imputation of iniquity after [one has attained to] faith;* and they who [become guilty thereof and] do not repent - it is they, they who are evildoers!
Rashad Khalifa
O you who believe, no people shall ridicule other people, for they may be better than they. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they. Nor shall you mock one another, or make fun of your names. Evil indeed is the reversion to wickedness after attaining faith. Anyone who does not repent after this, these are the transgressors.,
The Monotheist Group
O you who believe, let not any people ridicule other people, for they may be better than they. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they. Nor shall you mock one another, or call each other names; miserable indeed is the name of wickedness after attaining faith. And anyone who does not repent, then these are the transgressors.