Qaf Sûresi19. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وجاءت | ج ي اCYE | ve cā'et | ve geldi | And will come |
| 2 | سكرة | س ك رSKR | sekratu | sarhoşluğu | (the) stupor |
| 3 | الموت | م و تMVT | l-mevti | ölüm | (of) death |
| 4 | بالحق | ح ق قḪGG | bil-Haḳḳi | gerçekten | in truth, |
| 5 | ذلك | — | ƶālike | işte bu | """That" |
| 6 | ما | — | mā | şeydir | (is) what |
| 7 | كنت | ك و نKVN | kunte | senin olduğun | you were |
| 8 | منه | — | minhu | ondan | [from it] |
| 9 | تحيد | ح ي دḪYD̃ | teHīdu | kaçmış | "avoiding.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وجاءت سكرة الموت بالحق ذلك ما كنت منه تحيد
Arapça (Harekeli)
وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ
Transliterasyon
Ve câet sekretul mevti bil hakk|ı|, zâlike mâ kunte minhu tehîdu.
Transliteration (Eng.)
Waj<span class="u">a</span>at sakratu almawti bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqi<span class="u">tha</span>lika m<span class="u">a</span> kunta minhu ta<span class="u">h</span>eed<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.
Ali Bulaç
O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).
Bayraktar Bayraklı
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, “İşte ey insan! Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir” denecek.
Diyanet İşleri
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.
Edip Yüksel
Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.
Erhan Aktaş
Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, “İşte senin kaçtığın şey budur!”
Hakkı Yılmaz
Ölümün sarhoşluğu gerçekten gerçek ile gelmiştir de: –“Ey insan! İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.”–
Muhammed Esed
Ve (sonra,) ölüm kâbusu, kendisiyle beraber (asıl) gerçeği de ortaya koyacaktır -işte bu, (ey insan,) senin her zaman kaçtığın şeydir!-
Mustafa İslamoğlu
Derken ölüm kabusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!
Suat Yıldırım
Vakti geldiğinde ölüm sekeratı başlayınca, can çekiştiği sırada insana “İşte” denir, “senin en çok nefret edip kaçtığın şey! ”
Süleyman Ateş
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.
Şaban Piriş
Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ona denir ki:-İşte senin kaçıp durduğun şey!
Yaşar Nuri Öztürk
Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
Edip-Layth-Martha
The moment of death came in truth: "This is what you have been trying to avoid!"
Muhammad Asad
And [then,] the twilight of death brings with it the [full] truth* that [very thing, O man,] from which thou wouldst always look away!
Rashad Khalifa
Finally, the inevitable coma of death comes; this is what you tried to evade.,
The Monotheist Group
And the moment of death came with truth: "This is what you have been trying to avoid!"