Qaf Sûresi2. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | بل | — | bel | doğrusu | Nay, |
| 2 | عجبوا | ع ج بACB | ǎcibū | şaştılar | they wonder |
| 3 | أن | — | en | that | |
| 4 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | gelmesine | has come to them |
| 5 | منذر | ن ذ رNZ̃R | munƶirun | bir uyarıcı | a warner |
| 6 | منهم | — | minhum | içlerinden | from them. |
| 7 | فقال | ق و لGVL | feḳāle | dediler | So say |
| 8 | الكافرون | ك ف رKFR | l-kāfirūne | kafirler | the disbelievers, |
| 9 | هذا | — | hāƶā | bu | """This" |
| 10 | شيء | ش ي اŞYE | şey'un | bir şeydir | (is) a thing |
| 11 | عجيب | ع ج بACB | ǎcībun | tuhaf | amazing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
بل عجبوا ان جاءهم منذر منهم فقال الكفرون هذا شىء عجيب
Arapça (Harekeli)
بَلْ عَجِبُوا أَن جَاءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا شَيْءٌ عَجِيبٌ
Transliterasyon
Bel acibû en câehum munzirun minhum fe kâlel kâfirûne hâzâ şey’un acîbun.
Transliteration (Eng.)
Bal AAajiboo an j<span class="u">a</span>ahum mun<span class="u">th</span>irunminhum faq<span class="u">a</span>la alk<span class="u">a</span>firoona h<span class="u">atha</span> shay-onAAajeeb<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hayır, onlar, içlerinden bir korkutucunun gelmesine şaşıp kaldılar da kâfirler, gerçekten de dediler, bu şaşılacak bir şey.
Ali Bulaç
Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler.
Bayraktar Bayraklı
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: “Bu şaşılacak bir şeydir.”
Diyanet İşleri
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: "Bu şaşılacak bir şeydir."*
Edip Yüksel
İçlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesini tuhaf karşıladılar! Kafirler, "Bu tuhaf bir şey" dediler,
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu kâfirler kendi içlerinden uyarıcı bir peygamber geldiğine şaşırdılar da dediler ki: "Bu şaşılacak bir şeydir!
Erhan Aktaş
Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu şaşılacak bir şey.” dediler.
Hakkı Yılmaz
(2,3)Ama onlar, kendilerine içlerinden uyarıcı geldiğine şaşırdılar da kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler, “Bu, şaşılacak bir şeydir! Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit mi? Bu, uzak bir dönüştür” dediler.
Muhammed Esed
Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar; ve bu hakikat inkarcıları: "Ne tuhaf bir şey bu!" diyorlar,
Mustafa İslamoğlu
Ama nerde! Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar ve işte bu kafirler dediler ki: "Bu ne acayip bir iş!
Suat Yıldırım
2, 3. Doğrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irşad etmek için gelmesine şaşırdılar da kâfirler: “Bu, ne tuhaf şey! ” dediler, “Biz ölüp de toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu, aklın alamayacağı kadar uzak bir ihtimal! ” [10, 2]
Süleyman Ateş
İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler.
Şaban Piriş
Kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da, kafirler: Bu, acayip bir şey, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
İş sanıldığı gibi değil. Kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye şaştılar da şöyle dediler o küfre batanlar: "Acaip şey bu!
Edip-Layth-Martha
Are they surprised that a warner has come to them from amongst them, so the ingrates said, "This is something strange!"
Muhammad Asad
But nay - they deem it strange that a warner should have come unto them from their own midst;* and so these deniers of the truth are saying, A strange thing is this!
Rashad Khalifa
They found it strange that a warner from among them came to them! The disbelievers said, "This is really strange.,
The Monotheist Group
Are they surprised that a warner has come to them from amongst them, so the rejecters said: "This is something strange!"