Zariyat Sûresi27. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (5 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فقربه | ق ر بGRB | fe ḳarrabehu | onu yaklaştırdı | And he placed it near |
| 2 | إليهم | — | ileyhim | önlerine | [to] them, |
| 3 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | he said, |
| 4 | ألا | — | elā | """Will not" | |
| 5 | تأكلون | ا ك لEKL | te'kulūne | yemez misiniz? | "you eat?""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فقربه اليهم قال الا تاكلون
Arapça (Harekeli)
فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Transliterasyon
Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Faqarrabahu ilayhim q<span class="u">a</span>la al<span class="u">a</span>ta/kuloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.
Ali Bulaç
Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
Bayraktar Bayraklı
Onların önüne koyup, “Yemez misiniz?” dedi.
Diyanet İşleri
Onların önüne koyup "Yemez misiniz?" demişti.
Edip Yüksel
Onu onların önüne sürüp, "Yemez misiniz?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.
Erhan Aktaş
Onları buyur ederek: “Yemez misiniz?” dedi.
Hakkı Yılmaz
Sonra altını onlara yaklaştırdı: “Nasiplenmez misiniz?” dedi.
Muhammed Esed
ve "Yemez misiniz?" diye önlerine koymuştu.
Mustafa İslamoğlu
derhal önlerine sunarak "Buyurmaz mısınız?" demişti.
Suat Yıldırım
26, 27. Onlara yemek getirmek için gizlice ailesinin yanına geçti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Önlerine koyup “buyurmaz mısınız? ” diye ikram etti. [11, 69] {KM, Tekvin 18. bölüm}
Süleyman Ateş
Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.
Şaban Piriş
Bunu onların önüne koydu ve:-Yemez misiniz? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.
Edip-Layth-Martha
He offered it to them, he said, "Do you not eat?"
Muhammad Asad
and placed it before them, saying, Will you not eat?"
Rashad Khalifa
When he offered it to them, he remarked, "Do you not eat?",
The Monotheist Group
He offered it to them, he said: "Do you not eat?"