Zariyat Sûresi40. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (7 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فأخذناه | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶnāhu | biz de onu yakaladık | So We took him |
| 2 | وجنوده | ج ن دCND̃ | ve cunūdehu | ve askerlerini | and his hosts |
| 3 | فنبذناهم | ن ب ذ NBZ̃ | fe nebeƶnāhum | ve onları attık | and threw them |
| 4 | في | — | fī | into | |
| 5 | اليم | ي م مYMM | l-yemmi | denize | the sea, |
| 6 | وهو | — | vehuve | ve o | while he |
| 7 | مليم | ل و مLVM | mulīmun | kendi kendini kınıyordu | (was) blameworthy. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاخذنه وجنوده فنبذنهم فى اليم وهو مليم
Arapça (Harekeli)
فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
Transliterasyon
Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm(mulîmun).
Transliteration (Eng.)
Faakha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>hu wajunoodahufanaba<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>hum fee alyammi wahuwa muleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onu ve ordusunu helâk etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.
Ali Bulaç
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
Bayraktar Bayraklı
Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.
Diyanet İşleri
Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.*
Edip Yüksel
Onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bu sonucu haketmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
Erhan Aktaş
Sonra onu ve ordularını yakaladık ve denize attık. Kendi kendini kınıyordu.
Hakkı Yılmaz
Sonra da Biz, onu ve ordularını yakalayıverdik de onları bol suda/nehirde fırlatıp atıverdik. O ise ayıplanan/ kınayan biridir.
Muhammed Esed
ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık: (bütün bu olup bitenler için) suçlanması gereken, (Firavun'dan başkası değildi,) yalnız o idi (tek suçlu).
Mustafa İslamoğlu
Derken, Biz de onu ve ordusunu enseledik, hepsini denize döktük: o hala kendi kendisini kınayadursun.
Suat Yıldırım
Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.
Süleyman Ateş
Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.
Şaban Piriş
Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.
Edip-Layth-Martha
So We took him and his troops; We cast them into the sea, and he was to blame.
Muhammad Asad
We seized him and his hosts, and cast them all into the sea: and [none but Pharaoh] himself was to blame [for what happened].*
Rashad Khalifa
Consequently, we punished him and his troops. We threw them into the sea, and he is the one to blame.,
The Monotheist Group
So We took him and his troops; We cast them into the sea, and he was to blame.