Kamer Sûresi12. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وفجرنا | ف ج رFCR | ve feccernā | ve fışkırttık | And We caused to burst |
| 2 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDe | yeri | the earth |
| 3 | عيونا | ع ي نAYN | ǔyūnen | kaynaklar halinde | (with) springs, |
| 4 | فالتقى | ل ق يLGY | felteḳā | sonra birleşti | so met |
| 5 | الماء | م و هMVH | l-māu | su(ları) | the water(s) |
| 6 | على | — | ǎlā | için | for |
| 7 | أمر | ا م رEMR | emrin | bir iş | a matter |
| 8 | قد | — | ḳad | already | |
| 9 | قدر | ق د رGD̃R | ḳudira | takdir edilmiş | predestined. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وفجرنا الارض عيونا فالتقى الماء على امر قد قدر
Arapça (Harekeli)
وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاءُ عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
Transliterasyon
Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir|e|.
Transliteration (Eng.)
Wafajjarn<span class="u">a</span> al-ar<span class="u">d</span>a AAuyoonanfa<span class="b">i</span>ltaq<span class="u">a</span> alm<span class="u">a</span>o AAal<span class="u">a</span> amrin qad qudir<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.
Ali Bulaç
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
Bayraktar Bayraklı
Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.
Diyanet İşleri
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.*
Edip Yüksel
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Erhan Aktaş
Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.
Hakkı Yılmaz
Yeri de kaynaklar hâlinde fışkırttık; derken sular ayarlanmış bir iş üzerine birbirine kavuştu.
Muhammed Esed
ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin:
Mustafa İslamoğlu
ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.
Suat Yıldırım
Yeri pınar pınar fışkırttık. Öyle ki her iki su kütlesi, takdir edilen o işin olması için birleşti.
Süleyman Ateş
Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
Şaban Piriş
Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve yardık / fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.
Edip-Layth-Martha
We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.
Muhammad Asad
and caused the earth to burst forth with springs, so that the waters met for a purpose pre-ordained:
Rashad Khalifa
And we caused springs to gush out of the earth. The waters met to effect a predetermined decision.,
The Monotheist Group
And We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.