En'am Sûresi44. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (20 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | So when |
| 2 | نسوا | ن س يNSY | nesū | unutunca | they forgot |
| 3 | ما | — | mā | what | |
| 4 | ذكروا | ذ ك رZ̃KR | ƶukkirū | yapılan uyarıları | they were reminded |
| 5 | به | — | bihi | kendileri | of [it], |
| 6 | فتحنا | ف ت حFTḪ | feteHnā | açıverdik | We opened |
| 7 | عليهم | — | ǎleyhim | üzerlerine | on them |
| 8 | أبواب | ب و بBVB | ebvābe | kapılarını | gates |
| 9 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | (of) every |
| 10 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyin | thing, |
| 11 | حتى | — | Hattā | nihayet | until |
| 12 | إذا | — | iƶā | sırada | when |
| 13 | فرحوا | ف ر حFRḪ | feriHū | sevince daldıkları | they rejoiced |
| 14 | بما | — | bimā | şey ile | in what |
| 15 | أوتوا | ا ت يETY | ūtū | kendilerine verilen | they were given, |
| 16 | أخذناهم | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶnāhum | onları yakaladık | We seized them |
| 17 | بغتة | ب غ تBĞT | beğteten | ansızın | suddenly |
| 18 | فإذا | — | fe iƶā | böylece | and then |
| 19 | هم | — | hum | onlar | they |
| 20 | مبلسون | ب ل سBLS | mublisūne | bütün umutlarnı yitirdiler | (were) dumbfounded. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما نسوا ما ذكروا به فتحنا عليهم ابوب كل شىء حتى اذا فرحوا بما اوتوا اخذنهم بغتة فاذا هم مبلسون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهِ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ حَتَّى إِذَا فَرِحُوا بِمَا أُوتُوا أَخَذْنَاهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ nesû mâ zukkirû bihî fetahnâ aleyhim ebvâbe kulli şey’(şey’in), hattâ izâ ferihû bimâ ûtû ehaznâhum bagteten fe izâhum mublisûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> nasoo m<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>ukkiroobihi fata<span class="u">h</span>n<span class="u">a</span> AAalayhim abw<span class="u">a</span>ba kulli shay-in <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> fari<span class="u">h</span>oo bim<span class="u">a</span> ootoo akha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>humbaghtatan fa-i<span class="u">tha</span> hum mublisoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken söylenenleri, verilen öğütleri unuttukları zaman her şeyin kapılarını açtık onlara ve onlar, kendilerine verilen şeylerle genişliğe ulaştıkları gibi hemen ve ansızın onları tutup alıverdik de bütün umduklarından mahrum oldular.
Ali Bulaç
Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine herşeyin kapılarını açtık. Öyle ki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.
Diyanet İşleri
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.*
Edip Yüksel
Kendilerine iletilen mesajı unuttuklarında kendilerine her şeyin kapısını ardına kadar açtık. Kendilerine verilenlerle şımarınca onları ansızın yakaladık ve böylece şaşkın ve umutsuz kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.
Erhan Aktaş
Onlar, verilen öğüdü unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık; kendilerine verilen şeylerle sevince daldıkları sırada onları ansızın yakalayıverdik. O zaman bütün ümitleri boşa çıktı.
Hakkı Yılmaz
Derken kendilerine hatırlatılanı terk ettiklerinde, onların üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Öyle ki, kendilerine verilen şeylerle ‘sevince kapılıp şımarınca’, onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar, umutları suya düşenler oldular.
Muhammed Esed
Sonra, kendilerine yapılan uyarıları gözardı ettiklerinde bütün (güzel) şeylerin kapılarını onlara ardına kadar açtık ve kendilerine bağışlanan şeylerden zevk alarak yararlanmaya devam ederlerken onları apansız yakaladık: işte o anda bütün ümitlerini kaybettiler;
Mustafa İslamoğlu
Öyle ki, onlar kendilerine yapılan bütün uyarıları kulak ardı ettiler. Biz de nimet kapılarını ardına kadar açtık. Onlar kendilerine verilen nimetlerin hazzıyla sermest bir haldeyken, kendilerini apansız yakalayıverdik: İşte o vakit, tüm umutlarını yitirdiler.
Suat Yıldırım
Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler! *
Süleyman Ateş
Kendileri yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik; kendilerine verilenle sevince daldıkları sırada da ansızın onları yakaladık, birden bire bütün umutlarnı yitirdiler.
Şaban Piriş
Verilen öğütleri unuttukları bir sırada, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenler ile şımarıp, azdıkları zaman, onları ansızın bütün ümitlerini yitirmiş bir halde yakaladık.
Yaşar Nuri Öztürk
Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, herşeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.
Edip-Layth-Martha
So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they became haughty with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.
Muhammad Asad
Then, when they had forgotten all that they had been told to take to heart, We threw open to them the gates of all [good] things* until -even as they were rejoicing in what they had been granted - We suddenly took them to task: and lo! they were broken in spirit;*
Rashad Khalifa
When they thus disregard the message given to them, we open for them the gates of everything. Then, just as they rejoice in what was given to them, we punish them suddenly; they become utterly stunned.*,
The Monotheist Group
So when they forgot what they had been reminded of, We opened for them the gates of all opportunities; and when they were happy with what they were given, We took them suddenly! They were confounded.