Araf Sûresi101. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (23 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | تلك | — | tilke | işte o | These |
| 2 | القرى | ق ر يGRY | l-ḳurā | ülkeler | (were) the cities - |
| 3 | نقص | ق ص صGṦṦ | neḳuSSu | anlatıyoruz | We relate |
| 4 | عليك | — | ǎleyke | sana | to you |
| 5 | من | — | min | -nden | of |
| 6 | أنبائها | ن ب اNBE | enbāihā | onların haberleri- | their news. |
| 7 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And certainly |
| 8 | جاءتهم | ج ي اCYE | cā'ethum | onlara getirmişlerdi | came to them |
| 9 | رسلهم | ر س لRSL | rusuluhum | elçileri | their Messengers |
| 10 | بالبينات | ب ي نBYN | bil-beyyināti | açık deliller | with clear proofs, |
| 11 | فما | — | femā | fakat hayır | but not |
| 12 | كانوا | ك و نKVN | kānū | onlar | they were |
| 13 | ليؤمنوا | ا م نEMN | liyu'minū | inanmadılar | to believe |
| 14 | بما | — | bimā | ötürü | in what |
| 15 | كذبوا | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebū | yalanladıklarından | they (had) denied |
| 16 | من | — | min | from | |
| 17 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | önceden | before. |
| 18 | كذلك | — | keƶālike | işte böyle | Thus |
| 19 | يطبع | ط ب عŦBA | yeTbeǔ | mühürler | (has been) put a seal |
| 20 | الله | — | llahu | Allah | (by) Allah |
| 21 | على | — | ǎlā | üzerini | on |
| 22 | قلوب | ق ل بGLB | ḳulūbi | kalbleri | (the) hearts |
| 23 | الكافرين | ك ف رKFR | l-kāfirīne | kafirlerin | (of) the disbelievers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
تلك القرى نقص عليك من انبائها ولقد جاءتهم رسلهم بالبينت فما كانوا ليومنوا بما كذبوا من قبل كذلك يطبع الله على قلوب الكفرين
Arapça (Harekeli)
تِلْكَ الْقُرَى نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنبَائِهَا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا مِن قَبْلُ كَذَلِكَ يَطْبَعُ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِ الْكَافِرِينَ
Transliterasyon
Tilkel kurâ nakussu aleyke min enbâihâ ve lekad câethum rusuluhum bil beyyinâti fe mâ kânû liyu’minû bi mâ kezzebû min kablu kezâlike yatbaullâhu alâ kulûbil kâfirîn (kâfirîne).
Transliteration (Eng.)
Tilka alqur<span class="u">a</span> naqu<span class="u">ss</span>u AAalaykamin anb<span class="u">a</span>-ih<span class="u">a</span> walaqad j<span class="u">a</span>at-hum rusuluhum bi<span class="b">a</span>lbayyin<span class="u">a</span>tifam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo liyu/minoo bim<span class="u">a</span> ka<span class="u">thth</span>aboomin qablu ka<span class="u">tha</span>lika ya<span class="u">t</span>baAAu All<span class="u">a</span>hu AAal<span class="u">a</span>quloobi alk<span class="u">a</span>fireen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte bu yurtlara âit bâzı vukuâtı anlatmadayız sana. Andolsun ki peygamberleri, apaçık delillerle geldi onlara, fakat önce inkâr ettikleri, yalan saydıkları şeylere inanmadılar. İşte Allah, kâfirlerin gönüllerini böyle mühürler.
Ali Bulaç
İşte bu ülkeler, sana onların 'haberlerinden aktarmalar yapıyoruz.' Gerçekten, onlara elçileri apaçık belgelerle gelmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, inkar edenlerin kalplerini böyle damgalar.
Bayraktar Bayraklı
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte, kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Diyanet İşleri
İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Edip Yüksel
Bunlar, sana haberlerini aktardığımız toplumlardır. Elçileri, onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Ama daha önceden yalanladıklarını onaylayacak değillerdi. ALLAH kâfirlerin kalplerini böyle damgalar.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
Erhan Aktaş
İşte o beldeler ki sana bazı haberlerini anlatıyoruz. Rasulleri onlara beyyinat* getirmişlerdi. Ancak onlar, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmak istemediler. Allah gerçeği yalanlayan nankörlerin kalplerini işte böyle mühürler.*
Hakkı Yılmaz
(101,102)İşte o kentler ki, sana onların önemli haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun ki peygamberleri onlara apaçık deliller ile gelmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları şeylere iman etmemiş idiler. İşte kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden o kimselerin kalplerinin üzerine Allah böyle damga basar/ mühürler. Onların çoğunda, sözde durma ilkesini bulmadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış kimseler bulduk.
Muhammed Esed
Sana içlerinden bazılarının kıssalarını anlattığımız bu (önceki) toplumlara kendi içlerinden çıkan elçiler, gerçekten de hakkın ne olduğu yolunda apaçık belgeler, burhanlar getirmişlerdi; ama onlar, bir kere yalan saydıkları şeye (bir daha) inanmak istemediler. İşte bunun içindir ki, Allah, hakikati inkar edenleri kalplerine mühür vuruyor:
Mustafa İslamoğlu
Sana kıssalarını naklettiğimiz bu ülkeler... Doğrusu bütün bunlara kendi içlerinden elçiler hakikatin apaçık belgelerini getirdiler; fakat onlar, bir kez yalanlamış bulundukları için bir daha iman etmediler: İşte Allah inkarcılarının kalplerini böyle mühürler.
Suat Yıldırım
İşte o ülkelerin haberlerinden bir kısmını sana böylece anlatıyoruz. Oraların halklarına peygamberlerimiz açık deliller, mûcizeler getirdiler. Fakat onlar iman etmediler. Çünkü ondan önce tekzip ve inkâr etmeyi âdet haline getirmişlerdi. Allah kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler! [17, 15; 11, 101-102]
Süleyman Ateş
İşte o ülkeler; sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun, elçileri onlara açık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından ötürü, inanmak istemediler. İşte Allah, kafirlerin kalblerini böyle mühürler.
Şaban Piriş
İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz açık belgelerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kafirlerin kalplerini bu şekilde damgalar.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte o kentler / medeniyetler! Haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz sana. Andolsun, resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. Ama daha önce yalanlamış oldukları için inanamadılar. Küfre sapanların kalplerini Allah işte böyle mühürler.
Edip-Layth-Martha
These are the towns whose stories We relate to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not acknowledge what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the ingrates.
Muhammad Asad
Unto those [earlier] communities - some of whose stories We [now] relate unto thee -there had indeed come apostles of their own with all evidence of the truth; but they would not believe in anything to which they had once given the lie:* thus it is that God seals the hearts of those who deny the truth;
Rashad Khalifa
We narrate to you the history of those communities: their messengers went to them with clear proofs, but they were not to believe in what they had rejected before. GOD thus seals the hearts of the disbelievers.,
The Monotheist Group
These are the towns whose news We told to you; their messengers had come to them with proofs, but they would not believe in what they had denied before. It is such that God stamps on the hearts of the rejecters.