Araf Sûresi133. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فأرسلنا | ر س لRSL | feerselnā | biz de gönderdik | So We sent |
| 2 | عليهم | — | ǎleyhimu | onların üzerine | on them |
| 3 | الطوفان | ط و فŦVF | T-Tūfāne | tufan | the flood |
| 4 | والجراد | ج ر دCRD̃ | velcerāde | ve çekirge | and the locusts |
| 5 | والقمل | ق م لGML | velḳummele | ve kımıl (haşerat) | and the lice |
| 6 | والضفادع | ض ف د عŽFD̃A | ve DDefādiǎ | ve kurbağalar | and the frogs |
| 7 | والدم | د م وD̃MV | ve ddeme | ve Kan | and the blood |
| 8 | آيات | ا ي يEYY | āyātin | mu'cizeler olarak | (as) signs |
| 9 | مفصلات | ف ص لFṦL | mufeSSalātin | ayrı ayrı | manifest, |
| 10 | فاستكبروا | ك ب رKBR | festekberū | ama yine büyüklük tasladılar | but they showed arrogance |
| 11 | وكانوا | ك و نKVN | ve kānū | ve oldular | and they were |
| 12 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | bir topluluk | a people, |
| 13 | مجرمين | ج ر مCRM | mucrimīne | suçlu | criminal. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فارسلنا عليهم الطوفان والجراد والقمل والضفادع والدم ءايت مفصلت فاستكبروا وكانوا قوما مجرمين
Arapça (Harekeli)
فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ آيَاتٍ مُّفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
Transliterasyon
Fe erselnâ aleyhimut tûfâne vel cerâde vel kummele ved dafâdia ved deme âyâtin mufassalâtin festekberû ve kânû kavmen mucrimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Faarsaln<span class="u">a</span> AAalayhimu a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>oof<span class="u">a</span>nawa<span class="b">a</span>ljar<span class="u">a</span>da wa<span class="b">a</span>lqummala wa<span class="b">al</span><span class="u">dd</span>af<span class="u">a</span>diAAawa<span class="b">al</span>ddama <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tin mufa<span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tinfa<span class="b">i</span>stakbaroo wak<span class="u">a</span>noo qawman mujrimeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bunun üzerine, ayrı-ayrı mucize olmak üzere onlara tufan, çekirge, haşerât, kurbağa ve kan gönderdik, fakat ululanıp inanmaya tenezzül etmediler ve zâten de suçlu bir topluluktu onlar.
Ali Bulaç
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.
Bayraktar Bayraklı
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tûfan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular.
Diyanet İşleri
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular.*
Edip Yüksel
Üzerlerine tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi ayrı ayrı işaretler gönderdik. Buna rağmen büyüklük taslamaya devam ettiler ve suçlu bir topluluk oldular.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.
Erhan Aktaş
Bunun üzerine, Biz de ayrı ayrı ayetler* olarak onlara tufan, çekirge, haşarat, kurbağa ve kan gönderdik. Yine de büyüklük taslayıp suçlu bir toplum olmaya devam ettiler.
Hakkı Yılmaz
Biz de belirli aralıklarla âyetler olmak üzere üzerlerine tufanı, çekirgeleri, haşereleri, kurbağaları ve kanı gönderdik. Yine büyüklük tasladılar ve bir suçlular toplumu oldular.
Muhammed Esed
Bunun üzerine, Biz de onlara selleri, çekirge (baskınlarını), haşereleri, kurbağaları ve kan(a dönüşen suyu) musallat ettik; (hepsi de) apaçık ayetler/alametlerdi (onlar için): ama burunlarını dikip kurumlandılar; çünkü günaha gömülüp gitmiş bir topluluktu onlar.
Mustafa İslamoğlu
Bunun üzerine Biz de onlara tufanı, çekirge ve kurbağa sürülerini, zararlı böcekleri ve kan(kırmızı suyu) musallat etti; (bunlar) apaçık mesajlardı, fakat yine büyüklük tasladılar: Zira onlar günaha batmış bir topluluktular.
Suat Yıldırım
Biz de kudretimizin ayrı ayrı delilleri olarak onların üzerine tufan gönderdik, çekirgeler gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik. Yine de inad edip büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular. [17, 101; 27, 12] {KM, Çıkış 7 ve 12. bölümler; Mezmurlar 105;28-36}*
Süleyman Ateş
Biz de onların üzerine ayrı ayrı mu'cizeler olarak Tufan, Çekirge, Kımıl (haşerat), Kurbağalar ve Kan gönderdik; ama yine büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular.
Şaban Piriş
Bu yüzden onlara, tufanı, çekirgeyi, küçük keneyi, kurbağaları ve kanı apaçık işaretler olarak musallat ettik. Buna rağmen büyüklendiler. Onlar zaten suçlu bir toplum idi.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz de onlar üzerine açık açık mucizeler olarak tufan, çekirge, haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de kibre saptılar ve günahkar bir topluluk oluverdiler.
Edip-Layth-Martha
So We sent them the flood, the locust, the lice, the frogs, and the blood; all detailed signs; but they turned arrogant, they were a criminal people.*
Muhammad Asad
Thereupon We let loose upon them floods, and [plagues of] locusts, and lice, and frogs, and [water turning into] blood* -distinct signs [all]: but they gloried in their arrogance, for they were people lost in sin.
Rashad Khalifa
Consequently, we sent upon them the flood, the locusts, the lice, the frogs, and the blood - profound signs. But they maintained their arrogance. They were evil people.,
The Monotheist Group
So We sent them the flood, and the locust, and the lice, and the frogs, and the blood; all detailed signs; but they turned arrogant, they were a criminal people.