Araf Sûresi149. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | ne zaman ki | And when |
| 2 | سقط | س ق طSGŦ | suḳiTa | düşürüldü | (it was made to) fall |
| 3 | في | — | fī | arasına | into |
| 4 | أيديهم | ي د يYD̃Y | eydīhim | (başları) ellerinin | their hands |
| 5 | ورأوا | ر ا يREY | ve raev | ve gör(üp anla)dılar | and they saw |
| 6 | أنهم | — | ennehum | kendilerinin | that they |
| 7 | قد | — | ḳad | gerçekten | (had) indeed |
| 8 | ضلوا | ض ل لŽLL | Dellū | sapmış olduklarını | gone astray, |
| 9 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler ki | they said, |
| 10 | لئن | — | lein | eğer | """If" |
| 11 | لم | — | lem | not | |
| 12 | يرحمنا | ر ح مRḪM | yerHamnā | bize acımazsa | has Mercy on us, |
| 13 | ربنا | ر ب بRBB | rabbunā | Rabbimiz | Our Lord, |
| 14 | ويغفر | غ ف رĞFR | ve yeğfir | ve bağışlamazsa | and forgive |
| 15 | لنا | — | lenā | bizi | [for] us, |
| 16 | لنكونن | ك و نKVN | lenekūnenne | elbette oluruz | we will surely be |
| 17 | من | — | mine | -dan | among |
| 18 | الخاسرين | خ س رḢSR | l-ḣāsirīne | ziyana uğrayanlar- | "the losers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما سقط فى ايديهم وراوا انهم قد ضلوا قالوا لىن لم يرحمنا ربنا ويغفر لنا لنكونن من الخسرين
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا سُقِطَ فِي أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا قَالُوا لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Transliterasyon
Ve lemmâ sukıta fî eydîhim ve reev ennehum kad dallû kâlû le in lem yerhamnâ rabbunâ ve yağfir lenâ le nekûnenne minel hâsirîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> suqi<span class="u">t</span>a fee aydeehimwaraaw annahum qad <span class="u">d</span>alloo q<span class="u">a</span>loo la-in lam yar<span class="u">h</span>amn<span class="u">a</span>rabbun<span class="u">a</span> wayaghfir lan<span class="u">a</span> lanakoonanna mina alkh<span class="u">a</span>sireen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Adamakıllı nâdim olup doğru yoldan sapıttıklarını görünce de Rabbimiz acımazsa bize ve yarlıgamazsa bizi, mutlaka ziyankârlardan olacağız dediler.
Ali Bulaç
Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" dediler.
Bayraktar Bayraklı
Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce, dediler ki: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!”
Diyanet İşleri
Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce dediler ki: Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!
Edip Yüksel
Yaptıklarına pişman olup sapmış olduklarını anlayınca da, "Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa kaybedenlerden oluruz" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler.
Erhan Aktaş
Sapkınlıklarını anlayıp, yanıldıklarını görünce: “Eğer Rabb’imiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Ne zaman ki, gözlerinin önüne geldi ve sapıtmış olduklarını gördüler, “Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, kesinlikle biz büyük zarara uğrayanlardan olacağız” dediler.
Muhammed Esed
(sonradan) yoldan çıktıklarını fark ederek pişmanlık içinde ellerini dizlerine vurup da, "Doğrusu, Rabbimiz acıyıp da bağışlamazda, biz gerçekten ziyana uğramış kimselerden olacağız!" deseler bile.
Mustafa İslamoğlu
Pişmanlık içinde elleri kolları dökülüp de sapmış olduklarının farkına varınca "Eğer Rabbimiz bize acıyıp da bizi bağışlamazsa, işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olacağız!" diye dövündüler.
Suat Yıldırım
Ne vakit ki yaptıklarının saçmalığını anlayıp son derece pişman oldular ve saptıklarını gördüler, “Yemin olsun ki, dediler, eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi affetmezse, muhakkak her şeyimizi kaybedenlerden oluruz. ” [20, 92-94]
Süleyman Ateş
Ne zaman ki (pişmanlıklarından ötürü) başları elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını gör(üp anla)dılar, dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette ziyana uğrayanlardan oluruz!"
Şaban Piriş
Ellerindeki düşürüldüğü ve sapmış olduklarını gördükleri zaman: -Eğer Rabbimiz, bize acımazsa ve bizi bağışlamazsa mahvolanlardan oluruz, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Başları avuçları arasına düşürülüp de sapmış olduklarını farkettiklerinde şöyle yakardılar: "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden olacağız."
Edip-Layth-Martha
When they were smitten with remorse and they saw that they had gone astray, they said, "If our Lord will not have mercy on us and forgive us, then we will be of the losers!"
Muhammad Asad
although [later,] when they would smite their hands in remorse,* having perceived that they had gone astray, they would say, "Indeed, unless our Sustainer have mercy on us and grant us forgiveness, we shall most certainly be among the lost!"*
Rashad Khalifa
Finally, when they regretted their action, and realized that they had gone astray, they said, "Unless our Lord redeems us with His mercy, and forgives us, we will be losers.",
The Monotheist Group
And when they realized what their hands had done, and they saw that they had gone astray, they said: "If our Lord will not have mercy on us and forgive us, then we will be of the losers!"