Araf Sûresi164. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | artık | And when |
| 2 | قالت | ق و لGVL | ḳālet | dedi | said |
| 3 | أمة | ا م مEMM | ummetun | bir topluluk | a community |
| 4 | منهم | — | minhum | içlerinden | among them, |
| 5 | لم | — | lime | niçin? | """Why" |
| 6 | تعظون | و ع ظVAƵ | teǐZūne | öğüt veriyorsunuz | (do) you preach |
| 7 | قوما | ق و مGVM | ḳavmen | bir kavme | a people, |
| 8 | الله | — | llahu | Allah'ın | (whom) Allah |
| 9 | مهلكهم | ه ل كHLK | muhlikuhum | helak edeceği | (is going to) destroy them |
| 10 | أو | — | ev | yahut | or |
| 11 | معذبهم | ع ذ بAZ̃B | muǎƶƶibuhum | azabedeceği | punish them |
| 12 | عذابا | ع ذ بAZ̃B | ǎƶāben | bir azapla | (with) a punishment |
| 13 | شديدا | ش د دŞD̃D̃ | şedīden | şiddetli | "severe?""" |
| 14 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler ki | They said, |
| 15 | معذرة | ع ذ رAZ̃R | meǎ'ƶiraten | ma'zeret için | """To be absolved" |
| 16 | إلى | — | ilā | before | |
| 17 | ربكم | ر ب بRBB | rabbikum | Rabbinize | your Lord |
| 18 | ولعلهم | — | veleǎllehum | ve belki | and that they may |
| 19 | يتقون | و ق يVGY | yetteḳūne | korunurlar (diye) | "become righteous.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ قالت امة منهم لم تعظون قوما الله مهلكهم او معذبهم عذابا شديدا قالوا معذرة الى ربكم ولعلهم يتقون
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا اللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا مَعْذِرَةً إِلَى رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Transliterasyon
Ve iz kâlet ummetun minhum lime teizûne kavmenillâhu muhlikuhum ev muazzibuhum azâben şedîdâ(şedîden), kâlû ma’zireten ilâ rabbikum ve leallehum yettekûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> q<span class="u">a</span>lat ommatun minhumlima taAAi<span class="i"><span class="u">th</span></span>oona qawman All<span class="u">a</span>hu muhlikuhum awmuAAa<span class="u">thth</span>ibuhum AAa<span class="u">tha</span>ban shadeedan q<span class="u">a</span>loomaAA<span class="u">th</span>iratan il<span class="u">a</span> rabbikum walaAAallahum yattaqoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hani onlardan bir topluluk, Allah'ın helâk edeceği, yahut da şiddetle azaplandıracağı bir kavme ne diye öğüt verirsiniz demişti de öğüt verenler, Rabbinize karşı bir özür serdedebilelim ve belki de sakınırlar ümidiyle demişlerdi.
Ali Bulaç
Onlardan bir topluluk: "Allah'ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde "Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler diye" dediler.
Bayraktar Bayraklı
İçlerinden bir grup, “Allah'ın helâk edeceği, yahut şiddetli bir azapla cezalandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz?” deyince onlar, “Rabbimize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de sakınırlar ümidiyle” şeklinde cevap verdiler.
Diyanet İşleri
İçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi. (Öğüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz).
Edip Yüksel
İçlerinden bir topluluk: "ALLAH'ın helak edeceği veya çetin bir biçimde azaplandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz" dedi. Dediler ki: "Rabbinizden özür dileyin" belki dinleyip kurtulurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye."
Erhan Aktaş
Onlardan bir topluluk: “Allah’ın yok edeceği veya şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediklerinde, onlar da: “Rabb’imize mazeret* beyan etmek için ve bir de belki takva* sahibi olurlar.” demişlerdi.
Hakkı Yılmaz
Ve hani onların içlerinden bir ümmet; önderli toplum, “Allah'ın değişime/ yıkıma uğratacağı ya da çetin bir azapla azap edeceği bir topluma ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediği vakit, o uyarıda bulunanlar da dediler ki: “Rabbinize karşı mazeret olsun, bunlar da Allah'ın koruması altına girsinler diye.”
Muhammed Esed
Ve ne zaman onların içinden bazıları, (Sebt günü bozguncularını durdurmaya çalışan kimselere): "Allah'ın zaten ortadan kaldırmak yahut (en azından) zorlu bir azapla cezalandırmak üzere olduğu bir topluluğa ne diye öğüt veriyorsunuz" diye sorduklarında, bu erdemli kişiler şöyle cevap verdiler: "Rabbinizin katında sorumlu olmayalım diye; ve (bir de, bu bozguncular) belki böylece Allah'a karşı sorumluluk bilincine erişirler diye!"
Mustafa İslamoğlu
Ne zaman ki onlardan bir topluluk (söz konusu sapkınlara karşı çıkanlara), "Niçin Allah'ın (bu dünyada) helak edeceği, veya (ahirette) şiddetli bir azaba uğratacağı birilerine öğüt verip duruyorsunuz ki?" dediklerinde, onlar şu cevabı verdiler: "Rabbinizin katında sorumlu olmayalım diye; bir de, belki sorumluluklarını hatırlarlar umuduyla!"
Suat Yıldırım
Hani onlardan bir cemaat: “Allah'ın yerle bir edeceği veya şiddetli bir felaket göndereceği şu gürûha ne diye boşuna öğüt verip duruyorsunuz? ” demişti. O salih kişiler de: “Rabbinize mazeret arz edebilmek için! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah'a karşı gelmekten nihayet sakınırlar ümidiyle öğüt veriyoruz. ” diye cevap verdiler.
Süleyman Ateş
İçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helak edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azabedeceği bir kavme artık ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi. Dediler ki: "Rabbinize ma'zeret (beyan edebilmek) için, bir de belki korunurlar diye (öğüt veriyoruz)."
Şaban Piriş
Onlardan bir topluluk şöyle diyordu:-Allahın helak edeceği ve şiddetli bir ceza ile cezalandıracağı topluma niye öğüt veriyorsunuz?-Rabbinize karşı bir mazeret olsun ve belki sakınırlar! diye cevap verdiler..
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinden bir topluluk şöyle dedi: "Allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz?" Dediler ki: "Rabbinize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de korunup sakınırlar ümidiyle."
Edip-Layth-Martha
A nation from amongst them said, "Why do you preach to a people whom God will destroy or punish a painful retribution?" They said, "To fulfill our duty to your Lord, and perhaps they may become aware."
Muhammad Asad
And whenever some people* among them asked [those who tried to restrain the Sabbath-breakers], "Why do you preach to people whom God is about to destroy or [at least] to chastise with suffering severe?" -the pious ones* would answer, "In order to be free from blame before your Sustainer, and that these [transgressors, too,] might become conscious of Him."
Rashad Khalifa
Recall that a group of them said, "Why should you preach to people whom GOD will surely annihilate or punish severely?" They answered, "Apologize to your Lord," that they might be saved.,
The Monotheist Group
And a nation from among them said: "Why do you preach to a people whom God will destroy or punish a painful retribution?" They said: "A plea to your Lord, and perhaps they may be aware."