Araf Sûresi187. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (37 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يسألونك | س ا لSEL | yeselūneke | sana soruyorlar | They ask you |
| 2 | عن | — | ǎni | about | |
| 3 | الساعة | س و عSVA | s-sāǎti | sa'at(in)den | the Hour, |
| 4 | أيان | — | eyyāne | ne zaman (diye) | when will be |
| 5 | مرساها | ر س وRSV | mursāhā | gelip çatması | its appointed time? |
| 6 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 7 | إنما | — | innemā | ancak | """Only" |
| 8 | علمها | ع ل مALM | ǐlmuhā | onun bilgisi | its knowledge |
| 9 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | yanındadır | (is) with |
| 10 | ربي | ر ب بRBB | rabbī | Rabbimin | my Lord, |
| 11 | لا | — | lā | no (one) | |
| 12 | يجليها | ج ل وCLV | yucellīhā | Onu açığa çıkaramaz | can reveal [it] |
| 13 | لوقتها | و ق تVGT | liveḳtihā | tam zamanında | its time |
| 14 | إلا | — | illā | başkası | except |
| 15 | هو | — | huve | O'ndan | Him. |
| 16 | ثقلت | ث ق لS̃GL | ṧeḳulet | O ağır gelmiştir | It lays heavily |
| 17 | في | — | fī | in | |
| 18 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklere de | the heavens |
| 19 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | yere de | and the earth. |
| 20 | لا | — | lā | Not | |
| 21 | تأتيكم | ا ت يETY | te'tīkum | O size gelmez | will it come to you |
| 22 | إلا | — | illā | ancak | but |
| 23 | بغتة | ب غ تBĞT | beğteten | ansızın | "suddenly.""" |
| 24 | يسألونك | س ا لSEL | yeselūneke | sana soruyorlar | They ask you |
| 25 | كأنك | — | keenneke | sanki sen | as if you |
| 26 | حفي | ح ف وḪFV | Hafiyyun | biliyormuşsun | (were) well informed |
| 27 | عنها | — | ǎnhā | onu | about it. |
| 28 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 29 | إنما | — | innemā | muhakkak | """Only" |
| 30 | علمها | ع ل مALM | ǐlmuhā | onun bilgisi | its knowledge |
| 31 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | yanındadır | (is) with |
| 32 | الله | — | llahi | Allah'ın | Allah, |
| 33 | ولكن | — | velākinne | fakat | but |
| 34 | أكثر | ك ث رKS̃R | ekṧera | çoğu | most |
| 35 | الناس | ن و سNVS | n-nāsi | insanların | (of) the people |
| 36 | لا | — | lā | (do) not | |
| 37 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmezler | "know.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يسلونك عن الساعة ايان مرسىها قل انما علمها عند ربى لا يجليها لوقتها الا هو ثقلت فى السموت والارض لا تاتيكم الا بغتة يسلونك كانك حفى عنها قل انما علمها عند الله ولكن اكثر الناس لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّي لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَا إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْأَلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِيٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ اللَّهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Yes’elûneke anis sâ’ati eyyâne mursâhâ, kul innemâ ilmuhâ inde rabbî, lâ yucellîhâ li vaktihâ illâ huv|e|, sekulet fîs semâvâti vel ard|ı|, lâ te’tîkum illâ bagtete|n|, yes’elûneke ke enneke hafiyyun anhâ, kul innemâ ilmuhâ indallâhi ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Yas-aloonaka AAani a<span class="b">l</span>ss<span class="u">a</span>AAatiayy<span class="u">a</span>na murs<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> qul innam<span class="u">a</span> AAilmuh<span class="u">a</span>AAinda rabbee l<span class="u">a</span> yujalleeh<span class="u">a</span> liwaqtih<span class="u">a</span> ill<span class="u">a</span>huwa thaqulat fee a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>il<span class="u">a</span> ta/teekum ill<span class="u">a</span> baghtatan yas-aloonaka kaannaka <span class="u">h</span>afiyyunAAanh<span class="u">a</span> qul innam<span class="u">a</span> AAilmuh<span class="u">a</span> AAinda All<span class="u">a</span>hiwal<span class="u">a</span>kinna akthara a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si l<span class="u">a</span>yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Senden kıyâmetin ne vakit kopacağını sorarlar. De ki: Onu ancak Rabbim bilir. Vakti geldi mi onu ancak o izhâr eder; göklere de ağır basmıştır, yeryüzüne de ve size ancak ansızın gelip çatar. Biliyormuşsun da gizliyorsun gibi sana soruyorlar, de ki: Onu ancak Allah bilir, fakat insanların çoğu anlamaz bunu.
Ali Bulaç
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin Katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah'ın Katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler."
Bayraktar Bayraklı
Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu zamanında açığa ancak O çıkarır. Kıyametin bilgisi göklere ve yere ağır gelir; kıyamet ansızın size gelecektir. Sanki, sen onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar.” De ki: “Onun ilmi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.”
Diyanet İşleri
Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
Sana o anın ne zaman geleceğini soruyorlar. "O'nun bilgisi Rabbimin yanındadır" de. Onu vakti gelince O'ndan başkası ortaya çıkarmaz. Göklere ve yere ağır gelen o an size ansızın gelecektir. Sanki ondan haberdar imişsin gibi sana soruyorlar. "Onun bilgisi ALLAH'ın yanındadır" de. Fakat insanların çoğu bilmez.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Erhan Aktaş
Sana Saat’ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: “Onun bilgisi sadece Rabb’imin yanındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek.” Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah’ın yanındadır.” Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez.
Hakkı Yılmaz
Sana, Sâat’ten; kıyâmetin kopuş anından soruyorlar: “Ne zaman gelip çatacak?” De ki: “Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun vaktini Kendisinden başkası açıklayamaz. Onun vaktini bilmek, göklerde ve yerde ağır basmıştır/ bilinemez olmuştur. O size ansızın gelir.” Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Muhammed Esed
(EY PEYGAMBER), sana Son Saat'ten soracaklar, "ne zaman gelip çatacak?" diye. De ki: "Doğrusu, buna dair gerçek bilgi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başka açığa vuracak kimse de yoktur. (O Saat) göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak." Sana sanki bu (sırr)ın ısrarla peşine düşmekle belli-belirsiz içsel bir bilgi elde etmiş olman mümkünmüş gibi soracaklar. De ki: "Ona dair gerçek bilgi ancak Allah katındadır; ne var ki, insanların çoğu (bundan) habersizdir."
Mustafa İslamoğlu
Sana soruyorlar: "Son Saat ne zaman gelip çatacak?" diye. Cevap ver: "Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır; onun vaktini O'ndan başka ortaya koyacak kimse yoktur: O bütün ağırlığıyla göklerde ve yerde kopacak, sizi haberiniz olmadan ansızın yakalayacaktır. Sanki senin ısrarla o bilginin peşine düşüp elde etmen mümkünmüş gibi, onu sana soruyorlar. De ki: "Onun gerçek bilgisi yalnızca Allah katındadır, ne ki insanların çoğu bunu bilmezden geliyor."
Suat Yıldırım
Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. De ki: “Onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O kıyamet öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur! ”O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: “Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah'ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler. ” [21, 38; 42, 18; 79; 42] {KM, Matta 24, 3; Markos 13, 32}
Süleyman Ateş
Sana (Duruşma) sa'at(in)den soruyorlar: Gelip çatması ne zaman diye. De ki: "Onun bilgisi, ancak Rabbimin yanındadır. Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur. O, göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir." Sanki sen, onu biliyormuşsun gibi, sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi, Allah'ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Şaban Piriş
Sana (kıyamet) saatini soruyorlar. Onun vaktinin ne zaman geleceğinin. De ki:-Onun bilgisi Rabbimdedir. Onun vaktini Ondan başkası açıklayamaz. Göklere ve yere o saat ağır basar. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki:-Onu bilmek sadece Allaha mahsustur. Ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."
Edip-Layth-Martha
They ask you regarding the moment: "When will be its time?" Say, "Its knowledge is with my Lord, none can reveal its time except Him. It is heavy through the heavens and the earth; it will not come to you except suddenly." They ask you, as if you are too curious about it! Say, "Its knowledge is with God, but most people do not know."*
Muhammad Asad
THEY WILL ASK thee [O Prophet] about the Last Hour: "When will it come to pass?" Say: "Verily, knowledge thereof rests with my Sustainer alone. None but He will reveal it in its time. Heavily will it weigh on the heavens and the earth; [and] it will not fall upon you otherwise than of a sudden." They will ask thee - as if thou couldst gain insight into this [mystery] by dint of persistent inquiry!* Say: "Knowledge thereof rests with my Sustainer alone; but [of this] most people are unaware."
Rashad Khalifa
They ask you about the end of the world (the Hour), and when it will come to pass. Say, "The knowledge thereof is with my Lord. Only He reveals its time. Heavy it is, in the heavens and the earth. It will not come to you except suddenly." They ask you as if you are in control thereof. Say, "The knowledge thereof is with GOD," but most people do not know.,
The Monotheist Group
They ask you regarding the Hour: "When will be its time?" Say: "Its knowledge is with my Lord, none can reveal its coming except He. It is heavy through the heavens and the earth; it will not come to you except suddenly." They ask you, as if you are responsible for it! Say: "Its knowledge is with God, but most of the people do not know."