Araf Sûresi42. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (15 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والذين | — | velleƶīne | ve kimseler | But those who |
| 2 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan | believe |
| 3 | وعملوا | ع م لAML | ve ǎmilū | ve yapanlar | and do |
| 4 | الصالحات | ص ل حṦLḪ | S-SāliHāti | iyi işler | [the] righteous deeds |
| 5 | لا | — | lā | not | |
| 6 | نكلف | ك ل فKLF | nukellifu | yüklemeyiz | We burden |
| 7 | نفسا | ن ف سNFS | nefsen | hiç kimseye | any soul |
| 8 | إلا | — | illā | başkasını | except |
| 9 | وسعها | و س عVSA | vus'ǎhā | gücünün yettiğinden | (to) its capacity. |
| 10 | أولئك | — | ulāike | işte onlar | Those |
| 11 | أصحاب | ص ح بṦḪB | eSHābu | halkıdır | (are the) companions |
| 12 | الجنة | ج ن نCNN | l-cenneti | cennet | (of) Paradise, |
| 13 | هم | — | hum | onlar | they |
| 14 | فيها | — | fīhā | orada | in it |
| 15 | خالدون | خ ل دḢLD̃ | ḣālidūne | ebedi kalacaklardır | (will) abide forever. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والذين ءامنوا وعملوا الصلحت لا نكلف نفسا الا وسعها اولئك اصحب الجنة هم فيها خلدون
Arapça (Harekeli)
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Transliterasyon
Vellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lâ nukellifu nefsen illâ vus´ahâ ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoowaAAamiloo a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>li<span class="u">ha</span>ti l<span class="u">a</span> nukallifunafsan ill<span class="u">a</span> wusAAah<span class="u">a</span> ol<span class="u">a</span>-ika a<span class="u">s</span>-<span class="u">ha</span>bualjannati hum feeh<span class="u">a</span> kh<span class="u">a</span>lidoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince; hiç kimseye takatinden aşırı bir teklifte bulunmayız, onlardır cennet ehli ve orada ebedî kalır onlar.
Ali Bulaç
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
Hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yapmasını önermediğimiz halde inanıp iyi işler yapanlar cennetliktirler, onlar orada süreli kalacaklardır.
Diyanet İşleri
İnanıp da iyi işler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedi kalacaklar.*
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayıp erdemli bir hayat sürenlere gelince, biz hiç kimseye kapasitesinin üstünde sorumluluk yüklemeyiz; onlar bahçe halkıdır. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
İman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
Erhan Aktaş
İman edip sâlihâtı* yapanlar- ki hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz- Cennet halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Hakkı Yılmaz
(42,43)İman edenler ve düzeltmeye yönelik işler yapanlar; –ki Biz hiç kimseye kapasitesinin üstünde bir şey yüklemeyiz– işte onlar cennet yâranlarıdır ve onlar, orada sonsuz olarak kalıcılardır. Ve göğüslerinde kinden, hınçtan, kıskançlıktan, hileden, hainlikten, garazdan ne varsa çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. Onlar, “Tüm övgüler, bize bunun için kılavuzluk eden Allah'adır. Eğer Allah bize kılavuzluk etmeseydi biz kılavuzlandığımız doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçek ile gelmiştir” derler. Ve onlara seslenilir: “İşte size cennet! Yapmış olduklarınızla buna vâris; son sahip oldunuz.”
Muhammed Esed
Ama imana erişen, doğru ve yararlı işler yapan kimseler -(ki) şüphesiz, Biz kimseye taşıyabileceği yükten fazlasını yüklemeyiz- işte, ebediyyen kalmak üzere cennete girecek olan bunlardır;
Mustafa İslamoğlu
Fakat kim imana erer ve imanıyla uyumlu işler yaparsa -(ki) Biz hiç kimseye taşıyacağından fazlasını yüklemeyiz- işte, içinde ebedi kalmak üzere cennete girecek olan da bunlardır.
Suat Yıldırım
İman edip makbul ve güzel işler yapanlar ise -ki hiç kimseye Biz gücünün yetmeyeceği yük yüklemeyiz- cennetlik olup, orada ebedî kalacaklardır. [2, 286]
Süleyman Ateş
İnanıp iyi işler yapanlar, -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemeyiz- İşte onlar cennet halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.
Şaban Piriş
İman eden ve doğruları yapanlar ise -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz.- bunlar da cennetliklerdir. Onlar, orada ebedidirler.
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip barışa / hayra yönelik işler yapanlar -ki biz, her benliğe ancak yaratılış kapasitesi ölçüsünde görev yükleriz- ise cennetin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.
Edip-Layth-Martha
As for those who acknowledge and do good; We do not burden a person beyond its capacity; those are the dwellers of paradise, in it they will abide.
Muhammad Asad
But those who attain to faith and do righteous deeds - [and] We do not burden any human being with more than he is well able to bear - they are destined for paradise, therein to abide,
Rashad Khalifa
As for those who believe and lead a righteous life - we never burden any soul beyond its means - these will be the dwellers of Paradise. They abide in it forever.,
The Monotheist Group
As for those who believe and do good; We do not burden a soul except with what it can bear; those are the dwellers of the Paradise, in it they will abide.