Nuh Sûresi7. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإني | — | ve innī | ve elbette ben | And indeed, I |
| 2 | كلما | ك ل لKLL | kullemā | her nezaman | every time, |
| 3 | دعوتهم | د ع وD̃AV | deǎvtuhum | onları da'vet ettimse | I invited them |
| 4 | لتغفر | غ ف رĞFR | liteğfira | bağışlaman için | that You may forgive |
| 5 | لهم | — | lehum | onları | them, |
| 6 | جعلوا | ج ع لCAL | ceǎlū | koydular | they put |
| 7 | أصابعهم | ص ب عṦBA | eSābiǎhum | parmaklarını | their fingers |
| 8 | في | — | fī | in | |
| 9 | آذانهم | ا ذ نEZ̃N | āƶānihim | kulaklarına | their ears |
| 10 | واستغشوا | غ ش وĞŞV | vesteğşev | ve başlarına çektiler | and covered themselves |
| 11 | ثيابهم | ث و بS̃VB | ṧiyābehum | örtülerini | (with) their garments |
| 12 | وأصروا | ص ر رṦRR | ve eSarrū | ve direttiler | and persisted |
| 13 | واستكبروا | ك ب رKBR | vestekberū | ve böbürlendiler | and were arrogant |
| 14 | استكبارا | ك ب رKBR | stikbāran | kibirle | (with) pride. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وانى كلما دعوتهم لتغفر لهم جعلوا اصبعهم فى ءاذانهم واستغشوا ثيابهم واصروا واستكبروا استكبارا
Arapça (Harekeli)
وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
Transliterasyon
Ve innî kullemâ deavtuhum li tagfire lehum cealû esâbiahum fî âzânihim vestagşev siyâbehum ve esarrû vestekberûstikbârâ(vestekberûstikbâran).
Transliteration (Eng.)
Wa-innee kullam<span class="u">a</span> daAAawtuhumlitaghfira lahum jaAAaloo a<span class="u">sa</span>biAAahum fee <span class="u">atha</span>nihimwa<span class="b">i</span>staghshaw thiy<span class="u">a</span>bahum waa<span class="u">s</span>arroo wa<span class="b">i</span>stakbarooistikb<span class="u">a</span>r<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gerçekten de ben, onları, sen yarlıgayasın, suçlarını örtesin diye ne vakit çağırdıysam parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve ısrâr ettiler ve ululandıkça ululanmaya kalkıştılar.
Ali Bulaç
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'
Bayraktar Bayraklı
(5-9) Sonra Nûh şöyle devam etti: “Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum.”
Diyanet İşleri
Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
Edip Yüksel
"Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
Erhan Aktaş
“Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler* ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler.”
Hakkı Yılmaz
(5-12)Nûh dedi ki: “Rabbim! Şüphesiz ben, toplumumu gece-gündüz/sürekli olarak davet ettim. Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı. Ve şüphesiz ben, onları, Senin onları bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe de kibirlendiler. Sonra şüphesiz ben onları yüksek sesle çağırdım. Sonra şüphesiz onlar için ilan ettim. Onlar için gizli gizli de söyledim. Sonra dedim ki”: “Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Kesinlikle O, çok bağışlayıcıdır. Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın. Size mallar ve oğullar ile yardımda bulunsun, sizin için bahçeler kılsın, ırmaklar kılsın.
Muhammed Esed
Ve doğrusu, onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (günahkarlık) giysilerine büründüler, daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında (daha da) azgınlaştılar.
Mustafa İslamoğlu
Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, gözlerini (hakikate) kapadılar, (inkarda) direndiler, büyüklendiler de büyüklendiler...
Suat Yıldırım
Her ne zaman, onları bağışlaman için çağırdıysam, onlar parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar. Esvaplarıyla örtündüler, direttiler ve çok kibirlendiler. *
Süleyman Ateş
Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler.
Şaban Piriş
Ben, onları senin bağışlaman için her ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini başlarına bürüdüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.
Yaşar Nuri Öztürk
"Ben onları, sen kendilerini affedesin diye çağırdıkça, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler."
Edip-Layth-Martha
"Every time I called on them so that You may forgive them, they put their fingers in their ears and they covered their heads with their outer garments and they insisted, and they became greatly arrogant."
Muhammad Asad
And behold, whenever I called unto them with a view to Thy granting them forgiveness, they put their fingers into their ears, and wrapped themselves up in their garments [of sin];* and grew obstinate, and became [yet more] arrogant in their false pride.
Rashad Khalifa
"Whenever I invited them to be forgiven by You, they placed their fingers in their ears, covered themselves with their clothes, insisted, and turned arrogant.,
The Monotheist Group
"And every time I called on them so that You may forgive them, they put their fingers in their ears and they covered their heads with their outer garments and they insisted, and they became greatly arrogant."