Buruc Sûresi8. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | نقموا | ن ق مNGM | neḳamū | öc almadılar | they resented |
| 3 | منهم | — | minhum | onlardan | [of] them |
| 4 | إلا | — | illā | başka bir sebeple | except |
| 5 | أن | — | en | that | |
| 6 | يؤمنوا | ا م نEMN | yu'minū | inanmalarından | they believed |
| 7 | بالله | — | billahi | Allah'a | in Allah |
| 8 | العزيز | ع ز زAZZ | l-ǎzīzi | aziz | the All-Mighty, |
| 9 | الحميد | ح م دḪMD̃ | l-Hamīdi | övgüye layık | the Praiseworthy, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما نقموا منهم الا ان يومنوا بالله العزيز الحميد
Arapça (Harekeli)
وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Transliterasyon
Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîd|i|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> naqamoo minhum ill<span class="u">a</span> anyu/minoo bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi alAAazeezi al<span class="u">h</span>ameed<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve ancak üstün ve hamde lâyık Allah'a inandıkları için onları azaplandırmadalar.
Ali Bulaç
Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
(8-9) Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, ‘sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.
Diyanet İşleri
Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayanlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'ı onayladıkları için…
Elmalılı Hamdi Yazır
Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.
Erhan Aktaş
Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegâne Varlık olan Allah’a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.
Hakkı Yılmaz
(8,9)Mü’minleri cezalandırmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü, övgüye lâyık, göklerin ve yerin hükümranlığı Kendisinin olan ve her şeye tanık olan Allah'a inanmalarından başka bir şey değildi.
Muhammed Esed
yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah'a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden,
Mustafa İslamoğlu
O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan Allah'a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır.
Suat Yıldırım
8, 9. Onların müminlere bu işkenceyi yapmalarının tek sebebi, müminlerin göklerin ve yerin tek hâkimi, azîz ve hamîd (mutlak galip ve bütün övgülere lâyık) olan Allah'a iman etmeleri idi. Allah her şeye şahittir.
Süleyman Ateş
Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öc aldılar.
Şaban Piriş
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allaha iman ettikleri için intikam alıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid Allah'a iman ettikleri için öc alıyorlardı.
Edip-Layth-Martha
They hated them because they acknowledged God, the Noble, the Praiseworthy!
Muhammad Asad
whom they hate for no other reason than that they believe in God, the Almighty, the One to whom all praise is due,
Rashad Khalifa
They hated them for no other reason than believing in GOD, the Almighty, the Praiseworthy.,
The Monotheist Group
And they hated them simply because they had asked them to believe in God, the Noble, the Praiseworthy!