Tevbe/Bara'e Sûresi117. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (27 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1لقدleḳadandolsunVerily,
2تابت و بTVBtābeaffettiAllah turned (in mercy)
3اللهllahuAllahAllah turned (in mercy)
4علىǎlāto
5النبين ب اNBEn-nebiyyiPeygamberithe Prophet,
6والمهاجرينه ج رHCRvelmuhācirīneve Muhacirleriand the emigrants,
7والأنصارن ص رNṦRvel'enSārive Ensarıand the helpers
8الذينelleƶīne[those] who
9اتبعوهت ب عTBAttebeǔhuona uyanfollowed him,
10فيin
11ساعةس و عSVAsāǎtisa'atinde(the) hour
12العسرةع س رASRl-ǔsratigüçlük(of) difficulty
13منminafter
14بعدب ع دBAD̃beǎ'diO zamanafter
15ماiken[what]
16كادك و دKVD̃kādeneredeysehad nearly
17يزيغز ي غZYĞyezīğukaymağa yüz tutmuşdeviated
18قلوبق ل بGLBḳulūbukalbleri(the) hearts
19فريقف ر قFRGferīḳinbir kısmının(of) a party
20منهمminhumiçlerindenof them,
21ثمṧummeyine dethen
22تابت و بTVBtābetevbesini kabul ettiHe turned (in mercy)
23عليهمǎleyhimonlarınto them.
24إنهinnehuçünkü OIndeed, He
25بهمbihimonlara karşıto them
26رءوفر ا فREFra'ūfunçok şefkatli(is) Most Kind,
27رحيمر ح مRḪMraHīmunçok merhametlidirMost Merciful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

لقد تاب الله على النبى والمهجرين والانصار الذين اتبعوه فى ساعة العسرة من بعد ما كاد يزيغ قلوب فريق منهم ثم تاب عليهم انه بهم رءوف رحيم

Arapça (Harekeli)

لَّقَد تَّابَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنصَارِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِن بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ إِنَّهُ بِهِمْ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

Transliterasyon

Lekad tâballâhu alen nebiyyi vel muhâcirîne vel ensârillezînet tebeûhu fî sâatil usreti min ba’di mâ kâde yezîgu kulûbu ferîkın minhum summe tâbe aleyhim, innehu bihim raûfun rahîm(rahîmun).

Transliteration (Eng.)

Laqad t<span class="u">a</span>ba All<span class="u">a</span>hu AAal<span class="u">a</span>a<span class="b">l</span>nnabiyyi wa<span class="b">a</span>lmuh<span class="u">a</span>jireena wa<span class="b">a</span>l-an<span class="u">sa</span>rialla<span class="u">th</span>eena ittabaAAoohu fee s<span class="u">a</span>AAati alAAusrati minbaAAdi m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>da yazeeghu quloobu fareeqin minhumthumma t<span class="u">a</span>ba AAalayhim innahu bihim raoofun ra<span class="u">h</span>eem<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah, Peygamberi ve içlerinden bir bölüğünün gönlü nerdeyse imandan dönecekken güçlük ânında Peygambere uyan muhâcirlerle ensârı tövbeye muvaffak etti ve onların tövbelerini kabûl eyledi. Şüphe yok ki o, onları fazlasıyle esirger, rahîmdir.

Ali Bulaç

Andolsun Allah, Peygamberin, muhacirlerin ve ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi neredeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki Allah, Peygambere, içlerinden bir grubun gönülleri az kalsın eğrilmek üzere iken dar zamanda ona tâbi olan muhacirlere ve ensara yöneldi. Sonra onların tövbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, onları affedendir; onlara merhamet edendir.

Diyanet İşleri

Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.*

Edip Yüksel

ALLAH, peygamberin, göç edenlerin ve yardım edenlerin tövbesini kabul etmiştir. Onlar, içlerinden bir bölümünün neredeyse kalplerinin kaydığı güç anda onu izlemişlerdi. Sonra onların yönelişini (tövbesini) kabul etti. O, onlara karşı çok Şefkatlidir, Rahimdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler'le Ensar'a, içlerinden bir kısmının kalbleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Allah, Nebi’nin ve zor şartlarda ona destek olan muhacir ve ensarın tövbelerini* kabul etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken yine de onların tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı Çok Şefkatli’dir, Rahmeti Kesintisiz’dir.

Hakkı Yılmaz

Andolsun ki Allah, Peygamber'e ve en zor saatinde O'na uyan Muhacirlere ve Ensar'a, kendilerinden bir kısmının kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Şüphesiz O, onlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Muhammed Esed

GERÇEK ŞU Kİ, Allah acıması-esirgemesiyle Peygamber'e ve sıkıntılı bir zamanda -hem de içlerinden bir kısmının kalpleri neredeyse kaymak üzereyken- ona bağlı kalıp zulmün ve kötülüğün egemen olduğu diyardan göç edenlere ve Din'e sahip çıkıp ona kol kanat gerenlere teveccüh etti. Sonra, bir kere daha: acıması-esirgemesiyle (Allah) onlara teveccüh etti. Çünkü O, gerçekten onlara karşı çok merhametli ve çok şefkatlidir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu şu ki: Allah, Peygamber'e, (imkanların tükendiği yerden imkanların üretileceği yere göç eden) muhacirlere, (zorluk demlerinde kendi imkanlarını onlarla paylaşan) Ensar'a, üstelik içlerinden bir kısmının kalbinin kaymaya yüz tuttuğu bir durumun ardından, rahmet ve bağışıyla yöneldi. Evet, onların tevbelerini kabul etti; çünkü O'nun sınırsız şefkat ve merhameti, onları da kuşatır.

Suat Yıldırım

Allah, Peygamberini savaşa katılmayanlara izin verdiğinden ötürü affettiği gibi, içlerinden bir kısmının kalpleri kaymaya yüz tutmuşken, o güçlük anında, Peygambere tâbi olan Muhacirlerle Ensarı da tövbeye muvaffak buyurdu ve sonra onların bu tövbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı raûfdur, rahîmdir (pek şefkatli ve pek merhametlidir). *

Süleyman Ateş

Andolsun Allah, Peygamberi ve o güçlük sa'atinde ona uyan Muhacirleri ve Ensarı affetti. O zaman içlerinden bir kısmının kalbleri kaymağa yüz tutmuş iken yine de onların tevbesini kabul buyurdu. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Şaban Piriş

Allah, Peygamberin, muhacirin, ensarın; sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan kimselerin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun ki Allah, içlerinden bir grubun kalpleri kaymaya yüz tuttuktan sonra, peygambere ve o güçlük saatinde ona uymuş olan Muhacirlerle Ensar'a tövbe nasip etmiş, sonra da onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Çünkü onlara karşı Rauf ve Rahim'dir.

Edip-Layth-Martha

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters that followed him in the darkest moment, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Kind, Compassionate.

Muhammad Asad

INDEED, God has turned in His mercy unto the Prophet, as well as unto those who have forsaken the domain of evil and those who have sheltered and succoured the Faiths* - [all] those who followed him in the hour of distress, when the hearts of some of the other believers had well-nigh swerved from faith.* And once again:* He has turned unto them in His mercy - for, behold, He is compassionate towards them, a dispenser of grace.

Rashad Khalifa

GOD has redeemed the prophet, and the immigrants (Muhajireen) and the supporters who hosted them and gave them refuge (Ansar), who followed him during the difficult times. That is when the hearts of some of them almost wavered. But He has redeemed them, for He is Compassionate towards them, Most Merciful.,

The Monotheist Group

God has pardoned the prophet and the emigrants and the supporters who had followed him in the darkest hour, even though the hearts of some of them nearly deviated, but then He pardoned them. He is towards them Compassionate, Merciful.