Tevbe/Bara'e Sûresi5. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (26 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإذا | — | feiƶā | zaman | Then when |
| 2 | انسلخ | س ل خSLḢ | nseleḣa | geçtiği | have passed |
| 3 | الأشهر | ش ه رŞHR | l-eşhuru | aylar | the sacred months, |
| 4 | الحرم | ح ر مḪRM | l-Hurumu | haram | the sacred months, |
| 5 | فاقتلوا | ق ت لGTL | feḳtulū | öldürün | then kill |
| 6 | المشركين | ش ر كŞRK | l-muşrikīne | ortak koşanları | the polytheists |
| 7 | حيث | ح ي ثḪYS̃ | Hayṧu | nerede | wherever |
| 8 | وجدتموهم | و ج دVCD̃ | vecedtumūhum | bulursanız onları | you find them |
| 9 | وخذوهم | ا خ ذ EḢZ̃ | ve ḣuƶūhum | ve onları yakalayın | and seize them |
| 10 | واحصروهم | ح ص رḪṦR | veHSurūhum | ve hapsedin | and besiege them |
| 11 | واقعدوا | ق ع دGAD̃ | veḳ'ǔdū | ve otur(up) bekleyin | and sit (in wait) |
| 12 | لهم | — | lehum | onları | for them |
| 13 | كل | ك ل لKLL | kulle | her | (at) every |
| 14 | مرصد | ر ص دRṦD̃ | merSadin | gözetleme yerinde | place of ambush. |
| 15 | فإن | — | fein | eğer | But if |
| 16 | تابوا | ت و بTVB | tābū | tevbe eder/döner | they repent |
| 17 | وأقاموا | ق و مGVM | ve eḳāmū | ve -doğrulur | and establish |
| 18 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe | the prayer |
| 19 | وآتوا | ا ت يETY | ve ātevu | ve -verirlerse | and give |
| 20 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekat- | the zakah |
| 21 | فخلوا | خ ل وḢLV | feḣallū | serbest bırakın | then leave |
| 22 | سبيلهم | س ب لSBL | sebīlehum | yollarını | their way. |
| 23 | إن | — | inne | çünkü | Indeed, |
| 24 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 25 | غفور | غ ف رĞFR | ğafūrun | bağışlayandır | (is) Oft-Forgiving, |
| 26 | رحيم | ر ح مRḪM | raHīmun | esirgeyendir | Most Merciful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاذا انسلخ الاشهر الحرم فاقتلوا المشركين حيث وجدتموهم وخذوهم واحصروهم واقعدوا لهم كل مرصد فان تابوا واقاموا الصلوة وءاتوا الزكوة فخلوا سبيلهم ان الله غفور رحيم
Arapça (Harekeli)
فَإِذَا انسَلَخَ الْأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Transliterasyon
Fe izenselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak´udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Transliteration (Eng.)
Fa-i<span class="u">tha</span> insalakha al-ashhuru al<span class="u">h</span>urumufa<span class="b">o</span>qtuloo almushrikeena <span class="u">h</span>aythu wajadtumoohum wakhu<span class="u">th</span>oohumwa<span class="b">o</span><span class="u">hs</span>uroohum wa<span class="b">o</span>qAAudoo lahum kulla mar<span class="u">s</span>adinfa-in t<span class="u">a</span>boo waaq<span class="u">a</span>moo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tawa<span class="u">a</span>tawoo a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>ta fakhalloo sabeelahum innaAll<span class="u">a</span>ha ghafoorun ra<span class="u">h</span>eem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Harâm aylar çıkınca müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, kuşatın, hapsedin onları, gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekât verirlerse bırakın onları, şüphe yok ki Allah suçları örter, rahîmdir.
Ali Bulaç
Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Bayraktar Bayraklı
Haram aylar çıkınca sizinle savaşan müşrikleri bulduğunuz yerde öldürünüz; onları yakalayınız; onları hapsediniz ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyiniz. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse, artık onları serbest bırakınız. Allah affedendir; merhamet edendir.
Diyanet İşleri
Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.
Edip Yüksel
Sınırlanmış aylar çıkınca, (hâlâ barışa yanaşmıyorlarsa) o putperestlerle karşılaştığınız yerde savaşın. Onları yakalayın, onları kuşatın ve her hareketlerini izleyin. Tövbe edip namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını serbest bırakın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
Haram aylar* çıktığı zaman, artık “o müşrikleri” nerede bulursanız öldürün*, onları yakalayıp hapsedin, bütün geçit yerlerinde onları gözetleyin. Eğer tövbe edip*, salâtı ikame eder*, zekâtı verirlerse* diledikleri yolu seçsinler. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
Hakkı Yılmaz
Şu dokunulmaz kılınmış aylar/hac ayları çıktığı zaman da o ortak koşanları nerede bulursanız öldürün, onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde onlar için oturun. Artık, eğer tevbe ederlerse, salâtı ikame ederlerse [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturur, ayakta tutarlarsa] ve zekâtı/vergilerini verirlerse artık onların yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.
Muhammed Esed
Ve (bu ölçülere uyarak geçirilen) haram aylar sona erince artık nerede kıstırırsanız öldürün müşrikleri; tutsak edin; çevirip kuşatın; gözetlenebilecek her yerde bekleyip gözetleyin onları. Ama eğer dönüp tevbe ederler, salâta katılırlar ve arındırıcı yükümlülükleri yerine getirirlerse, artık bırakın yollarına gitsinler: Çünkü, her halükarda Allah çok acıyıp-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
Mustafa İslamoğlu
Ve (bu) yasak (kapsamındaki) aylar çıktığında, artık müşrikleri tuttuğunuz yerde öldürün; yakalayın, çepeçevre kuşatın, onları her gözetim noktasına kurulup gözetleyin! Fakat eğer onlar tevbe eder, namazı istikametle eda eder ve arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi kabul ederlerse, işte o zaman bırakın yakalarını! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Suat Yıldırım
O halde, haram aylar çıkınca artık öbür müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. Eğer tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur). [2, 191; 9, 29-73; 66, 9; 69, 9]
Süleyman Ateş
Haram aylar çıkınca (Allah'a) ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Şaban Piriş
Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah, bağışlar ve merhamet eder.
Yaşar Nuri Öztürk
O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı gereğince kılar, zekatı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Edip-Layth-Martha
So when the restricted months have passed, then you may kill those who have set up partners wherever you find them, take them, surround them, and stand against them at every point. If they repent, hold the contact prayer, and contribute towards betterment, then you shall leave them alone. God is Forgiving, Compassionate.
Muhammad Asad
And so, when the sacred months are over* , slay those who ascribe divinity to aught beside God wherever you may come upon them,* and take them captive, and besiege them, and lie in wait for them at every conceivable place* ! Yet if they repent, and take to prayer, and render the purifying dues, let them go their way: for, behold, God is much forgiving, a dispenser of grace.*
Rashad Khalifa
Once the Sacred Months are past, (and they refuse to make peace) you may kill the idol worshipers when you encounter them, punish them, and resist every move they make. If they repent and observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), you shall let them go. GOD is Forgiver, Most Merciful.,
The Monotheist Group
So when the restricted months have passed, then you may kill the polytheists wherever you find them, and take them, and surround them, and stand against them at every point. If they repent, and they hold the contact prayer, and they contribute towards purification, then you shall leave them alone. God is Forgiving, Merciful.