Beyyine Sûresi4. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 2 | تفرق | ف ر قFRG | teferraḳa | ayrılığa düşmediler | became divided |
| 3 | الذين | — | elleƶīne | olanlar | those who |
| 4 | أوتوا | ا ت يETY | ūtū | verilmiş | were given |
| 5 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitap | the Book, |
| 6 | إلا | — | illā | ancak (düştüler) | until |
| 7 | من | — | min | from | |
| 8 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | (ondan) sonra | after |
| 9 | ما | — | mā | ne ki | what |
| 10 | جاءتهم | ج ي اCYE | cā'ethumu | kendilerine geldi | came (to) them |
| 11 | البينة | ب ي نBYN | l-beyyinetu | açık kanıt | (of) the clear evidence. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما تفرق الذين اوتوا الكتب الا من بعد ما جاءتهم البينة
Arapça (Harekeli)
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
Transliterasyon
Ve mâ teferrekallezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câet humul beyyineh(beyyinetu).
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> tafarraqa alla<span class="u">th</span>eena ootooalkit<span class="u">a</span>ba ill<span class="u">a</span> min baAAdi m<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>at-humualbayyina<span class="b">tu</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve ancak kendilerine apaçık kesin bir delil geldikten sonradır ki aykırılığa düştüler, kendilerine kitap verilmiş olanlar.
Ali Bulaç
Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
Bayraktar Bayraklı
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Diyanet İşleri
Kendilerine kitap verilenler ancak o açık delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Edip Yüksel
Gerçek şu ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar, ancak onlara açık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Erhan Aktaş
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine* geldikten sonra ayrılığa düştüler.*
Hakkı Yılmaz
Ve o, Kitap verilen kişiler, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Muhammed Esed
Ama kendilerine daha önce vahiy verilenler, hakikatin böyle bir kanıtı geldikten sonra (inanç) birlikteliklerini bozdular.
Mustafa İslamoğlu
Ama önceki vahiylerin mensupları durdular durdular da, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Suat Yıldırım
Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf etmemişlerdi. [2, 213-253; 3, 19; 5, 44-50; 10, 93; 42, 13-15]*
Süleyman Ateş
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Şaban Piriş
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine / açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.
Edip-Layth-Martha
Those who had previously received the book did not divide except after the proof came to them.
Muhammad Asad
Now those who have been vouchsafed revelation aforetime* did break up their unity [of faith] after such an evidence of the truth had come to them.*
Rashad Khalifa
In fact, those who received the scripture did not dispute until the proof was given to them.,
The Monotheist Group
And those who had previously received the Book did not divide except after the proof came to them.