Alak Sûresi17. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (2 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فليدع | د ع وD̃AV | felyed'ǔ | o zaman çağırsın | Then let him call |
| 2 | ناديه | ن د وND̃V | nādiyehu | meclisini | his associates, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فليدع ناديه
Arapça (Harekeli)
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ
Transliterasyon
Felyed’u nâdiyeh|u|.
Transliteration (Eng.)
FalyadAAu n<span class="u">a</span>diyah<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken hemdemlerini, kavmini, kabîlesini çağırır.
Ali Bulaç
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.
Bayraktar Bayraklı
(15-18) Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Diyanet İşleri
O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.
Edip Yüksel
O zaman haydi çağırsın kurultayını.
Elmalılı Hamdi Yazır
O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.
Erhan Aktaş
Haydi, yardımcılarını çağırsın.
Hakkı Yılmaz
O zaman o, meclisini/örgütünü çağırsın.
Muhammed Esed
Bırak, kendi aklının (asılsız, düzmece) tavsiyelerini (yardımına) çağırsın,
Mustafa İslamoğlu
haydi o kendi örgütünü çağırsın,
Suat Yıldırım
İstediği kadar grubunu yardıma çağırsın!
Süleyman Ateş
O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın.
Şaban Piriş
-haydi çağırsın çetesini/meclisini.
Yaşar Nuri Öztürk
Hadi çağırsın meclisini / kurultayını!
Edip-Layth-Martha
So let him call on his assembly.
Muhammad Asad
and then let him summon [to his aid] the counsels of his own [spurious] wisdom,*
Rashad Khalifa
Let him then call on his helpers.,
The Monotheist Group
So let him call on his supporter.