Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle
المرسلات 77 · 50 Ayet
Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle
Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;
Andolsun ard arda gönderilenlere,
Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;
Esip savuranlara,
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
Yaydıkça yayanlara,
(Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;
Ayırdıkça ayıranlara,
Öğüt telkin edenlere;
Mesajı verenlere,
(Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
Bir müjde veya uyarı olarak…
Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!
Size söz verilenler kesinlikle gerçekleşecektir.
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
Yıldızlar söndürüldüğü,
Gökkubbe yarıldığı zaman,
Göğün yarıldığı,
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
Dağların ufalanıp savrulduğu,
Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Ve elçilere randevu verildiği zaman,
(Bu alametler) hangi vakte ertelenmiştir?
Belirlenen gün için…
Ayırım gününe.
Yani Karar Günü için!
(Resulüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
O nasıl bir yargılama günüdür bilir misin?
O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helak etmedik mi?
Öncekileri helak etmedik mi?
Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
Sonra, diğerlerini de onlara katmadık mı?
İşte biz suçlulara böyle yaparız!
Suçlulara işte böyle davranırız.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
Sizi değersiz bir sudan/sıvıdan yaratmadık mı?
İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
Ve sonra onu iyi korunan bir yere yerleştirmedik mi?
Belli bir süreye kadar.
Bilinen bir süreye kadar.
Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
Biz ölçtük, biçtik. Biz en iyi biçim verenleriz.
O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?
Dirilere ve ölülere.
Yaşayanlar için, ölüler için…
Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..
Üzerine yüksek dağlar yerleştirip size tatlı su içirmedik mi?
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
(İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
Haydi yalanlamakta olduğunuz şeye doğru yürüyün.
Üç kola ayrılmış, bir gölgeye gidin.
Yürüyün, (cehennem alevinin) üç kollu gölgesine doğru…
Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
O ne gölgelendirir ne de alevden korur.
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
Kıvılcımlar saçar, saraylar gibi…
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
(Rengi de) Sarı deve gibi.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
Bu, onların konuşamayacağı bir gündür.
Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
Ve özür dilemeleri için onlara izin de verilmez.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
(O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.
Bu, Karar Günüdür. Sizi ve öncekileri toplamışızdır.
(Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!
Bir planınız varsa bana karşı onu uygulayın!
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında…
Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
Ve canlarının çektiği meyveler…
(Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi afiyetle yeyin için" (denir).
Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için.
İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
(Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
Onlara eğilin dendiğinde eğilmezler.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.
Artık bundan sonra hangi hadisi (sözü) onaylıyorlar?