Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle
مريم 19 · 98 Ayet
Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle
Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad.
K20H5Y10A70S90
(Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anıştır.
Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmişti:
Rabbine gizli bir yalvarışla seslenmişti.
Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.
"Rabbim" dedi, "Vücudumdaki kemik gevşedi, başım ağarıp tutuştu. Sana yalvarışta, Rabbim, hiçbir vakit umut kesmedim."
Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir veli (oğul) ver.
"Bana bağımlı olanların benden sonraki durumundan endişeleniyorum. Karım da kısır. Katından bana bir kalıtçı bağışla."
Ki o bana varis olsun; Ya'kub hanedanına da varis olsun. Rabbim, onu rızana layık kıl!
"Bana ve Yakup boyuna varis olsun. Rabbim, onu beğendiğin biri yap."
(Allah şöyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.
"Zekeriyya, sana bir oğul müjdeleriz. İsmi Yahya'dır. Onun gibisini daha önce yaratmadık."
Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?
"Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım" dedi.
Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım, buyurdu.
"Evet öyledir" dedi, "Rabbin, ‘O iş bana kolaydır. Seni daha önce yaratmıştım ve sen hiçbir şey değildin' diyor."
O: Rabbim! dedi, (çocuğum olacağına dair) bana bir işaret ver. Allah: Sana işaret, sapasağlam olduğun halde üç gün insanlarla konuşamamandır, buyurdu.
"Rabbim, bana bir işaret ver" dedi. "Senin işaretin, birbirini izleyen üç gece boyunca halkla konuşmamandır."
Bunun üzerine Zekeriyya, mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara: "Sabah akşam tesbihte bulunun" diye işaret verdi.
Tapınaktan halkının arasına çıktı ve "O'nu sabah akşam düşünüp anın" diye onlara işaretle bildirdi.
"Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle sarıl!" (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik.
"Yahya, kitaba iyice sarıl." Çocuk yaşta kendisine bilgelik vermiştik.
Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir kimse idi.
Ek olarak katımızdan bir şefkat ve dürüstlük… Erdemli birisiydi.
Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankar bir zorba değildi.
Ana babasına karşı iyi davranırdı, asla bir zorba ve isyankâr olmadı.
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!
(Resulüm! ) Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Kitapta Meryem'i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.
Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi.
Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma).
"Senden Rahman'a sığınırım" dedi, "Erdemliysen…"
Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.
(Denetçi:) "Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Rabbinin bir elçisiyim" dedi.
Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.
"Bana hiçbir insan eli değmemiş ve ben iffetsizlik etmemişken nasıl olur da bir oğlum olur?" dedi.
Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.
"Öyledir" dedi, "Rabbin, ‘O iş bana kolaydır. Onu halk için bir işaret ve bizden bir rahmet kılacağız. Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir' diyor."
Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
Ona gebe kalınca onunla uzak bir bölgeye çekildi.
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. "Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!"
Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi. "Keşke bundan önce ölseydim, unutulsaydım" dedi.
Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."
"Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır" diye (ağacın) altından kendisine seslendi.
"Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."
"Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün."
"Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."
"Ye, iç ve gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, ‘Ben Rahman için oruç tutmaya karar verdim. Bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de."
Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!
Onu alıp halkına getirdi. "Meryem, sen şaşılacak bir şey işledin!" dediler.
Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.
"Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz değildi."
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz?"
(Tanıklık için) Onu gösterdi. "Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz?" dediler.
Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."
(Çocuk:) "Ben ALLAH'ın bir kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı" dedi.
"Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti."
"Nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı ve "
"Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."
"anneme karşı iyi huylu olmamı emretti. Beni baş kaldıran bir zorba yapmadı."
"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır."
"Doğduğum gün, öldüğüm gün ve diri olarak kaldırılacağım gün bana selam olsun."
İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.
İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.
Allah'ın bir evlat edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur.
ALLAH için bir çocuk edinmek söz konusu olamaz. O yücedir. Bir iş diledi mi, ona sadece "Ol!" der, o da olur.
(İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.
"ALLAH benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na hizmet ediniz. Doğru yol budur."
Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kafirlerin haline!
Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük birgüne tanık olacak kafirlerin vay haline!
Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açık bir sapıklık içindedirler.
Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.
(Resulüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
Yargının noktalanacağı Pişmanlık Günü hakkında onları uyar. Onlar hâlâ aymazlık içinde gerçeği onaylamıyorlar.
Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler.
Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.
Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
Kitapta İbrahim'i an; peygamber olan bir doğrucu idi.
Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?
Babasına, "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana bir yararı dokunmayan şeylere niye hizmet ediyorsun?" demişti.
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
"Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Beni izle de seni düzgün yola ileteyim."
Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah'a asi oldu.
"Babacığım, sapkına hizmet etme. Sapkın, Rahman'a karşı çıkmıştır."
Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum.
"Babacığım, Rahman tarafından bir cezaya çarpılman ve sapkına dost olmandan korkuyorum."
(Babası:) Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!
(Babası:) "Sen benim tanrılarıma yüz mü çeviriyorsun İbrahim? Buna son vermezsen seni taşlarım/kovarım. Benden uzaklaş!" dedi.
İbrahim: Selam sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkardır.
"Sana selam (barış) olsun" dedi, "Senin bağışlanman için Rabbim'e yalvaracağım; O, bana karşı çok merhametlidir."
Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam.
"Sizden ve ALLAH dışında yalvardıklarınızdan ayrılıyorum. Ben Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam."
Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Ya'kub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Onları ve ALLAH dışında hizmet ettiklerini terkedince ona İshak'ı ve Yakub'u verdik. Hepsini peygamber yaptık.
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.
Onlara rahmetimizden verdik. Onlara, doğru ve onurlu bir dil bağışladık.
(Resulüm!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gerçekten o ihlas sahibi idi ve hem resul, hem de nebi idi.
Kitapta Musa'yı an. O kendini tümüyle adayan biriydi. Peygamber olan bir elçiydi.
Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık.
Ona Tur dağının sağ tarafından seslendik. Konuşmak için onu yaklaştırdık.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
Katımızdan bir rahmet olarak kardeşi Harun'u kendisine peygamber olarak armağan ettik.
(Resulüm!) Kitap'ta İsmail'i de an. Gerçekten o, sözüne sadıktı, resul ve nebi idi.
Kitapta İsmail'i an. O sözünde duran biriydi. Aynı zamanda peygamber olan bir elçiydi.
Halkına namazı ve zekatı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Ailesine namazı gözetmeyi ve zekatı vermeyi emrederdi. Rabbi tarafından beğenilmişti.
Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
Kitapta İdris'i an. O peygamber olan bir doğrucu idi.
Onu üstün bir makama yücelttik.
Onu yüce bir makama yükselttik.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, ALLAH'ın nimetlendirdiği peygamberlerin bir kısmıdır. Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim'in ve İsrail'in soyundan… Doğruya ulaştırdığımız ve seçtiğimiz kimselerdir onlar. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye varırlar.
Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.
Onlardan sonra gelenler namazı yitirdiler ve heveslerine uydular. Nitekim, felakete uğrayacaklar.
Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Tövbe eden, gerçeği onaylayan ve erdemli davrananlar hariç. Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan bahçeye girerler.
O cennet, çok merhametli olan Allah'ın, kullarına gıyaben vadettiği Adn cennetleridir. Şüphesiz O'nun vadi yerini bulacaktır.
Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn bahçelerine… O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir.
Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Orada boş söz işitmezler; sadece barış… Rızıklarını da sabah akşam alırlar.
Kullarımızdan, takva sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur.
Erdemli kullarımıza vereceğimiz bahçe işte budur.
Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.
Biz (Denetçiler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasında ne varsa O'na aittir. Rabbin unutkan değildir.
(O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı ve metanetli ol. O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbidir. O'na hizmet et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun?
İnsan der ki: "Öldüğüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?"
"Öldüğüm zaman diri olarak çıkarılacak mıyım?" diye soruyor insan.
İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?
İnsan, önceden hiçbir şey değilken kendisini nasıl yarattığımızı düşünmez mi?
Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.
Rabbine and olsun, onları ve sapkınları toplayacağız. Sonra onları cehennemin çevresine getireceğiz. Diz çökmüş halde…
Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok asi olanlar hangileri ise çekip ayıracağız.
Sonra her gruptan, Rahman'a karşı azgınlıkta ileri gidenleri ayıklayacağız.
Sonra, orayı boylamaya daha çok müstahak olanları elbette biz daha iyi biliriz.
Orada yanmayı en çok kimin hakettiğini elbette biz gayet iyi biliriz.
İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.
İçinizden oraya gelmeyecek yoktur; bu, Rabbinin gerçekleştireceği kesin bir karardır.
Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.
Sonra, erdemlileri kurtaracağız. Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız.
Kendilerine ayetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler.
Kendilerine ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman inkâr edenler gerçeği onaylayanlara, "Hangimiz daha güçlü ve hangimiz sayısal üstünlüğe sahiptir?" derler.
Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helak ettik.
Onlardan önce, daha varlıklı ve daha gösterişli nice nesilleri yok ettik.
De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vadolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi), veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
De ki: "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya o anı görünceye kadar… Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler."
Allah, doğru yola gidenlerin hidayetini artırır. Sürekli kalan iyi işler, Rabbinin nezdinde hem mükâfat bakımından daha hayırlı, hem de akıbetçe daha iyidir.
ALLAH, doğru yolu seçenlerin hidayetini arttırır. Erdemli işler, Rabbinin katında ebedi olarak en iyi ödülü ve en iyi sonucu hakeder.
(Resulüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlat verilecek" diyen adamı gördün mü?
Ayetlerimizi reddeden ve, "Bana mal ve çocuk verilecek!" diyeni gördün mü?
O, gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.
Hayır. Söylediklerini kaydedeceğiz ve cezasını arttıracağız.
Onun dediğine biz varis oluruz, (malı ve evladı bize kalır); kendisi de bize yapayalnız gelir.
Sözünü ettikleri bize kalacak ve bize yalnız gelecektir.
Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.
Kendilerine destek olsunlar diye ALLAH'ın yanında tanrılar edindiler.
Hayır, hayır! (Taptıkları), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.
Tam tersine! Bu hizmet etmeyi reddedeceklerdir ve onlara karşıt olacaklardır.
(Resulüm!) Görmedin mi? Biz, kafirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankarlığa) sevkeden şeytanları gönderdik.
İnkarcıların üzerlerine sapkınları yolladığımızı görmez misin? Onları kışkırtıp duruyorlar.
Öyle ise onlar hakkında acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker sayıyoruz.
Acele etme; biz onlar için saydıkça sayıyoruz.
Takva sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün.
Erdemlileri, Rahman'ın huzurunda konuk grupları halinde toplayacağımız,
Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreceyiz.
Ve suçluları, susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün,
O gün Rahman (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaata güçleri yetmeyecektir.
Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.
"Rahman çocuk edindi" dediler.
Hatta "Rahman çocuk edindi" dediler.
Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.
Siz, küstahça bir tez ileri sürdünüz.
Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir!
Bu küstahlıktan ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar göçecektir.
Rahman'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden.
Rahman'a çocuk yakıştırdılar diye…
Halbuki çocuk edinmek Rahman'ın şanına yakışmaz.
Çocuk edinmek Rahman'a yakışmaz.
Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahman'a gelecektir.
Göklerde ve yerde kim varsa, Rahman'a kul olarak gelecektir.
O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir.
Onları kuşatmış ve tek tek saymıştır.
Bunların hepsi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir.
Onların hepsi, Diriliş günü O'na tek başına gelecektir.
İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlara Rahman sevgi bağışlar.
(Resulüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.
Bunu senin dilinle kolaylaştırdık; onunla erdemlileri müjdeleyesin ve inatçı toplumu uyarasın diye.
Biz, onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emaresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?
Onlardan önce nice toplumları yok ettik: Hiçbirini algılıyor musun, ya da fısıltılarını işitiyor musun?