Vakıa Sûresi

الواقعة 56 · 96 Ayet

Besmele

Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.

Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle

56:2

Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;

Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.

56:7

Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,

Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.

56:10

(Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.

Bir de ileri geçen öncü seçkinler vardır.

56:11

İşte bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır,

Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.

56:13

(Onların) çoğu önceki ümmetlerden,

Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden,

56:16

Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Karşılıklı yaslanmışlardır.

56:17

Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;

Onlara ölümsüz gençler servis yaparlar.

56:18

Main çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

Kaynaktan doldurulmuş bardaklar, sürahiler ve kadehlerle.

56:19

Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

Ne ara verirler ne de yorulurlar.

56:24

Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).

Yapmış olduklarına bir karşılık olarak verilir.

56:25

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Orada ne bir saçmalık, ne de günaha sokan bir söz işitirler.

56:27

Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

Sağ tarafta olanlar sağ tarafta olacaklar!

56:29

Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,

Salkımları sarkmış muz ağaçları,

56:34

Ve kabartılmış döşekler üstündedirler.

Ve onlar yükseltilmiş mobilyalar üzerindedirler.

56:35

Gerçekten biz hurileri apayrı biçimde yeni yarattık.

Biz kadınları yeniden biçimlendirdik.

56:39

Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir.

Onların birçoğu önceki nesillerdendir.

56:41

Soldakiler; ne yazık o soldakilere!

Sol tarafta bulunanlar, sol tarafta olacaklardır.

56:42

İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

İşleyen ve kaynayan bir azap içindedirler.

56:45

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.

Bundan önce onlar konfor içinde şımarmışlardı.

56:46

Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.

Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

56:47

Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?

Diyorlardı ki, "Biz öldükten, toz ve kemiğe dönüştükten sonra mı diriltileceğiz?"

56:50

Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!

"Bilinen günün buluşma anı için toplanacaklardır."

56:51

Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

"Sonra da siz, ey sapıtmışlar, ey yalanlayıcılar"

56:52

Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

"Zakkum ağacından yiyeceksiniz."

56:53

Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

"Onunla karnınızı dolduracaksınız."

56:55

Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

"Susamış devenin içişi gibi içeceksiniz."

56:56

İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!

Yargı gününde işte böyle ağırlanacaklardır.

56:57

Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

Sizi biz yarattık, doğrulamanız gerekmez miydi?

56:58

Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?

Attığınız meniye dikkat ettiniz mi?

56:59

Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

56:60

Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.

Aranızda ölümünüzü önceden biz belirledik. Kimse bizi engelleyemez:

56:61

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan…

56:62

Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

İlk yaratılışı biliyorsunuz. Öğüt almalı değil misiniz?

56:64

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?

56:65

Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

56:69

Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz, yoksa biz mi?

56:70

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

56:71

Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,

Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?

56:72

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

Onun ağacını siz mi başlattınız, yoksa biz mi başlatmaktayız?

56:73

Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.

Kullananlar için biz onu bir ibret ve yararlı yaptık.

56:74

Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.

Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt.

56:75

Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,

Yıldızların yerlerine yemin ederim.

56:76

Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.

Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!

56:81

Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

Siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

56:82

Allah'ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?

İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?

56:85

(O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Biz ona (can çekişene) sizden daha yakınız; ancak siz göremezsiniz.

56:86

Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,

Yaptığınızın karşılığını görmeyeceğiniz doğruysa,

56:87

Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!

Onu geri çevirsenize, eğer doğru sözlü iseniz?

56:88

Fakat (ölen kişi Allah'a) yakın olanlardan ise,

Ancak o, (bana) yaklaştırılanlardan ise,

56:89

Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

o zaman neşe, çiçekler ve nimet bahçeleri…

56:96

Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.

Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt.