Muminun Sûresi

المؤمنون 23 · 118 Ayet

Besmele

Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.

Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle

23:1

Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;

Gerçeği onaylayanlar başarıya ulaşmışlardır.

23:2

Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler;

Nitekim onlar namazlarında saygılıdırlar.

23:3

Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;

Boş sözlerden yüz çevirirler.

23:6

Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

Ancak eşleri yani yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi oldukları hariç. Onlar kınanmazlar.

23:7

Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

Kim bunun ötesini ararsa sınırı aşmış olur.

23:8

Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;

Onlar ki kendilerine emanet edilen şeylere dikkat ederler. Verdikleri sözleri de yerine getirirler.

23:9

Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.

Onlar ki namazlarını düzenli olarak gözetirler.

23:11

(Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar.

Bahçeye mirasçı olacak ve orada ebedi kalacaklar.

23:12

Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.

Biz, insanı özel bir balçıktan yarattık.

23:13

Sonra onu sağlam bir karargahta nutfe haline getirdik.

Sonra onu sağlam bir bekleme yerinde bir damlacık haline getirdik.

23:14

Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıpyaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.

Sonra, o damlacığı, embriyo olarak biçimlendirdik, sonra embriyoyu dölüt olarak biçimlendirdik, sonra dölütü kemik olarak biçimlendirdik, sonra kemiğe et giydirdik ve sonra onu yeni bir yaratık haline soktuk. Biçim verenlerin en güzeli ALLAH çok yücedir.

23:15

Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.

Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz.

23:16

Sonra da şüphesiz, sizler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

Sonra siz, kıyamet (ayağa kalkış) günü diriltileceksiniz.

23:17

Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.

Üstünüzde yedi yol yarattık ve biz asla yaratıklardan habersiz olmadık.

23:18

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.

23:19

Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

Onunla, sizin için birçok meyveler içeren hurma ve üzüm bahçeleri yaptık; onlardan yiyip duruyorsunuz.

23:20

Tur-i Sina'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

Sina Dağı civarında yetişen ve yiyenler için yağ ve lezzet üreten bir ağaç…

23:21

Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.

Çiftlik hayvanlarında sizin için bir ders vardır. Karınlarındaki maddeden sizi içiriyoruz, onlarda sizin için birçok yararlar mevcuttur; hatta onlardan yiyorsunuz.

23:22

Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

Onların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.

23:23

Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hala sakınmaz mısınız? dedi.

Nuh'u halkına göndermiştik de, "Halkım, ALLAH'a hizmet ediniz. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Saygı duyup erdemli davranmaz mısınız?" demişti.

23:24

Bunun üzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri şöyle dediler: "Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

Halkının ileri gelen inkârcıları, "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Üzerinize egemen olmak istiyor. ALLAH dileseydi bir melek indirirdi. İlk atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.

23:25

"Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım."

O, sadece deli bir adamdır. Hele bir süreye kadar onu gözleyin.

23:26

(Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!

Dedi ki, "Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et."

23:27

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.

Bunun üzerine kendisine şöyle vahyettik: "Gözümüzün önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelince, kaynaklar kaynayıp taşınca her çeşit (evcil hayvanı) ve aleyhlerine hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni al. Zalimler adına benimle konuşma; onlar boğulacaklardır."

23:28

Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

"Sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğinizde, ‘Bizi o zalim halktan kurtaran ALLAH'a övgüler olsun,' de."

23:29

Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskan edenlerin en hayırlısısın.

"Ve, ‘Rabbim, beni kutlu bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin,' de."

23:30

Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

Bunda işaretler ve dersler vardır. Biz elbette sizleri denemekteyiz.

23:31

Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik.

Sonra, onların ardından, başka bir soy yetiştirdik.

23:32

Onlar arasından kendilerine: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hala Allah'tan korkmaz mısınız?" (mesajını ileten) bir peygamber gönderdik.

Onlara, aralarından bir elçi gönderdik: "ALLAH'a hizmet ediniz, sizin ondan başka bir tanrınız yoktur. Saygı gösterip erdemli davranmayacak mısınız?"

23:33

Onun kavminden, kafir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

Dünya hayatında kendilerine alabildiğine nimetler bağışlamamıza rağmen, ahiret karşılaşmasını yalanlayıp inkâr eden, halkının ileri gelenleri şöyle dediler: "Bu, yalnızca sizin gibi bir insandır. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor."

23:34

"Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."

"Sizin gibi bir insana uyarsanız, siz o zaman gerçekten kaybedersiniz."

23:35

"Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vadediyor?"

"Siz öldükten, toprak ve kemik haline dönüştükten sonra, sizin geri çıkacağınızı mı söz veriyor?"

23:36

"Bu size vadedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!"

"Size söz verilen bu şey imkansızdır, imkansız!"

23:37

"Hayat, şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek de değiliz."

"Yaşantımız sadece bu dünyadadır. Yaşarız, ölürüz. Asla dirilecek değiliz."

23:38

"Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."

"O, ALLAH'a yalan yakıştıran bir adamdan başkası değildir. Biz onu onaylayacak değiliz."

23:39

O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol!

Dedi ki, "Rabbim, yalanlamalarına karşılık bana yardım et."

23:40

Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

Dedi ki, "Az sonra onlar pişman olacaklardır."

23:41

Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Korkunç felaket onları hakettikleri şekilde yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı haketmişti.

23:42

Sonra onların ardından başka nesiller getirdik.

Sonra, onların da ardından başka soylar yetiştirdik.

23:43

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Hiçbir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.

23:44

Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikayelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!

Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri peşinden sürüp tarihe gömdük. Gerçeği onaylamayan bir topluluk yok olmayı haketmiştir.

23:45

Sonra ayetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u gönderdik.

Sonra biz, Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

23:46

Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.

Firavun ve ileri gelen takımına… Ancak onlar büyüklendiler. Onlar küstah bir topluluk olmuştu.

23:47

Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

"O ikisinin halkı bize kölelik ederken şimdi biz tutup bizim gibi iki insanı mı onaylayalım" dediler.

23:48

Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helak edilenlerden oldular.

İkisini yalanladılar ve sonuç olarak yok edilenlerden oldular.

23:49

Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

Doğruyu bulurlar diye Musa'ya Kitabı vermiştik.

23:50

Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alamet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.

Meryem oğlunu ve annesini bir işaret kıldık ve onları yerleşmeye elverişli ve pınarı olan bir tepede barındırdık.

23:51

"Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim."

Elçiler, iyi nimetlerden yiyiniz ve erdemli işler yapınız. Ben sizin yaptıklarınızı çok iyi bilirim.

23:52

"Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının" (denildi).

Sizin bu toplumunuz bir tek toplumdur. Ben sizin Rabbinizim; beni sayın.

23:53

Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.

Fakat, onlar işlerini çeşitli kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında bulunandan hoşnut…

23:54

Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.

23:55

Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile.

Sanıyorlar mı ki, kendilerine bağışladığımız paralar ve çocuklar ile,

23:56

Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.

Onların iyiliğine koşuyoruz? Hayır, farkında değiller.

23:57

Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar;

Rab'lerine olan saygıdan ötürü alabildiğine dikkatli olanlar,

23:60

Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,

23:61

İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.

İşte onlar, iyiliklerde yarışanlardır; ve onlar iyilik yapmada öncüdürler.

23:62

Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Bir kişiye ancak kapasitesi kadar yükleriz. Katımızda gerçeği konuşan bir kitap vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır.

23:63

Hayır, onların (o inkarcıların) kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan (bu şirk ve inkarcılıklarından) öte birtakım (kötü) işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.

Zihinleri bundan (mesajdan) gafil olup buna aykırı işlerde çalışıp durmaktadırlar.

23:64

En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

Varlıklılarını cezaya çarptığımızda, yakınmaya başlarlar.

23:65

Boşuna sızlanmayın bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz!

Yakınmayın; bugün tarafımızdan hiçbir yardım görmezsiniz.

23:66

66,67. Çünkü ayetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kabe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

Size ayetlerim okunuyordu da ardınıza dönüyordunuz.

23:67

66,67. Çünkü ayetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kabe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.

23:68

Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

Onlar bu sözü incelemediler mi, yoksa geçmiş atalarına gelmeyen bir şey mi kendilerine geldi?

23:69

Yoksa Peygamberlerini henüz tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

Yoksa, kendilerine gönderilen elçiyi tanımadıkları için mi onu inkâr ediyorlar?

23:70

Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.

Yoksa, onun deli olduğuna mı karar verdiler? Halbuki onlara gerçeği getirmişti. Ne var ki onların çoğu gerçekten hoşlanmaz.

23:71

Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiIer.

Gerçek onların fantezilerine uysaydı, gökler, yer ve içlerindekiler kaosa girerdi. Halbuki onlara mesajlarını verdik, ancak çokları mesajlarından yüz çevirmekte.

23:72

(Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin vereceği daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Yoksa sen onlardan bir maaş mı istedin? Rabbinin maaşı çok daha iyidir. O, rızık verenlerin en iyisidir.

23:73

Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

Kuşku yok ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun.

23:74

Ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.

Ama ahireti onaylamayanlar yoldan sapmaktadırlar.

23:75

Eğer onlara acıyıp da içinde bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında direnirlerdi.

Kendilerine acıyıp başlarına gelen perişanlıklarını giderseydik bile, azgınlıklarına dalıp bocalayacaklardı.

23:76

Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

Onları cezaya çarptırmamıza rağmen Rab'lerine boyun eğmediler, yalvarmadılar.

23:77

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.

23:78

O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!

O'dur sizin için işitme, görme duyularını ve beyinler yaratan. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

23:79

Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

O'dur sizi yeryüzüne yerleştiren; O'nun huzurunda toplanacaksınız.

23:80

Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hala aklınızı kullanmaz mısınız!

O'dur yaşatan ve öldüren; gecenin ve gündüzün değişmesi O'na bağlı. Aklınızı kullanmaz mısınız?

23:81

Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.

Ancak onlar, öncekilerin dediklerini tekrarladılar.

23:82

Dediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?

Ve şöyle dediler: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı dirileceğiz?"

23:83

Hakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!

"Bize ve atalarımıza daha önce aynı şey söz verilmişti. Bu, geçmişlerin efsanesinden başka bir şey değildir."

23:84

(Resulüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?

De ki: "Biliyorsanız, yer, gökler ve içlerinde bulunanlar kimindir?"

23:85

"Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

"ALLAH'ın" diyecekler. De ki: "Düşünmez misiniz?"

23:86

Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor.

De ki: "Yedi göğün Rabbi, büyük yönetimin Rabbi kimdir?"

23:87

"(Bunlar da) Allah'ındır" diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız! de.

"ALLAH" diyecekler. De ki: "Öyleyse neden erdemli davranmıyorsunuz?"

23:88

Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekutu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.

De ki: "Biliyorsanız, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollanmayan; her şeyin egemenliğini elinde bulunduran kimdir?"

23:89

"(Bunların hepsi) Allah'ındır" diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de.

"ALLAH" diyeceklerdir. De ki: "O halde nasıl da aldanıyorsunuz?"

23:90

Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

Kendilerine gerçeği getirmemize rağmen onlar yalanlamaktadırlar.

23:91

Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir tanrı da yoktur. Aksi takdirde her tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

ALLAH çocuk edinmemiştir, O'nunla beraber bir tanrı da yoktur. Aksi taktirde her tanrı yarattığı şeylerle birlikte bağımsızlığını ilan ederek yönetim için bir biriyle çekişmeye girerdi. ALLAH, onların niteledikleri şeylerden çok uzaktır.

23:92

Allah, gaybı da şehadeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Tüm sırları ve tanık olunanları Bilendir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

23:93

(Resulüm!) De ki: "Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevi sıkıntıyı ve uhrevi azabı) mutlaka bana göstereceksen.

De ki: "Rabbim, onlara verilen sözü bana gösterirsen"

23:94

Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma, Rabbim!"

"Rabbim, beni o zalim toplum içinde bırakma."

23:95

Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

Biz elbette, kendilerine söz verileni sana gösterebiliriz.

23:96

Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

23:97

Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

Ve De ki: "Rabbim, sapkınların fısıltılarından sana sığınırım."

23:98

Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!

"Yanımda bulunmalarından sana sığınırım, Rabbim."

23:99

Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: "Rabbim! der, beni geri gönder;"

Onlardan birine ölüm gelip çattığı zaman şöyle der, "Rabbim, beni geri döndürünüz."

23:100

"Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.

"Ki terketmiş bulunduğum şeylerde erdemli işler yapayım." Hayır. Bu onun söylediği bir laftan ibarettir. Diriliş gününe kadar onların ardında bir engel vardır.

23:101

Sura üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

Boruya üfürüldüğünde o gün artık aralarında akrabalık yoktur ve birbirleriyle de ilgilenemezler.

23:102

Artık kimlerin (sevap) tartılan ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kazanacaklardır.

23:103

Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedi cehennemdedirler.

Tartıları hafif gelenler ise, kendilerini zarara soktukları için cehennemde ebedi kalacak olanlardır.

23:104

Ateş yüzlerini yakar; orada suratları çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.

Onlar orada perişan durumda iken, ateş de yüzlerini yalayacaktır.

23:105

Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

Ayetlerim size okunmuyor muydu ve siz de onları yalanlamıyor muydunuz?

23:106

Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

"Rabbimiz" diyecekler, "Bizi talihsizliğimiz yendi; biz sapıtan bir toplum olduk."

23:107

Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

"Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer (eski durumumuza) dönersek artık biz gerçekten zalimleriz."

23:108

Buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık!

Diyecek ki, "Sinin orada, benimle konuşmayın."

23:109

Zira kullarımdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demişlerdi.

"Kullarımdan bir grup, ‘Rabbimiz, gerçeği onayladık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.' derdi."

23:110

İşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yadetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.

"Sizse onları alaya aldınız ve onlar yüzünden beni anmayı unuttunuz. Onlara gülüp duruyordunuz."

23:111

Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

"Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Kazananlar işte bunlardır."

23:112

(Allah inkarcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.

Dedi ki, "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?"

23:113

"Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte sayanlara sor" derler.

"Birgün veya günün bir kısmı kadar kaldık. Sayanlara sor" dediler.

23:114

Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

Dedi ki, "Siz gerçekten çok kısa bir süre kaldınız, keşke bilseydiniz."

23:115

Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

"Sizi boş yere yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi sandınız?"

23:116

Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir.

Gerçek Yönetici olan ALLAH çok yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur ve O, cömert yönetimin Rabbidir.

23:117

Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.

Her kim ALLAH'la birlikte, hiçbir delile sahip olmayan başka bir tanrıya da hizmet ederse, onun hesabı Rabbinin katındadır. Kuşkusuz kafirler başaramazlar.

23:118

(Resulüm!) De ki: Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.

De ki: "Rabbim, (bizi) bağışla, merhamet et; sen, merhamet edenlerin en iyisisin."